İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

30 Temmuz 2020 Perşembe

Arife Sabahı

Günaydın Tatlı Dostlar!

Güzel bir Arife sabahında, hepinize sevgilerimi gönderiyorum. Tam şu an itibariyle Başkan ile bayramlaşmak üzere Müdürlüğümüzdeki yerlerimizde sıramızı bekliyoruz.

Bilirsiniz, ben güzel şeylerin "hemen öncesi"ni kendisinden bile çok severim. O yüzden Arife günleri de çok anlamlı, özeldir benim için. 

------------------------------------------

Fark ettim ki size Selanik'ten hiç bahsetmemişim. Bugün o yüzden oturdum bloğumun başına. Hem de bu vesileyle Bayramınızı da kutlamak istedim. 😁

Vallahi açıkçası Selanik'te görülecek tek bir şey var; o da Ata'mın evi. O kadar! Başka hiçbir şey yok. Zaten ben de sırf bunun için gitmek istemiştim. Evde eşya anlamında çok bir şey kalmamış geriye aslında. Ancak, ben eşya kısmına çok takılmadım. O atmosfer yeter. Düşünsenize Atatürk'ün doğduğu, çocukluğunun geçtiği ev. Altında oyun oynadığı Nar Ağacı duruyor hala avlunun ortasında.

Benim için o evi gezmek, o havayı solumak yeterliydi. Canım Ata'mız, Kahramanımız, Babamız... Nurlar içinde uyu. 🙏

------------------------------------------

Başka da ilginç bir şey yok bence Selanik ile ilgili. Belki ben Yunanistan'ı çok gezdim diye böyle düşünüyor olabilirim. Ama bir Atina değil yani. Şimdi "Akropolis" ve dünyanın ilk üniversitesi kabul edilen "Akademi" ile Selanik'teki "Jumbo" alışveriş merkezini kıyaslayacak değilim. Ama Jumbo'nun da hakkını vermek gerek. Süper bir alışveriş merkezi. Yok yok! Parti malzemelerinden köpek elbiselerine, fantezi çamaşırlardan bahçe mobilyalarına... Hem de hepsi çok ucuz! Ben de bazı ciciler aldım tabii oradan. 😏  

Velhasıl efendim, Ata'mın evini görmek için mutlaka gidilmesi lazım. O evin, o bahçenin havasını solumak lazım. Dönüş yolunda Kavala'ya da uğradık bu arada. Bir sahil kenti olan Kavala elbette tüm sahil kentleri gibi çok güzel. Bana, Sakız ve Midilli'yi anımsattı. Tabii Kavala ada değil ama deniz görünce hepsi birbirine benziyor sanki. Deniz olan her yeri çok seviyorum. 

------------------------------------------

Ay bir de telefonumu çaldılar Selanik'te biliyor musunuz? Allah'ım nasıl böyle bir şey oldu anlayamadık. Hani "altından donunu alırlar, fark etmezsin" derler ya... Aynen öyle işte. Paltomun cebinden şakırt diye çekmişler telefonu. Ne benim ruhum duydu, ne yanımdakilerin. 

Sağlık olsun tabii. Hiç üzerinde durulacak bir şey değil. Hatta Selanik Karakolu'nda Yunan polislerle tutanak tutma gibi tuhaf bir anım da olmuş oldu. Asla unutmayacağım. 🙈

-------------------------------------------

Son olarak şunu söylemeliyim ki karayolu ile yurt dışına çıkmak çok başka bir his. Bu anlamda da çok farklı bir tecrübe oldu benim için. Uçak ya da gemi ile aynı hisleri yaşayamıyorsunuz. Karayolu çok başka. Pat vatandasın, pat değilsin. Çok acayip! Giderken gecenin bir yarısıydı, tam olayın içine giremedik. Ama dönerken... Aman Yarabbi! Meriç Nehri'nden geçiyorsun ağır ağır. Köprünün iki cephesi de mavi-beyaz boyalı. Sonra... Tekrar basıyorsun Kutsal Topraklar'a! Köprünün iki cephesi kırmızı-beyaz! Renklerine kurban olduğum ülkem... Hemen askerimiz karşılıyor bizi sınırdan geçer geçmez. Otobüste bir alkış, bir kıyamet! Bu hissi anlatmam imkansız. Yaşamak lazım. Karayolu ile sınırdan geçmek ve vatana dönmek bambaşka bir şey. Allah'ım kimseyi yersiz, yurtsuz, vatansız bırakma güzel Rabb'im...

-------------------------------------------

Selanik maceramız da burada bitiyor arkadaşlar. Başka bir yazıda görüşene kadar sağlıklı, mutlu, huzurlu, keyifli kalın. Bayramımız mübarek olsun. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim... 💋💋💋

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder