İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

30 Eylül 2019 Pazartesi

Brokoli Yerken

Başlığın absürt olduğunun farkındayım elbet. Ancak, bugün tam olarak bunu yaşadım. Öğle yemeğinde çoğunlukla gittiğim şirin bir lokanta var. Bugün de oraya gittim. Bol sebzeli tabağımı aldım, oturdum yemeğe başladım. Artık sonuna gelmiştim ve brokolileri yiyordum biraz da zorlayarak. Birden gözlerim doldu. Ne olduğunu kendim bile anlayamadım ama güneş gözlüklerimin arkasından usul usul inmeye başladı gözyaşlarım.

Bilemiyorum... Belki normal belki değil. Evet ben ağlak bir insanım, hemen duygulanırım. Sevinsem ağlarım, kızsam ağlarım, üzülsem zaten katıla katıla ağlarım. Ama durduk yerde ağlamam kolay kolay. Bu aralar ikinci oluyor bu. Geçenlerde de bolluk, bereket meditasyonu yaparken oldu. Hadi onu bir derece anlıyorum. Gerçi daha meditasyona başlamamıştım, konuyla ilgili yönlendirmeleri dinliyordum ama olsun yine de kabul edilebilir. Brokoli yerken ne oluyor Allah aşkına?

Herhalde son zamanlarda olan biten beni melankolik yaptı biraz. Tamam tamam, kabul ediyorum dünyanın en normal insanı değildim zaten de... Ama brokoli?

Antalya'da yaptığım Kabristan ziyareti çok etkiledi beni. O kadar uzun zaman olmuştu ki... Birden çocukluğumun baba tarafı koruyucu meleklerini ebedi istirahatgahlarında yan yana görmek hem çok mutlu etti beni hem de biraz sarstı. 

Sonra, bir de geçen gece karşı dairemize adamların baskın yapması, polislerin gelmesi! Maalesef, böyle bir şey yaşandı. Çok tatsız bir olay. Meğer; karşı dairemizdeki komşu, evli bir kadınla birlikteymiş ve kadının kocası baskına geldi. Bir hayli tedirgin olduk ve sinirimiz bozuldu. Kimin ne yaşadığını bilmeden bir yargıda bulunmaktan kaçınırım her zaman ama gerçekten çok çok çok çirkin oldu. Allah yazdıysa bozsun!

Biraz ondan, biraz bundan işte. Bir de "ne olduğunu sen bilirsin" is coming, biraz da öyle. Biraz da sen...

Toparlanacağım elbet. Her zaman olduğu gibi...

Brokoli yemeye devam!
 

23 Eylül 2019 Pazartesi

Sarı Sonbahar

Merhaba Dostlar,

Yine bir belirsizlik dönemine girdim Allah'ım Yarabbim. Benim bu iş-güç durumum düzene girmeyecek herhalde. Ne oldu derseniz... Biliyorsunuz, Enternasyonal Fuar vardı 6-15 Eylül arası. Bizim belediyenin standını bizim Müdürlük kurdu, tüm etkinlikleri biz organize ettik. Gece 11'lere kadar çalıştık falan filan. Çok da güzel geçti bu arada. Çok ziyaretçi geldi, herkes standımızı beğendi, gösterilere hayran kaldılar. "Ohh, şükür biz bu işi becerdik hem de çok iyi becerdik!" dedik. Gönül rahatlığıyla izne çıktık. E tabii hepimiz perişan olduk, biraz dinlenmek lazım. Ama ne oldu? İzne çıktığımız gün haber geldi. Bizim Müdürlük lağvediliyormuş!!! 

Evet, yanlış okumadınız. "Nasıl olur? Tam da fuar üstü olur mu öyle şey? Bizim Müdürlük çok güzel çalışıyor, bir sürü proje var devam eden, kim ilgilenecek bunlarla?" diye boşuna serzenişlerle dolu bir hafta geçiriyoruz geçen Salı'dan beri. Arkadaşlarımın izni falan da yandı tabii. Ben rapor aldım vallahi. Başlarım böyle işe! Yetti canıma artık!! Halihazırda üç arkadaşımızı başka Müdürlüklere gönderdiler. Geride kalan ben ve dört arkadaşımla ilgili bir haber yok henüz. Müdürümüzü de görevden aldılar, saçma sapan bir yere gönderdiler. Müdüre gerçekten üzüldüm, asla böyle bir şeyi hak etmedi adamcağız. Maalesef belediyelerde böyle ani değişimler oluyor. Benim de kaçıncı şok oluşum. Hala alışamadım gitti.

Biz de yani ben ve diğer dört arkadaşım, elimiz böğrümüzde akıbetimizi bekliyoruz. Sanırım Çarşamba belli olacak. Spekülasyonlar o yönde. Tam da ilk defa bir yurt dışı eğitimi için kabul almışken. Hem de görevimle ilgili. Müdürlük olarak uluslararası gençlik projeleri yapıyoruz. Kısaca böyle diyebiliriz. Ben de bununla ilgili bir eğitime başvurdum ve 150 kişi arasından seçilip kabul edildim. Hatta evraklarımı bugün gönderdim Ankara'ya. Çok güzel tabii, ben zaten çok sevindim kabul edildiğime ama belki de Çarşamba itibariyle Veteriner İşleri Müdürlüğünde çalışıyor olacağım. Saçmalığa gel! Gel, bir de üstüne mum dik. 

İşte böyle arkadaşlar... Biraz canım sıkkın yani. Tabii ki yok öyle umutları yitirmek! Her koşulda pozitif kalmaya, şükretmeye ve elimden gelenin en iyisini yapmaya devam. Hem sonbahar geldi artık! En sevdiğim mevsim. Benim mevsimim. Ameliyat olup dünyayı görmeye başladığım mevsim. Bir taşla dünyanın en mutlu kadını olduğum mevsim. Sonbahar, benim mevsimim.

Çünkü "hemen öncesidir" sonbahar. Ve ben "hemen öncelerini" her şeyden çok severim. İlkbahar nasıl yeniliklere, değişikliklere, müjdelere gebeyse sonbahar da arınmaya, sabra, tevekküle, bir araya gelmeye, birlikte başarmaya gebedir. 

En sevdiğim mevsimdir Sarı Sonbahar.

Tadını çıkarın.

Görüşmek üzere...