Dün, Kahve Festivali’ne gittim arkadaşlar. Ekim ayı tam bir
“Festivaller Ayı”. En sevdiğim ay zaten şüphesiz, doğduğumuz ay😊. Bir de ben bayılıyorum böyle rengarenk stantlar, tatlı bir kalabalık,
şarkılar, kahveden tablolar, nereye dönsen farklı bir hareket…
Kahve Festivali de aynen böyleydi. Güzel bir organizasyon
olmuş. İlk defa katıldım bu festivale ve organizatörleri takdir ettim
gerçekten. Bir yanda papağanlı bir korsan,
bir yanda Sindirella’nın cam ayakkabısını düşürdüğü balodan fırlamış canlı
heykeller, bir yanda Hint kınası tasarım standı (tabii ki ben de yaptırdım 😎), Kahve Dünyası mıydı tam olarak hatırlamıyorum şimdi ama öyle olması
lazım, onların standında yüz boyama ve buraya dikkattt, kahve fincanında
teraryum atölyesi… E tabii kahvenin her türlüsü ve çeşitli yiyecek ikramları da
cabası. Benim için çok önemli bir nokta; tuvaletler temizdi ve kağıdı/sabunu
sürekli yenileniyordu. Ayrıca, istediğiniz kadar su içebileceğiniz bir stant da
vardı içeride. Temel ihtiyaçlarımı rahat rahat karşılayabildim yani ✌.
Hoş bir şey daha oldu. Sevdiğim ve takdir ettiğim, ailemizin
diyetisyeni Sümbül’ün “Kahvenin Diyetteki Yeri” başlıklı konuşmasını dinleme
fırsatı buldum. Sonrasında, birlikte döndük zaten festivalden. Böylelikle biraz
sohbet etme imkanımız oldu, güzel oldu.
Pamela ve Gripin konserleri vardı ama kalmadım anladığınız
üzere. Sümbül de kalmayacaktı zaten. E ben ne yapacağım tek başıma? İçki de
içmiyorum zaten.* (A aaa bu arada, Efes’in de standı vardı ve ücretsiz bira dağıtılıyordu.)
İçki demişken, İstanbul’dayken Oktoberfest festival alanını
gezdim. Festival, ben gittikten bir gün sonra başladı. Erteleme oldu.
Şehitlerimiz için… Fakat ben gittiğimde her şey hazırdı zaten. Pek fazla vaktim
olmadığı için festival alanını dolaştım, sonra da hadi değişik bir bira
tadayım, öyle gideyim bari dedim. Dayanamadım, 20 cl’lik bir kaçamak yaptım
işte o gün. Ama ne kaçamak? Ben böyle güzel bira içmedim daha önce. Pembemsi
bir rengi var. Buğday birası. Adı da “Summer Wheat with Hibiscus” olarak
geçiyor. Tatlı değil kesinlikle ama nefis bir aroması var. Şiddetle tavsiye ediyorum!
Yazımı bitirirken, çok alakasız bir şey söylemek istiyorum. Magazini
pek takip edemiyorum ama bu sabah Sıla ve Ahmet Kural’ın barıştığını söyledi iş
arkadaşım. Bana ne oluyorsa Allah bilir, çok sevindim. Sanki ikisinden biri
arkadaşım. Ne bileyim ya, onların aşkının gerçekliğine inanmışım herhalde. Her şeye
rağmen yeniden barışmaları sevindirdi beni. Diledikleri kadar şan, şöhret,
çevre ve paraya sahip olan iki ünlü çiftin aylar sonra barışması sadece aşk
için olabilir zaten.
Kısaca, Aşk kazandı!
*İçki içmeme sebebim
bir süredir Prozac kullanıyor olmam. Hatırlarsanız, daha önce de kısa bir süre
kullanmıştım. 3 haftadır yine kullanıyorum ve bu sefer beni ilk günden
etkiledi resmen. Şöyle anlatayım, ayağımı çarptığım gün haricinde 3 haftadır
bir kere bile ağlamadım. Bu benim için DEV bir gelişme! O yüzden, açıkçası biraz
korkuyorum bıraktığım zaman manyaklaşır mıyım diye. Yapacak bir şey yok,
sonsuza kadar Prozac kullanacak değilim. Ayrıca, içki içmeyi de özledim
vallahi. İnşallah, güzel bir kutlama ve keyifli bir sohbet eşliğinde içerim ilk
içkimi 🙏.