İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

20 Ekim 2019 Pazar

Dori ve Jemmoo

Bugün, Jemmoo’nun doğum günü! Biraz önce konuştuk. Doğum gününü kutladım. Bana “Dori” gibi bir kadınsın dedi. 😊 Belki de Jemmoo’dan duyduğum en güzel cümlelerden biri olabilir bu. Dori, bir dişi balık efendim. Bilmeyenler varsa söyleyeyim. Bir Disney karakteri, 5 saniye sonra her şeyi unutuyor Dori ehhehehe. Jemmoo bunu affedici olmam üzerine, kötü şeyleri unutmam üzerine söyledi tabii. Belki biraz da saf buluyor beni 😅!

Düşünüyorum da Dori olmak güzel bence. Kötü olanları unutup iyileri hatırlamak çok daha huzurlu, daha keyifli. Enayi olalım, ahmak olalım, herkes bizi yerden yere vursun demiyorum tabii ama kötülüğü içimizde tutmayalım. Yani ne demek istiyorum… Kendi hayatımdan örnekler vereyim. Bizim ofisteki borderline’ı ele alalım mesela. Daha önce yazmıştım neler olduğunu. Benim bu saatten sonra o kadınla samimi falan olmam imkansız. Onun kötülüğü için bir şey yapmam. Özrünü de kabul ettim hatta dediğim gibi bir ben selamlaşıyorum artık onunla. Ama… Ne bir lafına inanırım, ne arkadaş olurum ne bilmem ne! Ya da diğer insanlar... Bana gerçekten kötülük etmiş ya da etmeye çalışmış, içleri pis, bozuk insanlar. Hiçbir zaman intikam almadım (ilahi adalet o işin icabına bakar) ya da kendimi suçlayarak yıllarımı kaybetmedim. Sildim, gitti. Dünyadan sildim onları. Benim için dünya, benim gördüğüm kadardır nasıl olsa.


Ve fakat! Bazıları da var ki onları asla kötü hatırlayamam. Jemmoo inanmakta zorlanıyor bana ters davrandığı zamanları nasıl da hemen unutuyorum diye. Nasıl unutmam… Bana öyle bakan, beni öyle güldüren, benim için onca şey yapan ve beni öyle seven bir adamı, birkaç kere hata yaptı diye kötü mü hatırlayacağım? Hayır canım, olmaz.

Bugün, Jemmoo’nun doğum günü! Biraz önce konuştuk. Doğum gününü kutladım. Ona; çok sağlıklı, çok keyifli, çok huzurlu, çok mutlu, çok başarılı ve çok paralı bir yeni yaş diledim tüm kalbimle. Şimdi buradan bir-iki ekleme yapmak istiyorum bu dileklerime. Biraz Dorilik diliyorum Jemmoo’ya yeni yaşında. Azcık sever o yapılan hataları unutmamayı, kavgada söylenen saçma sapan, kırıcı sözleri mıh gibi belleğine kazımayı. Keşke kimse hata yapmasa, kimse sinirlendiğinde ya da kırıldığında kötü şeyler söylemese, kimsenin travması olmasa… Böyle değil maalesef. O yüzden, insanın aslını görebilmek bize düşüyor. Jemmoo’ya; onu gerçekten seven insanları daha kolay affedebilmesini, kalbinde daha az kırgınlık barındırmasını diliyorum. Kızgınlık, kırgınlık, kin ağır gelir kalbe. Kalp hafif olmalı, kuş gibi! Pırpır etmeli sevinçten, heyecandan. Kuş kalbi bolca pırpır etsin bundan sonraki yaşlarında. Pek az kırılsın. En büyük sıkıntılarını bile burnu kanamadan atlatsın İnşallah. Ertesi gün sapasağlam kalksın gene yataktan, hiçbir şey olmamış gibi. Çizgi filmlerdeki gibi… ☺


İyi ki doğdun canım! Varlığına şükürler olsun…🙏


10 Ekim 2019 Perşembe

Kâle Alınmadığım Zamanlardayım

Sanırım buradaki zamanımın da sonuna geldim. Belediyeyi kastediyorum. Zaten bu yaşıma kadar hiçbir yerde 3 seneden fazla çalışamadım. Kural bozulmayacak herhalde. Başkan'dan randevu istiyorum, 15 gün geçiyor ve hala görüşemiyorum. Nedir bu arkadaş? Konuyu da biliyor yani. Yurt dışı eğitime başvurmuşum, seçilmişim. Tee Letonya'ya gideceğim ve bu eğitime kabul edilmek birçok insanın istediği bir şey ama adamın umurunda değil. 15 farklı ülkeden insan gelecek ve bu belediyemizi tanıtmak için süper bir fırsat ama Başkan'ın gözünde hiç kıymeti yok. Evet, aynen böyle. Maalesef! 

Ben de TÜRGÖK'ü tanıtırım o zaman. Daha sonra da TÜRGÖK üzerinden proje yaparız. Nasıl olsa bireysel yararlanıcı olarak başvurdum. Zaten bu eğitim, dezavantajlı gençlere yönelik uluslararası proje hazırlama eğitimi. Bir nevi başlangıç eğitimi. TÜRGÖK'ü dahil etmek daha faydalı bir tercih olabilir.

Ayrıca, 3 haftadır TAM 3 HAFTADIR boş boş oturuyoruz. Müdürümüzü görevden aldılar, bizi de başka müdürlüklere göndereceklerini söylediler. O gün bugündür gönderecekler diye bekliyoruz. Ne bu rezalet ya?

Ben de ne yapayım, ertelediğim işlerimi tamamlıyorum. Zırt pırt dışardayım yani. Boş oturunca kafayı yiyesim geliyor. Zaten zor bir dönemden geçiyorum... Bir de Latte'yi çok özledim. İnsafsız Jemm Bey de bir demiyor yani "Bugün ofise getirdim Latte'yi. İş çıkışı istersen görebilirsin." falan... Sanki bilmiyor ne kadar düşkün olduğumu. Ona da çok pis gıcığım şu an. 

Neyse işte arkadaşlar, tatsız tatsız işler! Buradan gitmenin vakti geldi. Ne yapacaksam, kimlerle konuşacaksam her ne gerekiyorsa yapacağım ve gideceğim. Belki Karabağlar'da şansım olabilir gibi gözüküyor şu anda. Bakalım, hayırlısı İnşallah...

Take care!