İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

6 Kasım 2020 Cuma

Beautiful Tango

O kadar acı şeyler yaşandı ki dostlar... Deprem yıktı geçti hepimizi. O anı anlatacak yürek yok bende. Bir daha asla yaşamayalım İnşallah Yarabbim! 🙏

Yapacak bir şey yok. Hayat devam ediyor. Biz de elimizden geldiğince yaraları sarmaya yardım ediyoruz. Hayat devam ediyor ve evet hoş şeyler de oluyor ama her şeyde biraz tatsızlık var.

Bu günler de geçecek elbet. İnanmaya ve mücadeleye devam!

Bugün buraya bunları karalama sebebim aklıma bir anı geldi. Beautiful Tango'yu görünce Youtube listemde hemen çağrışım yaptı doğal olarak.

Kıştı. Soğuktu. Kaplıcadaydık. Sudan çıkmış, banyo yapmıştım. Saçlarımı kurutuyordum odada. Lattoş da benimleydi. Azıcık votka koymuştum kendime. Beautiful  Tango çalıyordu. 

Çok mutluydum. İçim yumuşacıktı.

Ne Corona vardı ne deprem. 2020 henüz yaşanmamıştı.

Hasretle...

16 Ekim 2020 Cuma

50 Kelimelik Hikaye

Yeryüzündeki ve Gökyüzündeki Tüm Dostlar,

Merhaba!

Birazdan, bu sabah yazdığım kısa hikayeyi paylaşacağım sizlerle.

Gayet iyi biliyorsunuz ki ben yazmayı çok seviyorum. Arzu ettiğim sıklıkta yazamasam da elimden geldiğince yazıyorum işte. Bir tane masal var şimdi kapıda. İlkini beğenmiştiniz. Umarım bunu da beğenirsiniz.

Demin söz ettiğim kısa hikaye ise bir hayli kısa bir hikaye! Sadece 50 kelimeden ibaret. 50 kelimelik bir kısa hikaye yazdım çünkü bu hikaye ile bir yarışmaya katıldım. (Bilirsiniz severim yazı yarışmalarına katılmayı. Kazansam da kaybetsem de!)

Bu sefer bahtıma uluslararası bir yarışma çıktı. Hatta orijinal adı "50 Words Mini Saga". Ne 49 kelime olacak ne 51. Tam 50. Kelime sayısına başlık dahil değil ve fakat başlık da en fazla 15 kelime olabilir. Ben de katıldım. Bayılıyorum böyle yarışmalara. Ve bu tip zorlayıcı koşullar daha çok hoşuma gidiyor. Daha önce yapmadığın bir şeyi yapmaya zorluyor seni. 500 kelime ile anlatacağın bir şeyi 50 kelime ile anlatmanı istiyor. Ve bir bakıyorsun ki anlatabiliyorsun aslında! Laf kalabalığı yapan yerine en fazla imaj yaratan, duygu hissettiren kelimeleri seçme yeteneğin gelişiyor.

O yüzden severim ben böyle yarışmaları. 

Beni etkileyen başka bir konu ise kendi yazdığım hikayelere kendi ağlıyor olmam. Evet, doğru okuyorsunuz. Aynen öyle oluyor. Yazarken de yazdıktan sonra okurken de boğazım düğümleniyor. Cümlelerin kaleme akması mı ağlatıyor beni yoksa zihnimde şekillenmeleri bile yetiyor mu bilmiyorum. Zaten saniyeler var arada sadece. Başlıyor gözlerim dolmaya. 

O zaman diyorum ki ben kendi yazdığımdan bu kadar etkileniyorsam yani bildiğim şeyden bu kadar etkileniyorsam okuyucu da elbet etkilenecektir. Ve bu da amacıma ulaştım demektir.

Ama yine de doğruyu söylemek gerekirse masal yazmayı daha çok seviyorum ben. Hem de çok daha fazla. Fiction sevmiyorum ben, nonfiction seviyorum. Ne kadar gerçeklikten uzak o kadar benlik! :)

Gerçekler acıtıyor...

----------

Gelelim 50 kelimelik hikayeme. Bakalım beğenecek misiniz? 

----------

I do not stop loving because you’ve gone

 

Little girl wrote with her little fingers “Love you dad…” The sea was calm, not a single wave. It was sunset.

Girl went home. Mom was asleep in Dad’s armchair. With his pea coat in her lap.

A little wave cleared the sand. Then it appeared:

“Love you my girl…”

 

Lale Sanem Şekercioğlu