İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

6 Şubat 2017 Pazartesi

6. Gün

Daft Punk / Instant Crush eşliğinde yazıyorum bu sefer. YouTube olmasa Pazartesiler hiç çekilmeyecek gerçekten. Zaten güne suların kesilmesiyle başladık! Tam benim gibi pimpiriklilere göre 😕 Neyse çok sürmedi Allahtan. Ödeme yapmayı geciktirmeye çalışan birkaç değerli (!) müşterimizi de tehdit ettikten sonra keyfim yerine geldi zaten 😈

Sevgili...

Sevgili, Çanakkale'de beni götürmeye söz verdiği yerde. Aramızda yaklaşık 3.000 km var an itibariyle. Fark eder mi sanki? Sanki hala bizim ofise yürüme mesafesi olan ofiste, hani dün akşam kahve içtiğimiz, onu uğurladığım ofis. Bugün bu konudan bahsetmek istemiyorum aslında. Her şey olacağına varacak nasıl olsa. Zaten her türlü zor olacak, bunu ikimiz de biliyoruz. Dün akşam kendi de söyledi. A aa ona yapacağım bir ufak 4square misillemesi hediyem var ama... Azıcık yaylar gevşesin 😛😛

Ben bugün çok aptalca bir fobimden bahsetmek istiyorum. Gereksiz ama bahsetmek istiyorum işte. Maksat, tarihe kayıt düşelim. Bunu kaç kişiye söyledim şu ana kadar çok emin değilim. Galiba sadece annem. Sudan korkuyorum. Daha doğrusu gürül gürül akan sulardan korkuyorum. Duş dahil hahahahaha 😝😝😝😝😝 gerçekten, çok aptalca ama doğru! Hem de benim gibi bir su burcu kadın!! Hani "su kuşu" diye tabir ettiğimiz, denizden saatlerce çıkmak bilmeyen bir profilim aslında. Neden akan sulardan korkuyorum? Kim bilir... Çok anlamsız.

İlk anneannemlerin banyosunda fark etmiştim bu korkuyu. Nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlatmak gerekirse, elimize aldığımız hareketli ahizeden korkmuyorum tabii ki. Tepede olan, sabit duştan korkuyorum. Gözüm kapalı duşun altına girersem, katiyen açamıyorum o duşu gümbür gümbür. Sevgilinin evindeki (eskiden bizim evimiz olan!) kocaman, bir sürü fıskiye delikli, nerdeyse kafam kadar olan sabit duşun altına girip de suyu sonradan açamadım hiç mesela. Hep önce suyu açtım, sonra suya kendimi bıraktım 😡😡😡😡 Garip ama gerçek işte...

Hemen de aklıma bir anımız geldi bak. Geçen sene Mart ayı. Bizim kulübün etkinliği dolayısıyla Davutlar'da kaplıcadayız. Beynimin hükmedemediğim bölgelerinin Sevgiliyi, Sevgili olarak seçtiği gün aslında o gün. Biz bunu çok sonra fark ettik. Neyse efendim, Sevgili o gün, kaplıcanın kaynağına yüzümü dayayıp, kükürt, radon, magnezyum ve bilmem ne kadar çok mineral ve gazın dışarı çıktığı ılıcanın içine girip nefes almaya çalışmamı, bunun çok faydalı olduğunu söylemişti. Ben de korkuyorum diyememiştim tabi, girmiştim suyun içine 😊 Ama gel bir de bana sor! (Yanlış hatırlamıyorsam, önce onu izlemiştim de sonra ben girmiştim galiba 😁😁😁😁😁 )

Zaten oldum olası korkularımın üzerine gitmeye çalışırım ama her zaman korkumu yenmek amaçlı değil. Bazen de böyle yiğitliğe leke sürdürmemek için. Ya da en basiti, tuhaf duruma düşmemek için!!!

Bir daha da gitmedik! Pis 😣

Neyse, mesainin bitmesine az bir vakit kaldı. Toparlanayım bari.

C U ( bana böyle yazıp duruyo, gıcık oluyorum galiba...)

Not: Bitirirken de "We are Young" çalıyor 😄

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder