İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

15 Mart 2017 Çarşamba

Kısacık Kos

Yeni yerler görmeyi o kadar seviyorum ki... Dün Kos'taydım. Diğer adıyla İstanköy. On iki adalardan bir tanesi Kos. Bodrum'dan yaklaşık 50 dakikalık bir feribot yolculuğu ile rahatça ulaşabiliyorsunuz. Adaya varır varmaz, feribotta tanıştığımız sevgili rehberimiz İrini (çok çok selam olsun tatlı rehberimize 🙋) eşliğinde 3 saatlik bir otobüs gezisine başladık.

İlk olarak Hacipetrou Zeytinyağı Fabrikası'na gittik. Kos'un en eski zeytinyağı fabrikasıymış. Nefis zeytinlerden tattık ve yine ikram olarak sunulan ekmeklerimizi, hem yeşil zeytinden yapılmış hem de siyah zeytinden yapılmış zeytinyağlarına bandıra bandıra yedik 😜😜. Burada şaşırılacak bir şey yok zaten, Ege'nin her yerinin zeytini ve zeytinyağı çok güzel, şüphesiz!! Asıl benim ilgimi çeken, yine fabrikada ikram ettikleri ve ilk defa tattığım tarçın şurubuydu. Adı Kanelada olan bu şurup sulandırılarak servis ediliyor ve sağlığa çok faydalı olduğu söyleniyor. Tadı da çok güzel ayrıca, nımnımnımımmmmmm...

Zeytinyağı fabrikasından sonra Kefalos'a geçtik. Panoramik manzaraya sahip bir yerleşim bölgesi. Ege Denizi, Kalymnos, Pserimos ve diğer adalar, Bodrum, hepsi ayaklarınızın altında. Bol bol resim çektik tabii ve bir kahve molası verdik. 

Son durağımız ise Haciemmanuil Şarapçılık'tı. 2000 yıllık bir imalathane! Kocaman mahzenlerini gördük, şarapla ilgili yeni bilgiler öğrendik. Mesela, kırmızı şaraplar 10-15 yıl bile bekledikten sonra içilebiliyorken, beyaz ve rose şarapların en fazla 3 yıl içinde tüketilmesi gerektiğini biliyor muydunuz? 

Tabii ki, sizin de tahmin edeceğiniz gibi bol tadımlı bir ziyaret oldu bu ziyaret 🍷. İki tane önerim olacak sizlere. Latin Alfabesine göre isimlerini bile aldım. İkisi de Yunan Şarabı. İkisi de beyaz. Birincisi "Dikeos", çok güzel bir beyaz şarap. Adının anlamı "adalet" imiş. Kesinlikle denemelisiniz. İkincisi ve bana asıl değişik gelen şarabın adı ise "İliodoron". Anlamı "güneşin hediyesi" 😌. Bu, tatlı bir şarap fakat meyve şarabı gibi değil. Anlatması zor, denemeniz lazım. Genelde, yemeklerden sonra, ağızda hoş bir tat bıraksın ve hazmı kolaylaştırsın diye içiliyormuş. 

Vakit kısıtlı olduğu için Eski İtalyan Yönetim Binası'nı, Katedral'i, Roma Evi'ni, Roma Tiyatro Binası'nı ve Antik Stadyum'u otobüsten gördük. Tek üzüldüğüm Asklepion'u görememek oldu. Günübirlik bir geziye her şeyi sığdıramıyoruz maalesef. Bir sonraki gidişimde dünyanın ilk hastanesi Asklepion'u mutlaka göreceğim. 

Bir de küçücük bir ada vardı hemen yakınlarda. "Kastri" imiş adı ve "küçük kale" anlamına geliyormuş. Çok şirin gözüküyor. Zaten Kosluların da nikah için favori yerlerindenmiş. Damat adaya önce çıkıp, gelini beklemeye koyuluyormuş. Gelin de sonradan tekneyle, salına salına, gelinliği Ege rüzgarında uçuşa uçuşa damadın yanına gidiyormuş 💕. İlgilenenlere duyurulur! 

"Zorba" eşliğindeki otobüs gezimiz, üç saatin sonunda bitti ve herkes keyfince dolaşmak için dağıldı. Ben, Fatte söylediği için "Hipokrat Ağacı"nı görmeye gittim. Muazzam büyük ve içi geçmiş, fakat hala ayakta. Gerçekten de tıbbın babası Hipokrat'ın altında öğrencileriyle ders yaptığı ağaç olduğuna inandım çünkü gayet 3000 yaşında duruyor 🌳.

Hipokrat Ağacı'nı ararken Palmiye Köprüsü'nü de yakından görme fırsatım oldu. Yemyeşil bir köprü, çok güzel bir manzara! Zaten Kos'un her yeri Palmiye, Limon ve Okaliptus Ağaçları ile dolu. 

Uzun uzadıya yemek yemeye vaktim olmadı açıkçası. Dolaşmayı tercih ettim. Sadece küçük bir kafede muhteşem tarçınlı çörek yedim. Tadı hala damağımda. Kafenin adı "Philippe Croissanterie". Benden bir tavsiye daha 😏😏😏.

Unuttuklarım olduysa tekrar yazacağım, şimdilik bu kadar...

Herkese iyi geceler.

2 yorum: