Hakikaten artık bir "insan sevmeyen" oldum çıktım! Bunun şakasını yapardık hep (Elf'in, Mörv'in, Damlik'in ve Göko'nun kulakları çınlasın 😊) ama artık iş tamamen ciddiye bindi. Sevmiyorum ya, sevmiyorum!!! Neyini seveyim? Otobüste arkama geçip, geğirir gibi bir sesle sapık sapık konuşan babam yaşında adamı mı seveyim? Sahilde banklara oturup yerleri çiğdem havuzuna dönüştüren çiftleri mi seveyim? Çocuğunun elindeki meyve suyu kutusu boşunu kaldırıma bırakan kadını mı seveyim? (Otobüs kaçacak ya çöp kutusu arayacak zamanı kalmadı. Al elinde tut o zaman inene kadar, indiğin yerde atarsın! Biz hep böyle yapıyoruz. Kaldırım senin babanın çöp kutusu mu? O çocuk büyüyünce ne yapacak? Anasından ne gördüyse onu yapacak!!!! En çok da buna üzülüyorum zaten 😠😠😠😠😠😠.) Ya da şehirlerarası otobüs yolculuğunda cakkadı cakkadı sakız çiğneyenleri mi seveyim? Sinemada ayaklarını öndeki koltuğun taa baş kısmına kadar kaldırıp koyanları mı seveyim? Zavallı sokak hayvanlarını ters bir şekilde, bağıra çağıra kovalayanları, hayvancıkları deli gibi korkutanları mı seveyim? Hangi birini seveyim Allah aşkına söyleyin...
Bir keresinde bir TİM'de (Turkcell İletişim Merkezleri vardı bir zamanlar, hala var mı bilmiyorum. TİM deniyordu.) sağır ve dilsiz bir arkadaşımızın sırasını çalmaya çalışan yaşlı, başlı bir adam saldırıyordu az daha bana. Yeminle bak! Canım arkadaşım "The Original" bilir bu hikayeyi. İnsanlar araya girdi de rezalet çıkmadan kurtulduk.
Bir keresinde de avazım çıktığı kadar bağırmıştım bir adama otobüs durağında. Pislik adam, bir hışımla kaldırım dibinde uyuyan köpekciği öyle bir dürterek uyandırmıştı ki zavallı köpek korkuyla sıçrayıp yolun ortasına fırladı ve az daha eziliyordu.
Niye böyleyiz biz? Niye??? Ne olur biraz daha duyarlı, biraz daha görgülü olalım. Hele çocuklarımız varsa daha da dikkatli olmalıyız. Onlar birebir bizi taklit ediyor. Yine bir anekdot paylaşayım. Tanıdığım birinin kızı ağzı açık, gayet rahatsız edici bir şekilde sakız çiğniyordu. Çocuk beş yaşlarında falandı. Ben de tatlı tatlı uyardım ve kötü gözüktüğünü, çok ses çıkardığını, ağzını kapatması gerektiğini söyledim. Ne dedi biliyor musunuz? "Annem de böyle çiğniyor." İşin özü bu işte, bu kadar. Lütfen, lütfen, lütfen biraz daha çevreye saygı, birbirimize özen, lütfen!
Bu aralar çok üstüste geldi, zaten gıcık oluyorum ya hep beni buluyor. O yüzden, içimi dökmek istedim arkadaşlar 🙅🙅.
Bir sonraki yazımda daha neşeli bir şeyler yazacağım, söz 😆. Bunları da yazmadan edemezdim ama! Ben şimdi "The Original" ile kahve içmeye gidiyorum, size de iyi haftasonları diliyorummmmm...
17 Haziran 2017 Cumartesi
8 Haziran 2017 Perşembe
Deniz Sevdası
İnşallah yarın sezonu açıyorum arkadaşlar. Gerçi AccuWeather ara ara sağanaklar olacak diye gösteriyor ama umrumda değil 😆😆😆😆.. Her türlü gireceğim. Hoş, en son böyle "Amann bana ne hava artık serinlediyse, bir şey olmaz, bir şey olmaz!" deyip bir Eylül sonu denize girdiğimde bronşit olmuştum ama 😑... Olumlu düşünelim, olumluları yaşayalım değil mi?
Deniz deyince aklıma gelen ilk isimlerden biri benim Fatte'mdir. Kalbimin parçası 😚, canımın içi kardeşim... Seneler seneler boyu hep onunla deniz sezonunu açtık. Benim ilk ve tek ev arkadaşım. Bir arkadaşımız daha vardı aslında bizimle yaşayan ama pek evde kalmazdı, o yüzden saymıyorum. Fatte'den sonra da Jemmoo ile deneyimledik ev arkadaşlığını. E tabii o da ayrı bir kategoride, onu da saymıyorum 👪. Hatta şu an zaten Jemmoo'nun evinden yazıyorum. Kendisi henüz işten gelemedi, ben de aç biilaç onu bekliyorum 😟😟. (Tam şu anda mesaj geldi Jemmoo'dan. Bak hele bak! Kalkayım, eve gideyim demiyor da hala messenger grubundan laf yetiştiriyor, gelince onu yiyeceğim eheheheheh.)
Neyse, konumuza dönelim. Biz Muğla Üniversitesi'nde okuduğumuz için Mayıs geldi mi hemen denize koşardık. Fatte de benim gibi denizi çok sever, e bir de Muğla'da çok fazla doğa harikası alternatif var. Denize girmezsen döverler zaten. Hemen atlardık dolmuşa, ver elini Gökova, ver elini Marmaris, ver elini Milas... Ne kadar güzel bir yıl geçirdik beraber canım Fatte'm 💛💛💛💛💛.
Bir keresinde ne olmuştu biliyor musunuz? Mayıs'ın ilk günleriydi. Biz yine soluğu denizde almıştık. Gökova/Akyaka'ya gittik. Akyaka Plajı'nın son halini bilmiyorum açıkçası ama o zamanlar Mayıs'ta pek kalabalık olmazdı. Gittik sahilin en ucuna, en uçta bir koy vardır muhteşem, arkası orman falan böyle yürek çarpıntısı!! Denize oradan girdik. Deniz çok güzel, hava çok güzel. Yüzdük de yüzdük. Çene de yapıyoruz tabii. Sonra bir baktık ki, kıyıdaki insanlar neredeyse gözükmüyor. Zaten 3-5 tane insan vardı, onlar da nokta kadar kalmış. Ayrıca da var güçleriyle bize el sallamaya ve bir şeyler söylemeye çalışıyorlar! Hahahahahahahahah 😛😛😛😛😛😛😛😛😛😛. O kadar çok açılmışız ki akıntı yüzünden ve farkında da değiliz, insanlar da merak etmeye başlamış haliyle. Bu arada saat de geç oldu, hava karardı kararacak. İnsanlar haklı tabii. Biz de hemen dönmeye koyulduk ama... dönebilirsen dön. Akıntıya karşı yüzmek zordur, bilirsiniz. Herhalde yarım saatten fazla yüzmüşüzdür kıyıya. Artık kollarımız, bacaklarımız kopmuştu karaya çıktığımızda. Garibim insanlar da bize baya nasihat ettiler sonra, bu kadar açılmayalım, dikkatli olalım diye. Çok çok çok güzel bir gündü velhasıl. İyi ki öyle bir gün yaşamışız, iyi ki şu an size o günü anlatabiliyorum, iyi ki Fatte benim dostum olmuş 👧.
Allah herkese iyi arkadaşlar nasip etsin, ömürlük, ahiretlik arkadaşlar... Ve Allah böyle iyi arkadaşlıkları hiç bozmasın 🙏.
Not: Fatte ile eşli Rodos kaçamağı planımız var. İnşallah bir aksilik olmaz da gideriz. Dört gözle bekliyorum. Gidersek eğer size de yine ballandıra ballandıra anlatırım. Hem de büyük bir zevkle 😁.
Şimdilik hoşçakalınnnn...
Deniz deyince aklıma gelen ilk isimlerden biri benim Fatte'mdir. Kalbimin parçası 😚, canımın içi kardeşim... Seneler seneler boyu hep onunla deniz sezonunu açtık. Benim ilk ve tek ev arkadaşım. Bir arkadaşımız daha vardı aslında bizimle yaşayan ama pek evde kalmazdı, o yüzden saymıyorum. Fatte'den sonra da Jemmoo ile deneyimledik ev arkadaşlığını. E tabii o da ayrı bir kategoride, onu da saymıyorum 👪. Hatta şu an zaten Jemmoo'nun evinden yazıyorum. Kendisi henüz işten gelemedi, ben de aç biilaç onu bekliyorum 😟😟. (Tam şu anda mesaj geldi Jemmoo'dan. Bak hele bak! Kalkayım, eve gideyim demiyor da hala messenger grubundan laf yetiştiriyor, gelince onu yiyeceğim eheheheheh.)
Neyse, konumuza dönelim. Biz Muğla Üniversitesi'nde okuduğumuz için Mayıs geldi mi hemen denize koşardık. Fatte de benim gibi denizi çok sever, e bir de Muğla'da çok fazla doğa harikası alternatif var. Denize girmezsen döverler zaten. Hemen atlardık dolmuşa, ver elini Gökova, ver elini Marmaris, ver elini Milas... Ne kadar güzel bir yıl geçirdik beraber canım Fatte'm 💛💛💛💛💛.
Bir keresinde ne olmuştu biliyor musunuz? Mayıs'ın ilk günleriydi. Biz yine soluğu denizde almıştık. Gökova/Akyaka'ya gittik. Akyaka Plajı'nın son halini bilmiyorum açıkçası ama o zamanlar Mayıs'ta pek kalabalık olmazdı. Gittik sahilin en ucuna, en uçta bir koy vardır muhteşem, arkası orman falan böyle yürek çarpıntısı!! Denize oradan girdik. Deniz çok güzel, hava çok güzel. Yüzdük de yüzdük. Çene de yapıyoruz tabii. Sonra bir baktık ki, kıyıdaki insanlar neredeyse gözükmüyor. Zaten 3-5 tane insan vardı, onlar da nokta kadar kalmış. Ayrıca da var güçleriyle bize el sallamaya ve bir şeyler söylemeye çalışıyorlar! Hahahahahahahahah 😛😛😛😛😛😛😛😛😛😛. O kadar çok açılmışız ki akıntı yüzünden ve farkında da değiliz, insanlar da merak etmeye başlamış haliyle. Bu arada saat de geç oldu, hava karardı kararacak. İnsanlar haklı tabii. Biz de hemen dönmeye koyulduk ama... dönebilirsen dön. Akıntıya karşı yüzmek zordur, bilirsiniz. Herhalde yarım saatten fazla yüzmüşüzdür kıyıya. Artık kollarımız, bacaklarımız kopmuştu karaya çıktığımızda. Garibim insanlar da bize baya nasihat ettiler sonra, bu kadar açılmayalım, dikkatli olalım diye. Çok çok çok güzel bir gündü velhasıl. İyi ki öyle bir gün yaşamışız, iyi ki şu an size o günü anlatabiliyorum, iyi ki Fatte benim dostum olmuş 👧.
Allah herkese iyi arkadaşlar nasip etsin, ömürlük, ahiretlik arkadaşlar... Ve Allah böyle iyi arkadaşlıkları hiç bozmasın 🙏.
Not: Fatte ile eşli Rodos kaçamağı planımız var. İnşallah bir aksilik olmaz da gideriz. Dört gözle bekliyorum. Gidersek eğer size de yine ballandıra ballandıra anlatırım. Hem de büyük bir zevkle 😁.
Şimdilik hoşçakalınnnn...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)