Anneannem dün sabah yine düştü.
Saat 07:30 sularında, tam benim de kalkma vaktimde, “Düştüm, beni kaldırın!”
diye bağırmasıyla zınk diye ayıldım. Annem bir yandan, ben bir yandan koşturduk,
kaldırdık anneannemi. Tuvalete giderken destek aldığı bastonu kaymış ve düşmüş.
Düştükten sonra maalesef kendi kendine kalkamıyor.
Haziran’dan beri üçüncü oldu
düşmeleri. Neredeyse 4 aydır sürekli yatıyor canım anneannem. Tam iyileşiyor
derken bir daha düşüyor çünkü. Dün de böyle oldu. Pazar günü ilk defa mutfakta
bizimle oturdu yarım saat kadar. Hatta ona meşhur Türk kahvemden yaptım. 3-5
güne iyice ayaklanır diyorduk ki… Dün sabahki düşmeyle birlikte yine başa
döndük.
En kötüsü düşmek değil aslında.
Düştüğü yerden kalkamamak…
………………………………..
İşte bu duygu ve düşünceler
içindeyim bir süredir. Yüreğim kabarıyor. Anneannemin rahatsızlığı sinirlerimi
yıprattı galiba. Çaresizlik, her an gözümün önünde olunca etkilenmeden
duramıyorum. Bir de şunu biliyorum tabii
artık, yeni bir yaş daha almaya bir hayli yaklaştığım şu günlerde: Bu dünyada
ne mesleğin, ne paranın, ne ünvanın, ne ailenin, ne kocanın yani HİÇBİR şeyin
garantisi yok!
Hal böyle olunca içime bir kasvet
basıyor. Sonra içimden bir ses hatırlatıyor: “Merak etme, Allah
var!”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder