İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Bir Unutulmaz (!) Hıdrellez

Şu an bu bloğu iki bacağımda kısım kısım 1., 2. ve 3. derece yanıklarla ve burkulmuş bir ayak bileğiyle yazıyorum. Neden? Çünkü bennn Hıdrellez gecesi ateşe düşmeyi başardım! 😞😞😞Hayır, yanlış duymadınız, Hıdrellez eğlencesine katılalım derken az daha şişte kebap olacaktım!!!

Aslında her şey çok güzel başlamıştı. "Kardeş" ile beraber Parc Cérémonie Kilizman'da düzenlenen Hıdrellez etkinliğine gittik. Jemmoo İstanbul'daydı ve gece geç dönecekti, o yüzden katılamadı. Planımız, etkinlikten sonra hep birlikte Jemmoo'nun evinde buluşmaktı. O da o saate kadar dönmüş olacaktı. Ben, gecenin sonunda Jemmoo'yu göreceğim diye biraz süslü püslü olayım istedim. Etek giydim 😐. Altına da bildiğiniz opak çoraplardan. Kloş bir etek yani olur da ateşten atlamaya falan kalkarsam bana problem çıkarmayacaktı orijinal planda. Zaten ateşin anlık değmesi ile yanmak imkansız. Basit fizik. Herkes o yüzden kısa kısa elbiselerle, şortlarla patır patır atlamıyor mu ateşin üzerinden? Ancakkk, öngöremediğim şeyler varmış meğersem.

Dediğim gibi her şey çok güzel başladı. Güzel bir kalabalık, herkes rengarenk, hepimizin kafasında çiçeklerden taçlar, bileklerimizde kırmızı kurdeleler... Her yer yiyecek, içecek dolu. Falcı kabinleri bile vardı ve hatta önünde de kuyruk vardı. Havai fişek gösterileri falan. (Gerçi ben atmosfere ve uçan dostlarımıza zarar verdiği için sevmiyorum havai fişekleri, hemen notumu düşeyim buraya.) Profesyonel dansçılar çıktı ve saatlerce Roman Havası oynadılar. Yabancı dansçılar bile vardı. Biz de kalktık oynadık tabii ki 😏. Her şey harika, hatta "Kardeş" ile Roman Havası dersi alalım falan diye konuştuk. 


Sonracığıma efendime söyleyeyim, ateşler yakıldı. Dı dı dıdın!!! Hadi dedik ateşlere bakalım. Bir tanesi daha küçüktü ateşin. Diğeri baya palazlanmıştı. İnsanlar başladı birer ikişer atlamaya. Biz de bir süre seyrettik, sonra hadi biz de atlayalım dedik. Önce küçükten atladık, gayet güzel. Atladıktan sonra benim ayakkabılarımın altı çakıl taşları yüzünden hafif kaydı ama sorun olmadı. Hemen toparladım. Sonra büyük ateşin oraya geldik, önce ben atlayacaktım ama ayakkabılardan korktum. O yüzden değiştik ayakkabıları "Kardeş" ile. Geçtim ateşin karşısına, "Kardeş" de beni videoya çekiyor. Bekledim biraz başka biri atlayacak mı diye. Yok. Sonra hızımı aldım ve koşmaya başladım veeee GÜÜÜÜÜÜÜMMMMMMMM!!!!!!!!!
Aynı anda karşıdan da biri koşmaya başlamış ve her nasıl olduysa ikimiz de birbirimizi fark etmedik. Artık basiretimiz mi bağlandı? Ne olduysa artık... Ateşin üstünde çarpıştık. Ve düştük. Ben ateşe daha yakın bir yere düştüm ve opak çoraplarım kav gibi yandı saniyesinde ve pek tabi bacaklarımı da yaktı 😔. "Kardeş" ve diğer herkes çığlık çığlığa yanıma geldi. (Diğer arkadaşımıza hiçbir şey olmadı çok şükür.) Beni söndürmeye çalıştılar. Hemen paravan kurdular, ben çoraplarımı çıkardım falan amaaaa iş işten geçmiş bile...

Tuvalete gittik, mekan sahibi kadıncağız hemen ekmek hamuru yaptı getirdi, sürdü bacaklarıma. Açıkçası acımı hafifletti ama aslında doğru bir şey değilmiş. Sonrasında Acil'e gittik zaten. Aslında hemen gitmeliydik.

Ekmek hamuru kazanına düşmüş bir şekilde Acil'de muayene oldum, pansuman yapıldı. Vesaire vesaire... Şimdi fena değilim ama sol ayağım kötü yanmış. En az bir hafta falan sürecek iyileşmesi. Hiç görmediğim deri katmanlarımı görüyorum şu anda! Subcutis (!) falan herhalde, öyle söyleyeyim. Ayrıca, aynı ayağımı burkmuşum da. Tadından yenmez oldu anlayacağınız. Neymiş efendim? Ateşin üzerinden atlayıp, dilek tutacakmışız. Yok bir daha ateş mateş. Ne Hıdrellez ateşi, ne Nevruz ateşi ne Beltane ateşi!!!
-------------------------------------
Bu arada söylemeden edemeyeceğim, Acil'de benim gibi en az 20 kişi vardı ateşten yaralanan. Allah hepimizi korusun ve tüm bu kazaların karşılığı dileklerimiz kabul olsun İnşallah 🙏.

 

3 Mayıs 2017 Çarşamba

Metropolis

Geçen Cuma çok uzun süren bir İzban yolculuğu ile Metropolis'e gittim. 

(Torbalı ilçesinde 1990’dan bu yana sürdürülen kazılarla gün ışığına çıkarılmaya çalışılan Metropolis Antik Kenti, ilçeye bağlı Yeniköy ve Özbey mahalleleri arasında yer alıyor. Metropolis’in tarihi, kentin yakınlarındaki Geç Neolitik Çağ’daki ilk yerleşim izlerinden Klasik Çağ’a, Helenistik Çağ’dan Roma ve Bizans dönemlerine, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı tarihine kadar uzanıyor.

Bugüne kadar yapılan kazılar sonunda Helenistik Döneme ait Antik Tiyatro, Bouleuterion (Meclis Binası), Stoa (Sütunlu Galeri) ile Roma İmparatorluğu Dönemi’nde inşa edilen Hamam ve Palaestra (Spor Alanı) Kompleksi ve Bir Küçük Hamam ve bir de özel işlevli hamam yapısı ortaya çıkarıldı.) http://arkeolojihaber.net/tag/metropolis-antik-kenti/

Önce Torbalı'ya, oradan dolmuşla Tepeköy'e (aslında Tepeköy'de İzban'dan inmem gerekiyormuş ama bilmiyordum.) ve son olarak yine dolmuşla Yeniköy'e. Yeniköy dolmuşunu beklerken kök saldım, filiz verdim, çiçek açtım. O kadar yani. Diğer bütün dolmuşlar geçti, o geçmedi. Murphy Kanunları’na hoş geldiniz!

Neyse efendim, Metropolis'e vardığımda neredeyse kapanmak üzereydi. Yetkili çıkmadan yakaladım Allah'tan ve içeri girdim. Kimsecikler yok, tepelere doğru çıkmam lazım kazıları görebilmek için ama açıkçası biraz tırstım 😟. Girişe en yakın Antik Tiyatro vardı. Orayı dolaştım önce, fotoğraf çektim. Sonra baktım Meclis Binası, Stoa ve Hamam için iyice yukarıya tırmanmam lazım. Benden başka da kimse yok! Yetkili kadın da gitti zaten ben girdikten hemen sonra. Ne yapayım diye düşünürken bekçiyi gördüm 😅. Gittim yanına adamın. Dedim; "Kusura bakmayın, ben yukarıları gezmek istiyorum ama korkuyorum biraz. Her yer börtü böcek. Bana rehberlik edebilir misiniz?". Hahahahahaha 🙈🙉🙊. Ne yapayım? Oralara kadar gitmişim, hem de saatler süren bir yolculukla! Zor bela kapanmadan kazı alanına girmişim. Görmeden dönemezdim vallahi. Adamcağız çok da hevesli olmasa da kırmadı beni sağolsun. Meclis Salonu'nu, Hamam'ı, yerleri çeşitli mozaiklerden oluşan Salon'u, Tuvalet'i 😜 hepsini gösterdi. Kazı başladığından beri orada çalışıyormuş, az çok neyin ne olduğunu da biliyor. Baya bana rehberlik etti yani 😝😝😝😝.

En çok ilgimi çeken şey, vallahi ne yalan söyleyeyim, tuvaletler oldu 😜😜😜😜😜😜. Tuvalet alanı daha doğrusu çünkü yarım daire şeklinde yan yana sıralanmış oturma yerleri ve altlarında delikler. Hep birlikte tuvalet keyfi . O dönemlerde, şehrin ileri gelen beylerinin yan yana oturup hacet giderirken şehrin meselelerini ya da iş ilişkilerini tartıştıklarını okumuştum. Gözümde de canlandırdım artık 😅.

----------------------------

Hızlandırılmış arkeolojik gezimizin ardından köy meydanına indim. Tabii saat geç oldu, yol uzun, nasıl döneceğimi bilmiyorum. Dolmuş kalmadıysa taksi çağıralım diye köy meydanındaki kahvede oturanlara akıl danışayım dedim. Konuştuğum kişi kahvenin sahibiymiş meğersem. İçeriden karısı da çıktı biraz sonra. Emekli öğretmenmiş ikisi de. Baya sohbet ettik ve beni İzban'a kadar bıraktılar şansıma 😀. Hatta bir de bana kendi imalatları "Sultan Şerbeti" ikram ettiler 😋. 42 farklı malzemeden yapıyorlarmış. Çok hafif ve çok güzel. Hiç öyle bildiğiniz şerbetler gibi baygın baygın şekerli de değil. 

Kazının tamamlanmasına daha çok var ama şimdiye kadar bulunmuş olanlar da görülmeye değer. Eğer ilgiliyseniz tabii. Hem İzban gibi bir kolaylık varken, gidip görmemek için hiçbir sebep yok. Yol birazcık uzun sürüyor tabii ama ona da katlanacaksınız. Giriş 5 TL, Müzekart'ınız varsa bedava. 

----------------------------

Şimdilik hoşçakalın, yarınki kermes için pasta yapmam lazım. Ha bu arada Jemmoo ile olan ufak tartışmamızı atlattık. İyi ki atlattık 💟.