İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Enerji, Yanılsama, İlişkiler... Yaz Sıcağında Terleyen Tespitlerim

Merhabalar arkadaşlar... Size yine (!) çok garibime giden bir şey anlatmak istiyorum. Geçenlerde tesadüfen aynı kulüpte olduğum ama daha önce görmediğim bir kadın ile karşılaştık. Ortak bir arkadaşımız aracılığıyla bir araya gelmiş ve resmen tanışmış olduk. Sohbet, muhabbet derken kadın birden hatırladı beni. Meğer görmüş beni daha önce. Benim de gayet net hatırladığım bir akşam... Kulüpten bir arkadaşımıza destek olmak amacıyla katıldığı karma serginin açılışına gitmiştik. Kasım'dı. Ben daha üç gün önce yüzük takmıştım. Arkadaşlarımı ilk defa görüyordum yani yüzük taktıktan sonra. Sarılıp, öpüştükten sonra arkadaşlarıma yüzüğümü göstermiştim. O an bunun garip olduğunu düşünmemiştim açıkçası. Nasılsa görecekler zaten demiştim. Hem insan mutluluğunu arkadaşlarıyla paylaşmak istemez mi?

Öyle değilmiş bu işler işte! Bakın Temmuz'dayız, aradan DOKUZ ay geçmiş neredeyse. Yukarıda bahsettiğim kadın "A aa ben seni hatırladım, sen sergide elini sallaya sallaya yüzüğünü gösteriyordunnn!!" dedi bana 😕😕😕😕. Nasıl antipatik gözükmüşsem artık, ne kadar nefret etmişse benden o akşam, hala hatırlıyor. Şimdiki aklım olsa böyle bir hareket asla yapmazdım. Mutluluk paylaşılamıyor bu coğrafyada maalesef. Herkesin bin tane derdi varken, bütün ilişkiler hastalıklıyken, sevgililer/eşler hep mutsuzken, mutluluk paylaşmak çok mantıklı değil belki. Kadının, kim olduğumu hatırladıktan sonra gözlerinden geçen parıltıyı asla unutmayacağım. Öncesinde havadan sudan bahsediyorduk, ben de daha çok yeni ilişkim bittiği için neşe saçmıyordum elbette. O da mutsuz bir evliliği olan her kadın gibi üzülmememi, değmeyeceğini vs. öğütlüyordu. Ne zaman kim olduğumu anladı, size yemin ederim, gözlerinden "Yaa gördün mü tatlım? Öyle yüzüğü sallayarak caka satmakla olmuyor. Bak oturmuşsun işte k.çının üstüne!" cümleleri geçti. Projeksiyon perdesinden okur gibi okudum. Üzüldüm. O akşam, kadına kendini bu kadar kötü hissettirdiğim için üzüldüm. İstemeden çok antipatik durduğum için üzüldüm. Mutsuz insanlar, etrafında mutsuz insanlar olmasını seviyor gerçeğine üzüldüm. Hep söylerim, en sevdiğim yabancı atasözlerindendir: "Misery loves company." Doğru maalesef 😔.

Bunu ben de yapamıyorum açıkçası. Dürüst olmam lazım, buradan kendimi kandırmamın bir anlamı yok. Kendim çok mutsuzken başkalarının mutluluğuna çok sevinemiyorum. Onlar için kötü şeyler temenni etmiyorum tabii ama can-ı gönülden de sevinemiyorum. Sevinemiyordum. Daha önceleri böyleydim en azından. Şimdi nasılım bilemiyorum. Tecrübe edecek bir olay olmadı henüz. İnşallah değişmişimdir. Bu hiç hoş bir şey değil!

O kadına da kızamıyorum bu yüzden. Kötü bir insan olduğu için öyle hissetmedi. Biliyorum. Kendimden biliyorum. Yine de böyle olmamalıyız. Kendimizi de etrafımızı da güzel enerjiler ile kuşatmalıyız.

İnşallah bir gün öyle olacağım 🙏. "Abla"yı örnek alıyorum kendime, tam bir teslimiyet içinde ve sonsuz huzuru yakalamış. İmkansız gibi geliyor kulağa ama olmuş işte. "Abla" bunu başarmış. Etrafındaki herkese iyi geliyor. Öncelikle de kendine... Ne güzel!

İşte böyle dostlar, gene çok yazdım 😚. Herkese iyi tatillerrrrr...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder