Vallahi oldu!
12.000 km gittik :). Çok da iyi yaptık, herkese de tavsiye ediyorum. Avrupa'ya
gidip, Euro ile dünyanın parasını harcayacağınız iki, üç günlük tatillerdense
bambaşka bir coğrafyaya gidip, aynı parayı 10 günde harcayabilirsiniz ve eşi
benzeri olmayan anılar yaratabilirsiniz. Benden söylemesi! 😉
Hint Okyanusu’nu
aşıp gittiğimiz yolculuk toplamda 20 saat falan sürdü herhalde. Önce İstanbul,
sonra Dubai, sonra Bangkok. Aman diyeyim Dubai Havaalanı’nda bir şey yiyelim,
içelim demeyin. Açlığınızı, susuzluğunuzu uçakta halledin. 1,5 lt. su ve iki
kahveye 80 TL gibi bir bedel ödedik. İçimiz yandı vallahi 😕. Bu arada
hemen not geçeyim, Emirates Airlines’tan çok memnun kaldık. “Yemek gelince beni
uyandır!” etiketlerini hala saklıyorum 😏. Koltuğun başlığına
yapıştırıyorsun, yemek servisi yapılırken uyandırıyorlar. "Asla
uyandırma!" ve "Duty Free satışı başladığında uyandır!"
seçenekleri de var.
Neyse efendim,
biz Bangkok’a vardığımızda sabahtı (Saat farkı var, 4-5 – 5 saat kadar.),
rehberle buluşup, yola koyulduk. Tabii havaalanından yiyecek, içecek bir şeyler
almayı ihmal etmedik. Ne bulduysak yedik tatil boyunca diyebiliriz zaten 😄.
Bizim para birimimiz onların para biriminden neredeyse 10 kat daha değerli
olduğu için tutumlu olmamıza pek gerek kalmadı.
Neler yedik
neler içtik kısmını anlatmayacağım. Hindistan cevizi suyu, değişik meyveleri
çok güzeldi, inkar edemem. Ancak, ben burada zaten bütün gezi bloglarında
bulabileceğiniz ayrıntıları yazmak istemiyorum. Bana değişik gelen şeyleri
anlatmak istiyorum.
En değişiği de
Buda! Buda dediğimiz de aslında milattan önce yaşamış, Nepal'de doğmuş,
Hindistan'da ölmüş ve hayatının bir döneminden sonra kendini felsefeye,
iyiliğin kaynağına, içsel tamamlanmaya adamış bir prens. Herkesin inancı
kendine elbette, saygı duymak lazım. Bir filozof olarak ben de hayranlık duyuyorum
fakat Tanrı olarak kabul etmem pek mümkün değil sanırım.
Tayland'da durum
böyle değil tabii. Son derece katı bir şekilde Buda'ya inanıyorlar. Son gün
gittiğimiz masaj salonundaki masöz, masaja başlamadan önce Buda'ya dua etti
mesela. Hoşuma da gitti aslında, niye bilmiyorum! İnandığı ve dua ettiği
sıradan bir insan olabilir ama iyiyi ve doğruyu öğütleyen biri olduğu için
belki de... İyiye ve doğruya duyulan inanç ve saygı, aradaki enstrümanlar kim
ya da ne olursa olsun beni etkiliyor. Ne diyordum? Buda'ya yapılan ufacık bir
saygısızlığa bile tahammülleri yok. Tapınaklara askılı kıyafet ya da kısa
şort/etekle girmenize izin vermiyorlar. Rehberimiz anlattı; yakın bir zamanda,
Buda'ya saygısızlık etti diye engelli bir kişiyi (zihinsel engelli olduğunu
bilmeden) linç etmiş bir grup. Sonradan engelli olduğunu anlayıp, çok
üzülmüşler. Ziyaretine gidip, özür dilemişler. Vicdanlılar yani.
Dürüstler de aynı
zamanda Taylandlılar. Bizden kat be kat dürüstler bir kere. Gömlek ipek mi diye
sorduğunda, değilse değil diyor. Biz, hep dürüstlere denk geldik
açıkçası. Belki bu bizim şansımızdı, bilemiyorum.
Meşhur Altın
Buda Tapınağı'nı ve Yatan Buda Tapınağı’nı gezdik. Bunları da anlatmayacağım.
Herkes biliyor zaten. Benim için ilginç olan yukarıda dediğim gibi bir prense
tapınmak hem de yüzyıllar sonrasında bile! Ayrıca, şöyle bir şey de var. Çin
Mahallesi’nde yaşayan Çinliler de Budist fakat onlar başka Buda’ya tapıyor.
Tapındıkları Buda'nın farklı olduğunu söylüyorlar. E iyi de, aynı kişi değil mi
bu? Kafalarda deli sorular hahahahah 😅.
Tapınaklarla
ilgili söylemeden geçemeyeceğim şey, çok süslü olmaları. Gezmelere doyamazsın. Bir
de Yatan Buda Tapınağı'nın içinde bulunduğu bahçe muazzamdı. Nasıl renkler,
nasıl peyzaj… Muhteşem , muhteşem, muhteşem!!!
Öyle her yer
pislik içinde, havası kirli falan da değil herkesin dediği gibi. Tek sorun,
güneş daha dik geldiği için sıcaklık daha kavurucu ama ona da bir gün içinde
alıştık.
.................................
İlk akşam keşfe
çıkıp, salaş bir lokantada yemek yiyelim dedik. Kasadaki arkadaşımız haricinde
kimse tek kelime İngilizce bilmiyordu. Sipariş verirken baya zorlandık o yüzden
😁. Neyse, siparişler geldi. Hepsini anladık ama o en son gelen yemek de
ne?? Garson; yeşilliği, bütün bütün deniz böceklerini, bir çiğ yumurtayı ve
altında küçük bir ocak olan su dolu bir tencereyi bıraktı masaya, gitti. Biz de
öyyyle baktık! Bunlar ne olacak acaba ahahahah 😆😆😆???.
Sonra Tarzanca, şef garson mu aşçı mı bilmiyorum artık, adamın birini çağırdık
masaya. Adam, suyun altını yaktı, her şeyi içine attı, üstüne de yumurtayı
kırdı. Ohhh! 5 minutes dedi sonra da. 5 minutes demeyi biliyormuş hahahaha. 5
minutes sonra al sana çorba. Tabii herkese göre değil 5 minutes, biz bir 20
minutes kaynattık herhalde 😜😜😜. Yemekler benim çok
hoşuma gitmedi açıkçası ama dünyanın bir ucundaki o salaş lokantada o kadar
mutluydum ki! Hele üstümüzdeki brandaya tıkır tıkır yağmur yağmaya başlayınca, unutulmaz
bir yemek oldu...
.................................
İnsanlar çıplak
ayak dolaşmaya çok meraklı, o baya dikkatimi çekti. Bir yere oturan hemen
ayakkabılarını çıkarıyor. Kapalı çarşısı, gece pazarı falan var, oradaki
mağazalarda/stantlarda çoğu insan çıplak ayak. Bir de maskeyle dolaşan
azımsanmayacak bir kitle var, işte o biraz ürkütücü!! Veba salgını varmış gibi
14. yy Avrupası'nda 😨😨😨😨😨. Tövbe
Yarabbim!
Vallahi döneli 2
ay oldu neredeyse, henüz hastalanmadık. Umarım ilerde de bir sorun ile
karşılaşmayız. Kan veremedim yalnız, sizin de aklınızda olsun. Tayland, Sıtma
Alarm Bölgesi'nde olduğu için döndükten sonra 1 sene kan veremiyormuşuz.
....................................
Meşhur Tuk Tuk
ile her yerini gezdik Bangkok'un! Rehberimiz kesinlikle binmeyin demişti ama
çok keyifli bir şey vallahi. Evet, kelle koltukta gidiyorsun ama çooook
eğlenceli. Trafikte sıkıştığın zamanlar hariç tabii. Bir de dedim ya her şey o
kadar ucuz ki, bir Tuk Tuk ile anlaştık, özel taksimiz oldu bütün gün, her
yerini gezdik şehrin ve 35 TL ödedik sadece!!! O kadar söyleyeyim
size.
Yine aynı
şekilde Allah'a emanet bir tekne ile kanal gezisi yaptık. Şehrin ortasından
kanal geçiyor. Şehri, boydan boya tekneyle geziyorsunuz. Su leş gibi, su
kenarında harabe evler, suda Komodo Ejderi falan dolaşıyor. (5 metre mesafede
gördük onu ve biraz korkmadık değil 😬😬😬!!!) Acayipti,
çok farklıydı... Yazıya dökmem imkansız maalesef. Gitmeniz, yaşamanız
lazım.
A aaa yüzen
market/büfeyi de unutmayalım. Minicik kayık gibi bir şeyle bir yerli kadın
yaklaştı tekneye, bize meyve/içecek/hediyelik eşya sattı. O kadar değişik
geliyor ki insana! Biz muz aldık o teyzeden, muzları da diğer tüm meyveleri
gibi çok güzel 😍.
………………………………
Tayland'a gitmeden önce böcek yiyeceğim diye
atıp tutuyordum sağda solda ama... Yok yemedi. Hahahaha 😅. Yan yana
tepsilerde örümcek, akrep, solucan, çekirge kızartması vardı. Baktık, baktık,
bir daha baktık ama yiyemedik. Bir tane bizim gibi bir turist akrep yedi
gözümüzün önünde, ben neredeyse bayılacaktım 😷. Amaaa, yine bir sokak
satıcısından aldığımız sebze kızartması gibi bir şey çok lezzetliydi, hakkını
verelim. Tuvaletinde sabunu olmayan restoranlar vardı yalnız, işte o hiççç bana
göre değildi!!!! Bunu da söylemeden geçemem.
Ping Pong Show da izledik gitmişken. Bilenler
bilir, ben burada anlatamayacağım. Çok da görülmesi gereken bir şey değil
bence. Ben, dansöz eğlencesine bile karşı olduğum için bana hiç hitap etmedi.
Çalışan kızların da sürekli yapışması ve bahşiş istemesi de ayrıca sinir
bozucuydu. Gittiğimiz bar da pek kaliteli değilmiş, o da fark yaratıyordur
belki. Aman neyse işte! Ben sevmiyorum böyle şeyleri.
......................................
Tatilimizin Bangkok’tan sonraki destinasyonu
Pattaya idi. Pattaya’da file bindik 😊😊😊!! Hatta ben
fili 20 dakika falan sürdüm. Adını hiç bir zaman unutmayacağım herhalde.
"Dono" idi sevimli filimizin adı. Adını söylediğinde kendine has
garip sesler çıkarıyor 😋. Yalnız, fil gezisi bitip de platforma
indiğimizde garip bir şey oldu. Dono sürekli hortumunu uzatmaya başladı bize
doğru. Biz de kendini sevdirmeye çalışıyor zannettik. Halbuki, bahşiş
istiyormuş!!! Hahahaha gerçekten! Parayı hortumuyla alıp, sırtında oturan
terbiyecisine uzattı.
Biberonla balık besledik, değişik değişik kuşlar
gördük. Yılan bile sevdik! Evet, doğru duydunuz, yılanı aldık boynumuza
doladık. Ben biraz ürktüm tabii, resimlerim çok komik 😅. Fakat
sonrasında dokundum yılana, sevdim yani baya baya. İnanamazsınız, derisi o
kadar güzel ve yumuşak ki! İpek gibi gerçekten. Bu arada aslında bu tip
yerlerin yani Hayvanat Bahçesi, Doğal Yaşam Parkı gibi yerlerin acımasızlık
olduğunu bir kez daha anladık. Taylandlılar hayvanları çok seviyor ve asla
keyfi zarar vermiyorlar ama Hayvanat Bahçesi, Doğal Yaşam Parkı gibi yerlerdeki
hayvanlar esir! İşin doğrusu bu. Kuşlar ayaklarından kelepçelenmiş, timsahlar
bütün gün gösteri yapıyor. Kaplanlar uyuşturulmuş... Biz üzüldük açıkçası
buraları gezdikten sonra, bir daha da hiç bir yerde gitmemeye karar verdik.
Burada söylemeden geçemeyeceğim iki şey var.
Birincisi, bir gece pazarında karşılaştığımız Lemur! Allah'ım o ne güzel bir
yaratık öyle. Bakmalara, sevmelere doyamadım. Dünyanın en şirin hayvanı. Tabii yine
aynı konuya dönecek olursak, o Lemurcuk da bütün gece onun bunun kucağında
dolaşıp, resim çekiliyor. Böyle bir şey istiyor mu acaba hayvancağız?? İnsanın
içini burkan sorular.
İkincisi; Hayvanat Bahçesi, Doğal Yaşam Parkı
gibi yerlerden birinde bir gölet vardı. Gölette timsahlar keyiflerince
dolaşıyor. Bunlar gösteri timsahı değil, nispeten daha bağımsız bir hayat
yaşıyorlar yani. İstersen tavuk falan atıyorsun onlara parayla vs. Normalde de
besleniyorlar tabii. Benim kanımı donduran ise rehberin bize anlattığı bir şey
oldu. Taylandlı bir kız, bizim geziden kısa bir süre önce, hayatının bir değeri
olmadığına karar verip, o timsah dolu gölete atlayarak intihar etmiş! Bedenim
bari bir işe yarasın demiş ve atlamış. Düşünebiliyor musunuz arkadaşlar?? Ayy
bak yazarken fena oldum yine...
..........................................
Pattaya'ya gitmişken Mercan Adası'na gitmemek
olmazdı elbette. 8 kişi tekne kiraladık ve bir tam günümüzü Mercan Adası'nda
geçirdik. Ben denizden çıkmak bilmedim. Amaa... Bir yandık, bir yandık
sormayın. Her tarafımız soyuldu, iki gün boyunca kavrulduk. Alnım falan soyuldu
benim, hastalıklı gibi oldum resmen 😐. Kiloyla nemlendiricilere
bulandık sonra. Demiştim ya güneş daha dik geliyor, dolayısıyla daha etkili.
Öyle saatlerce güneşin alnında kalmamak gerekiyormuş demek ki!
Pattaya'da, turdan arkadaşlar da edindik. Bizim
gibi üç çift vardı, hepsi birbirinden tatlı. Bir kaynaştık onlarla, bir daha
kopmadık. İki çift İstanbul'dan, bir çift Ankara'dan, bir de biz İzmir'den... Güzel
bir ekip olduk. Pattaya'da kaldığımız günler boyunca hemen hemen hep birlikte
dolaştık. İnşallah bir gün bir şekilde yine bir araya geliriz 🙏.
Altını çizeyim; Mercan Adası turunu, Hayvanat
Bahçesi turlarını ve diğer tüm turları biz ayarladık bu arada. Rehberin
düzenlediği turlardan 3 kat falan daha ucuza geldi! Ayrıca, kendi keyfimize
göre programlamış olduk turları. Nerede, ne kadar istersek o kadar kaldık. Size
tavsiyem; Tayland'a giderseniz, önce rehberin tur programını edinin, sonra da
şehirdeki turizm acentalarına gidip fiyat alın. Göreceksiniz, çok daha ucuza ve
keyfinize göre gezeceksiniz. Biz böyle yaptık ve çooook memnun kaldık.
İşte böyle arkadaşlar Tayland! Anlat anlat,
yaz yaz bitmez. En çok paylaşmak istediklerimi aktarabildim sanıyorum. Şükürler
olsun bu güzel tatili bize yaşatana...
Kendinize dikkat edin, görüşmek üzereeeee 💙💚💛💜