Sevgili Dostlarrrr!
Yine hiç bir şeylere zaman bulamadığım bir dönemde olduğumdan mütevellit pek fazla blog yazamıyorum bu aralar 😒. Şirkette bir yoğunluk, bir yoğunluk! Malum 23 Nisan geliyor, biz de şenlik yapacağız tesislerimizden birinde. E ardından Sıcak Şarap Gecesi geliyor. (2. Sıcak Şarap Gecemizi yapacağız İnşallah. Ayy bir güzel oluyor, bir güzel oluyor... Müzik, şarap, ateş... Güzel olmaz mı hiç?) Masasıydı, gitaristti, akış planlamaydı, bilmem ne derken hoooop akşam oluyor.
Akşamları da efendime söyleyeyim, eğer Jemmoo burada değilse ben evde oluyorum genellikle. Az biraz kitap, dergi okumaya çalışıyorum. Bu aralar baya boşladım çünkü. Elimde sürünüyor kitaplar, dergiler. Ya da yoga yapıyorum. Salı ve Perşembeleri zaten Zumba'ya gidiyorum bir aydır. O da çoook eğlenceli ve iyi terletiyor hani 💦. Zaman buldukça da Jemmoo'nun yıl dönümü hediyesini örüyorum. Ona söylediğim için size de söyleyebilirim, atkı örüyorum efendim kendilerine. Yüzyıllardan beri elime örgü almadığım için azıcık yanlışlıklar oluyor tabii 😝. Olsun, önemli olan el emeği, göz nuru olması değil mi?
Bütün bunlardan sonra blog yazmaya fırsat bulamadım işte bir türlü. Sinemaya bile ne zamandır gitmiyormuşuz meğer, geçen akşam gidelim dedik. Hafta içi olunca tabii, bir de film gece yarısı bitince, "Biz en iyisi bir süre daha sinemaya gitmeyelim!" kararını verdik oy birliği ile. Haşadımız çıktı, ertesi gün işe sürünerek geldim resmen. 😛😛Kim bilir tarihin kaçıncı tekerrür edişi...
Bu arada, bizim taşınma işlerini de halledemedik daha. Hahahaha, İnşallah taşınacağız bir gün. Biz kirasını ödediğimiz eve hala taşınamazken, babamdan kısmen beklenen bir hamle geldi. Manisa'ya taşınıyor. Çok daha iyi olacak onun için diye düşünüyorum. Her Allah'ın günü, Buca'dan Manisa'ya gidip gelmek... Aman aman! Boşandıktan sonra birlikte yaşamaya devam ettiği eski eşi ile yolları da temelli ayrılmış oluyor bu vesile ile. Ne diyelim? Her şeyin hayırlısı! 🙏 Canım babam... 💕 Yeter ki o iyi olsun!
Şimdi ofisten çıkmam lazım. Birazdan devam edeceğim.
--------------------------------------------------------------------
Gecenin bir körü oldu ve ben ancak şimdi devam edebiliyorum. Bir sürü gündem maddemiz olduğu için yeni vakit bulabildim. Olsun. İnsanın konuşacak, uğraşacak bir şeyleri olması güzel. Allah dermansız dertler vermesin...
Bu saatlere kadar süren telefon trafiğinin sebebi ise bu hafta sonunun bir hayli tempolu geçecek olması. Hem etkinliğim var Cumartesi hem de WW geldi İstanbul'dan, birlikte planlarımız var malum. Kendileri, benim kadim dostlarımdandır. Geçen ay ben onun yanına gitmiştim. Canım benim nasıl da keyifle ağırladı beni. Sırf ben istiyorum diye buz gibi havada Büyükada'ya gittik. (Faytona binemedik maalesef çünkü birazcık donduk galiba.) Soğuğa rağmen yine de çok keyifliydi. Bir de aynı gün, şansıma, Mert Fırat'ın oyununu seyrettik. O da piyango oldu benim için. WW gidecekti zaten arkadaşlarıyla, biletler de tükenmişti. Ben de oyalanacaktım bir-iki saat kendi kendime. Arkadaşlarından biri gelmeyince, hooop ben girdim tiyatroya. Balın böylesi! 😋 Çok da eğlenceliydi, herkese tavsiye ederim. Oyunun adı "Bütün Çılgınlar Sever Beni". İzlemediyseniz, izleyin derim.
Eee, ben de şimdi boş durmayacağım tabii. Arkadaşcağımızı spa'lara, havuzlara 🏊götüreceğim. Şöyleee bir gevşeyelim bakalım. Gerçi, Cumartesi birkaç saat çalışacak garibim benimle birlikte. Ne yapalım artık, bu sefer de böyle olsun. Akşamına Jemmoo'nun yanına, Kuşadası'na gider, öcümüzü alırız. 😎
Aslında ben hafta sonu çalışmıyorum ama bu aralar etkinlik üstüne etkinliğimiz olduğu için hafta sonları istisnalar olabiliyor. Hahaha yine sunuculuk yapacağım hatta bir etkinliğimizde. Zaten o mikrofon bir şekilde benim elime geçiyor her nasılsa! 😄Ben de çaktırmadan memnunum bu durumdan.
Vallahi zaten doğruyu söylemek gerekirse (Her yerde söylüyorum gerçi ve muhtemelen daha önce size de söylemişimdir. ☺) işimi çok seviyorum. Etkinlik, organizasyon, halkla ilişkiler, sosyal medya yöneticiliği... Tam bana göreymiş. Beceriyorum da çok şükür. 🙏Tek bir sıkıntı var. Genel Müdürlük'teki değerli (!) arkadaşlar beni sevmiyorlar. Hem de en başından beri. Arkamdan dedikodular, yüzüme suratsızlıklar... Hiç önemli değil! Elbette bazen canım sıkılıyor bu duruma ama yapabilecek bir şey yok. Şunu kabul etmek lazım, insanlar sizi yok yere sevmeyebilir. Sizi hiç tanımadan sevmeyebilir. Yeni ve güzel şeyler yapıyorsunuz diye sevmeyebilir. Aynı gemide olsanız bile! Burası çok önemli!!! Biz aynı şirketteyiz bu insanlarla ve şirketin lehine olan her şey bizim de lehimizedir, değil mi? Ancak, teori pratik ile uyuşmuyor. Sırf benden hoşlanmadıkları için (Allah bilir neden?) ben başarısız olayım istiyorlar. Varsın şirketin imajı zedelensin, varsın para kaybedelim, varsın müşteri kaybedelim. Hiiiiç önemli değil! Önemli olan benim başarısız olmam. Bu nasıl bir şuursuzluk? Anlayamadım gitti.
Neyse dostlar, bu insanları sayfalarca anlatırım ama büyük kayıp olur. Emeğime de zamanıma da yazık. Bugün, meşhur Bütün Dünya dergisinin bir makalesinde okuduğum, konuyla ilgili bir saptama ile bitireyim yazımı:
"Zengin insan en çok paraya, eşyaya sahip olan insan değil, başkalarının mutluluğuna, başarısına içtenlikle sevinen, yüreği zengin insandır."
Kendinize iyi bakın, mutlu olun, yüreği zengin olun!
Herkese iyi gecelerr... 🌛
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder