Dostlar, dostlar!
Yine yeniden merhaba... Dizimi kırıp evde oturduğum bir Pazar gününü elbette sizlere yazarak değerlendirmek istedim. Bu arada takipçi sayımın arttığını görüyorum ve bu beni çooook mutlu ediyor!! Henüz binlerce kişiye ulaşmış olmasam da her yol küçük bir adımla başlar değil mi? 😉
Eveeeet, 10 günlük hastalık dönemim sanıyorum artık bitti. Sesim hala eskisi gibi değil ama olsun hapşırıklar, öksürükler bitti çok şükür. Gerçekten tüm sülalemin dediği gibi gezmekten hasta oldum! 😕 Adet oldu her gezimde ilk olarak en yakın Sağlık Ocağı'na uğramak. Bu işte bir tuhaflık var hehehehe... 😂 Neyse efendim, Eskişehir'i ve bu aralar değişik neler yaptığımı başka bir yazıda anlatacağım. Fakat!!! Eskişehir insanının çok iyi niyetli, yardımsever ve sevecen olduğunu söylemem lazım hemen. Caaanım Anadolu insanı, hep böyle zaten. Bir şey soruyorsun, deliler gibi yardımcı olmaya çalışıyorlar sana. Üçün-beşin lafını asla etmiyorlar. Biraz tarif konusu sıkıntılı sadece. Aynı yeri herkes farklı tarif ediyor! 😃😃 Benim gibiler biraz yani, beynin yer-yön kısmı accııık yavaş çalışıyor. Uzamsal zeka diye tabir ettiğimiz zeka kategorisi. Olsun, hiç sorun olmadı bu konu çünkü Eskişehir küçük ve derli toplu bir şehir, illaki aradığını buluyorsun. Hem de kısa bir sürede.
Benim asla unutamayacağım an, çorbacıdaki an herhalde. O Cuma akşamı annemle gittiğimiz çorbacı. Hastayım diye çorba içelim, iyi gelir dedik ve otelin yakınındaki bir çorbacıya gittik. Çorbalar geldi, bir de su istedik ben ilaç içeceğim diye. Garson suları getirdi ve tam o sırada benim yine hapşırığım tuttu. Adamın yüzüne yüzüne gümbür gümbür hapşırdım. Adamcağız karşılık olarak ne desin? "Allah size uzun ömürler versin!" dedi. Ayy, ne kadar güzel bir karşılık değil mi? Nasıl hoşuma gitti böyle demesi... Bugüne kadar kimse böyle dememişti vallahi. Hem şaşırdım hem çok hoşuma gitti. 😊
---------------------------------------------------------
Dediğim gibi Eskişehir'in ayrıntılarına başka bir yazıda gireceğim. Asıl bombaya geleyim!!!! Bu sefer de Selanik'e gidiyorum. Hem de Nevbuş'la! Nereden, nereye? Belki Nevbuş'u hatırlamıyorsunuzdur, hatırlatayım. Nevbuş, babamın hayat arkadaşı. En doğru tanım bu herhalde artık. Bir zamanlar evliydiler, sonra bazı sebeplerden boşandılar ama aynı evde yaşamaya devam ettiler. Sonra kavga edip ayrıldılar ve babam Manisa'ya taşındı. (İşi de orada zaten.) Ve fakat bir süre sonra barıştılar ve babam sık sık İzmir'e gelmeye başladı. Nevbuş, Manisa'ya gitmeye başladı falan filan derken şimdi Nevbuş emekli oluyor ve önümüzdeki ay babamın yanına Manisa'ya taşınacak. Hehehehehe vallahi de böyle! 😛😛 Hayatımın hiç bir kesitinde normal bir ilişki yok yeminle. Neyse, onlar mutlu olsun yeter ki! Gerisi önemli değil.
Konuya dönecek olursam, Cuma akşamı babazimlere gittim. Sohbet, muhabbet derken babam yine sorunlu özel hayatım konusunda beni markaja aldı. Canım benim, birtanecik babam... 💕 Ben de ebelek gübelek bir şeyler geveleyip konuyu nasıl geçiştirsem derken birden aklıma dahiyane (!) bir fikir geldi. Direkt Nevbuş'a dönüp: "Ben Selanik'e gitmeyi düşünüyorum. Sen gitmiştin. Nasıl gittin? Nereleri gezdin?" diye soruverdim. Amaninnnn! O da bunu bekliyormuş galiba. "A aaa, ben çok sevdim oraları. Bir daha görmek isterim. Ben de geleyim!" demez mi? 😆😆😆 Veee böylelikle biz şimdi Nevbuş'la Selanik'e gidiyoruz efendim. Ha evet, zaten bir gün gitmeyi, Ata'mın evini görmeyi çok istiyordum. Kısmet böyleymiş demek ki!
----------------------------------------------------------
İşte böyle cancağızlarım... Bu hafta vize için evrak toplayacağım velhasıl. Mutlu, huzurlu, bereketli ve sevgi dolu bir hafta olsun İnşallah! 🙏Hepinizi öpüyorum... 😘
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder