İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

26 Eylül 2021 Pazar

Cuma 40 dedik 🙏

Sevgili Dostlar,

Cuma günü kırkımız çıktı çok şükür. 🙏 Lohusalık bitti. Kırmızı kurdelemi çıkardım artık. 😊Tam kırkında yazacaktım aslında ama banyodayken sular gittiği için ve yaklaşık 5 saat köpüklü köpüklü suların gelmesini bekleyip delirdiğim için yazamadım maalesef 🙈.

Bugün 42 günlük oldu. Uğurböceğim günden güne büyüyor. 💗 Beni takip etmeye başladı bir süredir. Acayip hoşuma gidiyor. Tam olarak ne kadar görüyor bilmiyorum ama yanından kalkıp mutfağa giderken başını çevirip arkamdan bakıyor yattığı yerden annesinin kuzusu. 💞💞💞💞

Ağlamalarımız, gündüz uyumamak için direnmelerimiz ve her yer kusmuk içinde yaşamamız devam ediyor. 😂 E diyorlar ki ilk üç ay böyle oluyormuş. Yeni nesil otoriteler, doğumdan sonraki ilk üç ayı 4. trimester olarak kabul ediyormuş. Yani bebekler kendilerini hala anne karnındaki gibi annesiyle tek vücut zannediyormuş. Yerim ben onları ya! 😍😍 Yine yeni nesil otoritelere göre “yerim, ısırırım” falan dememek gerekiyormuş ama… Bunu çok mantıklı bulamadım valla, otoriteler kusura bakmasın. Bebek kendini yiyecek mi zannediyormuş yani? Ne saçma! Biz de böyle büyüdük, kimse kendini ekmek, peynir zannetmiyor. 😅 Ben doğurdum, öpeceğim de içimden nasıl geliyorsa seveceğim de ne hissediyorsam söyleyeceğim de.

4. trimester kavramı ise başka. O aklıma yattı çünkü Güneş gerçekten benimle yapışık yaşamak istiyor. Mümkünse omzumdan aşağı verev olarak bir şeyle tutturalım onu ve memem de her zaman ağzının içinde olsun. 😆😆😆 Hiç çıkmasın ağzından. Kıyamam gaz sancısı tuttuğunda bile emmek istiyor, hatta memeden medet umuyor sancısı geçecek diye. Ah o gaz sancıları! Hepsini ben çeksem keşke, çocuğumun hiç canı yanmasa… Neyse ki kabul edilebilir düzeyde oluyor gaz sancıları. Çok şükür. 🙏

Yalnız, dün gece çok kötü oldu. Sabah 4’e kadar uyuyamadık. Nedeni de Sinovac büyük ihtimalle. Dün için Biontech randevusu almıştım aslında. Ama ne yalan söyleyeyim hiç de içime sinmiyordu. Ayaklarım geri geri gittim hastaneye. Önce bir form verdiler, sadece Biontech için böyle bir form imzalatıyorlar. Formdaki maddelerden biri de “Gebeler ve emziren anneler üzerinde yeterli araştırma bulunmamaktadır.” İçim ürperdi zaten bu maddeyi okuyunca. Sonra da hemşireler yeterli kişi olmadığını, 6 kişi olmamız gerektiğini, 6 kişi toplanana kadar beklemem gerektiğini söylediler. Bir pakette 6 aşı mı varmış neymiş, paket açıldı mı tüm aşıların hemen kullanılması gerekiyormuş falan filan. Ben de ne yapayım, bekleyeyim mi yoksa gideyim mi diye düşünürken danışmadaki hamile görevli ile sohbet etmeye başladık. O da doğumdan sonra Sinovac yaptıracağını söyleyince ben de fikrimi değiştirdim. Tüm bunları işaret kabul ettim ve sonuç olarak Sinovac yaptırdım.

Aşıdan sonra 4-5 saat emzirme yasağı vardı. Bekledim ben de tabii. Yasağa rağmen bir gaz tuttu çocuğu aman Allah’ım. Sabahı sabah ettik. Geçti çok şükür ama Biontech olsaydım neler olacaktı kim bilir diye düşünmeden edemiyorum. 🙎

Velhasıl bizde günler böyle geçiyor bu aralar ve nasıl hızlı geçiyor anlamıyorum vallahi. Dönüş vaktimiz bile geldi çattı. Haftaya Pazartesi yazlığı kapatıyoruz artık. E havalar da soğuyor zaten. Şehre dönelim de düzenimizi kuralım bir an önce. Bir de yine bir yarışmaya katılacağım İnşallah ilk göz ağrım masalımla. Ayrıca, adliyeye başvuracağım tercüman bilirkişi olmak için. Birtakım işlerim var anlayacağınız ama Güneş Hanım ne kadar müsaade edecek onsuz dışarıya çıkmama, orasını bilemiyorum. 😊😊😊

Mama saatimiz geldi. Gidiyorum artık. 🙋 Sizleri çok öpüyorum ve keyifli haftalar diliyorum…

Görüşmek üzere!

💋


8 Eylül 2021 Çarşamba

Güzel Bir Haber

Selam Dostlar!

Hazır Güneş Hanım uyuyorken hemen sizinle güzel bir haberi paylaşmak istedim. Geçtiğimiz kış yazdığım küçürek bir öykü vardı: “Metroda Gidiyoruz”. Jemmoo falan da okumuştu ama pek beğenmemişti, daha doğrusu metaforik olduğunu düşünerek okumamıştı ve bu yüzden olması gerektiği gibi anlamlandıramamıştı. Tabii biraz değişik bir yazın tarzı. Ben de ilk defa denedim açıkçası. Ve ne yalan söyleyeyim, güzel oldu be! 😅

Gerçi hamile olduğumu öğrendikten sonra küçük bir değişiklik yaptım öyküde. Hayatını sonlandırmak pahasına mutsuz olan insanlar için kullandığım metafor hamile bir kadındı, hemen hamile olmayan bir kadın ile değiştirdim. İçim çok fena oldu, o şekilde bırakamadım. Batıl inanç da diyebilirsiniz ama ne yapayım öyle işte. Ben hamileyken ve hamile olduğum için müthiş mutluyken, yazdığım öyküde intihar eden bir hamile kadın metaforu kullanamazdım. Elim varmadı, gönlüm el vermedi. Allah kimseyi o uçurumun kenarına getirmesin! 🙇

Neyse efendim, ben bu öyküyü yarışmaya sokmuştum fakat dereceye girememişti o zaman. Ancak, geçen hafta yarışmayı düzenleyen aynı yayınevinden (Luna Yayınları) bir mail geldi ve “Öykü Kumbarası” diye bir proje başlatacaklarını, katılmak istersek öykümüzü ilgili kişilere göndermemiz gerektiğini yazmışlar. Elbette bir değerlendirme süreci olacakmış ve seçilen öyküler birlikte basılarak kitaplaştırılacakmış. Ben de hemen öykümü gönderdim. Aynı gün dönüş yaptılar. Hem de 3 paragraf mail yazmışlar, öykümü ne kadar çok beğendiklerini uzun uzun anlatmışlar. Çok sevindim tabii. 😊😊😊 Kasım’da kitap satışa çıkacak, bana da 10 adet göndereceklermiş. Bir kitapta daha öyküm çıkacak yani. Çok güzel değil mi?

Ay dayanamayacağım ve gelen maili sizlerle paylaşacağım. Biraz övünesim geldi galiba. İdare ediverin gari! 😋😋

Sıradan bir metro yolculuğu beklerken işler anlatıcının tasvirleriyle ilginç ve ilgi çekici bir hal alıyor. Alışılagelmişin dışında farklı bir yolculuk bu. Metro ilginç olduğu gibi yolcuları da kendine has. Özgün bir çalışma!

Derin okuma halinde, kullandığınız metaforlar üzerine kafa yorulabilir, her okuyucu kendi gerçeklik ve düş algısıyla yazdıklarınıza yorum ekleyebilir. Gerçek üstü anlatım ile desteklenmiş yalın, akıcı, abartıdan uzak dil kullanımı sayesinde birkaç sefer okunası bir eser ortaya çıkmış. Tebrik ederiz.

Eseriniz hem niteliksel olarak hem teknik açıdan Yayın Kurulumuzca basıma uygun bulunmuştur. Dosyanız bu aşamadan sonra editöre yönlendirilecektir. Editör çalışması sonrası dosyanın son hali tarafınızla paylaşılacaktır.

Zaten tahmin ettiğim kadarıyla yarışmaya gönderilen ve beğenilen fakat dereceye giremeyen öykü sahiplerine mail atmışlar. Onların içinden yine bir değerlendirme yapıp artık 30 mu 40 mı 50 mi neyse o kadar öyküde karar kılıp kitabı basacaklar.

Hemen size yazmak istedim. Malum ne zaman neye vaktim olur bu aralar hiç belli olmuyor. Her yanım süt ve mama içinde bir yanda sürekli uyumaya çalışan bir anneanne, bir yanda tozla aklını kaçırdığı için sürekli bir yerleri silen bir anne ve içine doğduğu dünyaya büyük bir çabayla alışmaya çalışan minik uğur böceğim ile birlikte şu sıralar hiçbir şeye vakit bulamıyorum açıkçası. 😅E öyle! Kolay değil. İlk günler biraz zor olacak tabii, yeni bir can geldi girdi hayatımıza. Bir süre Güneş Hanım ne isterse o olacak. 😇😇😇

Bugünlük bu kadar, burada bitiriyorum yüksek müsaadenizle. Saat yarım oldu ve artık uyku gözümden akıyor gibi. Tekrar görüşmek üzere arkadaşlar. Kendinize iyi bakın… 💁

💚

 


2 Eylül 2021 Perşembe

Kızımıza Kavuştuk 🙏

“Hanemize Güneş doğdu!” 🌞🌞🌞🌞🌞

Şükürler olsun Yarabbim kızımıza kavuştuk. 💖 39+0’da “Merhaba!” dedi bize ve dünyaya güzel kızım. Bir önceki yazımda son 15 gün demiştim ama halbuki son sekiz günmüş. 16 Ağustos 09:45’te doğdu uğur böceğim. Suyumun gelmesiyle başlayan doğum süreci biraz üzdü bizi başta ama bebişimiz sağlıkla doğduğu için gerisinin hiçbir önemi kalmadı sonra. 

Yalnız şunu söylemeden edemeyeceğim; her şey yolunda giderken sırf doğum sancısından korktuğu için planlı sezaryen isteyenlerin aklına şaşarım arkadaş. Spinal ile uyuşturulup saatlerce göğsünden altını hissetmemek, korkunç ağrılar… Her şeye katlanılıyor bebek için o başka mesele. Ben üç gece boyunca uzun oturarak uyudum ağrıdan ama gık demedim. Bebeğim iyi olduğu için gözümde başka bir şey yoktu. Zaten başka çaremiz de yoktu bizim, mecbur sezaryen oldum. Miyomlarım yüzünden sancım başlamadı, suni sancı da bebeğin strese girmesine ve kalp atışlarının zayıflamasına sebep oldu. Hatırlamak bile istemiyorum. Aklıma geldikçe ağlıyorum hala. Koştura koştura sezaryene aldılar bebeğe bir şey olmasın diye. O yüzden benim lafım benim yaşadığım durumu yaşayanlar için değil. Keyfi olarak sezaryen isteyenleri anlamıyorum çünkü sonrası birazcık (!) zor. Henüz anne olmamış arkadaşları korkutmak istemem ama bunları yazmam lazım tarihe not düşmek adına. Tabii benden 7.5*5.5 büyüklüğünde bir miyom da aldılar bebeği çıkarttıktan sonra. O yüzden benim iyice ameliyat gibi ameliyat oldu doğumum. Ağrılarım da o yüzden fazla olmuş olabilir. Aman olsun be! Güneş iyi ya, gerisi tırı vırı. Zaten 4 güne falan baya toparlandım.

O kadar güzel ki… 💕💕💕 İnsan her şeye katlanıyor. Şimdi 18 günlük oldu canım kızım. İyice etrafı izlemeye falan başladı. Görmüyor diyorlar ama bana görüyor gibi geliyor valla. Gözümün içine içine bakıyor minik kuzum. Ama… Doğum sonrası bu ilk günler biraz zormuş gerçekten. Söylüyorlardı da pek sallamıyordum. Haklılarmış! Bir kere çok minik. Ve bu hayatta sadece sen varsın onun için bu ilk günler. Senin kokunu istiyor güvende hissetmek için. Senin memeni istiyor karnını doyurmak için. Ağlamaktan başka kendini ifade şekli yok. Sen ise ne nasıl tutacağını biliyorsun, ne nasıl emzireceğini… Emzirmek acayip uyku yapıyormuş bu arada, yeni öğrendim. O minicik bebeği emzireceğim derken sen de uyuyakalıyorsun. 😅 Elinde değil yani öyle bir bastırıyor ki uyku engel olamıyorsun. Bir de sabahın 4’ü olduğunu düşün ve ekle bu kompozisyona. Gözlerini açık tutmak mümkün değil. Ne yapayım valla bütün önlemleri alıyorum. Eğer içim geçerse bile çocuğun güvende olacağından emin olarak emziriyorum. Zaten içim geçiyor sonra hemen uyanıyorum. Öyle fosur fosur uyunmuyor tabii.  

Çok güzel be! Vallahi de billahi de çok güzel. Şükürler olsun Yarabbim. 🙏🙏🙏🙏 Evet, bu ilk günler zor. 12 saat emzirmekten sırtım, kollarım ağrıyor. Bitmek bilmeyen bir kanama, sürekli uyku basması, bir de idrarda yanma falan gibi doğumun diğer yan etkileri… Zor ise zor. Lafım yok. Ve fakat çok güzel! Bu ilk günler de geçecek ve kendi düzenimize gireceğiz nasıl olsa. Sağlık olsun yeter ki!

Bir de tabii kendine vakit ayıramamak gibi bir sorun da var malumunuz. 12 saat emzirerek kendine nasıl vakit ayıracaksın ki? Şu yazıyı bile üç parçada yazdım. Çünkü şu sıralar her şeyi Güneş Hanım'a göre planlıyoruz. 😊😊

Bir de şunu söylemek istiyorum. Dün gece “Venom” vardı televizyonda. Jemmoo ile gitmiştik vizyondayken. Ayy böyle içim nasıl bir tuhaf oldu, burnumda tüttü o gün ve gece resmen. Şu manyak salgın yüzünden o kadar uzun zaman oldu ki sinemaya gitmeyeli. Hatta geçen Jemmoo ile hesapladık, iki sene önceymiş birlikte en son sinemaya gidişimiz. Sanırım bir süre daha gidemeyeceğiz. Olsun, varsın. Yeter ki sağlık olsun dedim ya; salgın bitsin İnşallah en kısa zamanda, Güneş de sağlıkla büyüsün, ben olmadan birkaç saat anneanne ile babaanne ile kalabilecek duruma gelsin, gideriz sinemaya nasıl olsa değil mi?

İlk gezmemizi yaptık bile zaten kızımla. Geçen hafta sonu babası aldı bizi, dedesinin yanına götürdü kaplıcaya. Dedesi adını okudu kızımın, duasını verdi çok şükür. 🙏 Hem Güneş de hemen hemen hiç huysuzlanmadı orada. Sadece anneyi tanıyorlar bu ilk günler diyorlar ama bana pek öyle gelmiyor. Babasını da tanıyor bence. Babası var yanında diye bu kadar huzurlu ve keyifliydi sanki. Zaten babasının sesini duyunca hayran hayran bakıyor. Ben de çok beğenirim valla Jemmoo’nun sesini. Karakteristik bir sesi vardır ayıptır söylemesi. 😍

Ay böyle işte arkadaşlar… Çok keyifli, anlatamayacağım kadar duygusal, sevgi dolu bir süreçten geçiyorum. Evet, birazcık zor ama olsun. Her şeye değer! Çok şükür, bin şükür…

Benden bugünlük bu kadar. Bir daha ne zaman yazarım bilemiyorum.

Kendinize iyi bakın e mi?

Öpüyorummmm… 💋