İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

11 Nisan 2017 Salı

Biraz Kula, Biraz Eşme

Sabahın sekizinden gece on ikiye varan bir gezi gerçekleştirdik. Yorulduk mu? Evet. Değdi mi? Fazlasıyla!!! Önce Salihli'de bir kır bahçesinde kahvaltı yaptık hep beraber. Hatta isim de vereyim, "Turkuaz Kır Bahçesi". Bir sürü tavşan, kaz, paçalı tavuk 😄, köpek görebileceğiniz, sarmaşıklarla bezenmiş merdivenlerinden kuş evlerinin olduğu çiftliğe çıkılan şirin bir yer. Aklınızda bulunsun.

Karnımız doyunca sürdük otobüsü Kula'ya. "Kula nasip olmaz her kula!" diye bir deyişleri var Kulalıların. Çok hoşuma gitti benim 😊😊😊. Çarşısını, dar sokaklarını, eski evlerini falan gezdik ilk önce. Ben bayılırım zaten geniş avlulu, eski taş evlere. Yöre halkı da çok misafirperver, kime rastlasak hemen evine buyur etti. Oturmadık ama en azından evlerini içeriden görebilme şansımız oldu. Bir tane dedecik bana 100 küsur tane tavuğunun 🐓olduğu kocaman kümesini gösterdi büyük bir gururla. Canım benim... 

Sonracığıma, meşhur tahinli pidelerinden yedik, nefisti! Çifte kavrulmuş sıcacık tahin olmuş sana Nutella mübarek, namnammnammm 🍛... Kahvelerimizi de Tarihi Hamam Kafe'de içtik. Hamamı kafeye çevirmişler, göbek taşlarında nargileler, tavlalar 😀. Tabii her yer mermer ve dolayısıyla buzz gibi. Zaten Kula'da da Eşme'de de hava oldukça serindi, neyse ki hazırlıklı gitmiştik.

Asıl bahsetmek istediklerim, aslında bu zamana kadar nasıl bunlardan haberimiz yokmuş diye hayıflandığım jeolojik miraslarımız. ABD'deki Grand Canyon'dan sonra dünyanın 2. büyük kanyonunun Uşak/Eşme'deki Ulubey Kanyonu olduğunu biliyor muydunuz? Biz bilmiyorduk açıkçası. Muhteşem bir manzara!!! Cam terastan bakmak biraz ürkütücü, itiraf etmem lazım. Karşıya bakıp yürürsen hiç sorun yok amaaaa ne zamanki aşağıya bakıyorsun... O metrelerce derinlik kalbini gümletiyor 😱😱. Korka korka gittik yine de cam terasın ucuna kadar. Ben böyle manzara ömrümde görmedim!!! Akşam olmak üzereydi biz oraya vardığımızda, o yüzden cam terasta oldukça üşüdüğümüzü de söylemeden geçemeyeceğim. Ama olsun, hepsine değdi 💝.

Yine Kula'ya dönecek olursam orası ile ilgili görmeniz gereken iki önemli yer söyleyeceğim. Birincisi Peri Bacaları, nam-ı diğer Kuladokya 😊. Minik Kapadokya gibi düşünebiliriz. Kuladokya'nın Kapadokya'dan temel farkı, peri bacalarının gölsel çökme sebebiyle oluşmuş olması. Mutlaka görülmesi gereken bir doğa harikası. İkincisi ise Eylül 2013’de İtalya’da düzenlenen törenle Türkiye’nin ilk ve tek  jeoparkı olarak tescillenen Kula Volkanik Jeoparkı. UNESCO sertifikalı bu jeoparkı gezerken doğanın karşısında bir kez daha eğiliyorsunuz. Binlerce taşlaşmış lavın arasından çıkan papatyalar insanı hayrete düşürüyor. Kısaca bilgi vereyim, jeoparktaki Divlit Yanardağı en son 12.000 yıl önce patlamış ve 2.000 sene boyunca yavaş yavaş yanmış ancak kimseye zararı dokunmamış. Tam da bu yüzden, Kula’nın bir adı da “Katakekaumene” yani “Yanık Ülke” imiş. Tüm bu bilgileri de şehir merkezindeki Jeopark Müzesi’nden öğrendik. Jeoparka gitmeden önce müzeyi gezmenizi mutlaka tavsiye ederim.

Kula-Eşme gezimizle ilgili bu yazıyı Kula’nın dar sokaklarından birinde gördüğüm bir söz ile bitiriyorum. Umarım yazımı beğenirsiniz 👩.

“Kolun mu kırıldı? Üzülme, belki Allah sana kanat verecek... " Mevlana

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder