Sanırım bu Prozac beni biraz hissizleştirdi. Temel ihtiyaçlardan başka bir şey çok da umurumda değil sanki. Belki de yine o bildik evreye girmişimdir. Haksızlığa uğradığımı iyice anlayıp içime kapandığım evre... diye devam edecektim bu yazıya işten çıkmadan ama yazmak bile istemedim. Yarım kaldı o yüzden. Şimdi devam ediyorum.
Şu an sorsalar o kadar da hissiz hissetmiyorum 😀Böyle de gel-git bir insanım işte!! "Sana Amarula alayım diye bakıyorum..." dedi ya telefonda, yine sevindirik oldum 😍
Sevindirik olunca vurdum kendimi alışverişe 😎😎😎 Onun için de bir şeyler düşündüm tabi ama riskli oldu biraz. Bakalım, sonucu birlikte göreceğiz.
Biz ilk defa geçen sene 13 Şubat'ta yemeğe çıkmıştık. Cumartesi olduğu için 14 Şubat muamelesi yapmıştı müessese, masanın üzeri gül yapraklarıyla kaplıydı. İkimiz de şaşırıp kalmıştık. 1 sene mi geçmiş üstünden!!! Sevgili aynı fikirde değil ama ben isterdim bu sene de oraya gitmek. Öyle ya da böyle bizim başlangıcımız orası.
Birlikte yaşamaya başlayana kadar duygu senkronizasyonunda hep bir sıkıntı vardı. Biri önde, biri geride kaldı hep. O her zaman bunu hatırlatır zaten! Aynı evde yaşamaya başladıktan sonra birbirimizi yakaladık ve mükemmel bir armoni başladı. Söylemesi garip ama şu anda da o armoni devam ediyor. Ciddi bir darbe aldık ama kimse pes etmedi. Kimse unutmadı da...
Sanki sadece ikimizin toplam ağırlığıyla dünyayı yerinden oynatabilen bir kaldıraçtayız. (Arşimet'e saygıyla 🙏)
Kısacası;
Bugün resmine bakıyordum, "Allah'ım nasıl özledimmmm, tipe bakkk, ne hoş gülmüş benim sevgilimmmm...." diyerek tüm zamanların içinde kayboldum. Sonra aklıma eşyalarımı teker teker taşıdığım geldi. O evin artık bizim evimiz olmadığı, resmimizin bile yerinde durmadığı... Sinirlendim, üzüldüm, korktum.
Sonra da Halka 3'e gitmekle ilgili beni çok farklı (!) yollardan onore eden cümlesini hatırladım, güldüm yine istemsiz. Buraya yazamayacağım ama bir hayli komikti 😆😆😆
Onun da aynı durumda olduğunu biliyorum. Allah bizi bildiği gibi yapsın İnşallah 🙇
İyi geceler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder