İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

12 Temmuz 2017 Çarşamba

İşe Başlıyorummm

Evet arkadaşlarrr, 5 aylık işsizlik dönemi sona eriyor çok şükür 🙏. Şimdilik neresi olduğu konusu "cips, kola, özel, kilit" heheheheehe 😸. 2 ay deneme süresi olacak, sonrasında neresi olduğunu yazarım dostlar.

Bu işle ilgili hoşuma giden şey, benim kariyerim açısından hakikaten farklı bir iş olması. Birçok işletmesi olan bir şirketin Halkla İlişkiler ve Organizasyon Sorumlusu olacağım. Bu zamana kadar bir sürü farklı şirkette ve farklı pozisyonlarda çalıştım ama böyle bir tecrübem hiç olmadı. Çoğunlukla sahada olmam gerekecek. Dolayısıyla, bu bir ofis işi değil! Bu da beni heyecanlandırıyor ve bu sefer belki de hoşuma gidecek bir işe başlıyorum ümidi doğuyor içimde. İnşallah bakalım göreceğiz, hayırlısı!

Betül Mardin ekolünden başarılı bir halkla ilişkiler uzmanı olurum bakarsınız. Belki Zehra Güngör gibi IPRA Başkanı olurum ileride. Neden olmasın? Alternatifler sonsuzdur! Yeter ki kalben niyet edelim ne başarmak istiyorsak ve başarı yolunda gereken çalışma ve gayreti gösterelim.

..........................

Tekrar yazacağım, hepinizi öpüyorumm 😽😽😽😽.

8 Temmuz 2017 Cumartesi

Enerji, Yanılsama, İlişkiler... Yaz Sıcağında Terleyen Tespitlerim

Merhabalar arkadaşlar... Size yine (!) çok garibime giden bir şey anlatmak istiyorum. Geçenlerde tesadüfen aynı kulüpte olduğum ama daha önce görmediğim bir kadın ile karşılaştık. Ortak bir arkadaşımız aracılığıyla bir araya gelmiş ve resmen tanışmış olduk. Sohbet, muhabbet derken kadın birden hatırladı beni. Meğer görmüş beni daha önce. Benim de gayet net hatırladığım bir akşam... Kulüpten bir arkadaşımıza destek olmak amacıyla katıldığı karma serginin açılışına gitmiştik. Kasım'dı. Ben daha üç gün önce yüzük takmıştım. Arkadaşlarımı ilk defa görüyordum yani yüzük taktıktan sonra. Sarılıp, öpüştükten sonra arkadaşlarıma yüzüğümü göstermiştim. O an bunun garip olduğunu düşünmemiştim açıkçası. Nasılsa görecekler zaten demiştim. Hem insan mutluluğunu arkadaşlarıyla paylaşmak istemez mi?

Öyle değilmiş bu işler işte! Bakın Temmuz'dayız, aradan DOKUZ ay geçmiş neredeyse. Yukarıda bahsettiğim kadın "A aa ben seni hatırladım, sen sergide elini sallaya sallaya yüzüğünü gösteriyordunnn!!" dedi bana 😕😕😕😕. Nasıl antipatik gözükmüşsem artık, ne kadar nefret etmişse benden o akşam, hala hatırlıyor. Şimdiki aklım olsa böyle bir hareket asla yapmazdım. Mutluluk paylaşılamıyor bu coğrafyada maalesef. Herkesin bin tane derdi varken, bütün ilişkiler hastalıklıyken, sevgililer/eşler hep mutsuzken, mutluluk paylaşmak çok mantıklı değil belki. Kadının, kim olduğumu hatırladıktan sonra gözlerinden geçen parıltıyı asla unutmayacağım. Öncesinde havadan sudan bahsediyorduk, ben de daha çok yeni ilişkim bittiği için neşe saçmıyordum elbette. O da mutsuz bir evliliği olan her kadın gibi üzülmememi, değmeyeceğini vs. öğütlüyordu. Ne zaman kim olduğumu anladı, size yemin ederim, gözlerinden "Yaa gördün mü tatlım? Öyle yüzüğü sallayarak caka satmakla olmuyor. Bak oturmuşsun işte k.çının üstüne!" cümleleri geçti. Projeksiyon perdesinden okur gibi okudum. Üzüldüm. O akşam, kadına kendini bu kadar kötü hissettirdiğim için üzüldüm. İstemeden çok antipatik durduğum için üzüldüm. Mutsuz insanlar, etrafında mutsuz insanlar olmasını seviyor gerçeğine üzüldüm. Hep söylerim, en sevdiğim yabancı atasözlerindendir: "Misery loves company." Doğru maalesef 😔.

Bunu ben de yapamıyorum açıkçası. Dürüst olmam lazım, buradan kendimi kandırmamın bir anlamı yok. Kendim çok mutsuzken başkalarının mutluluğuna çok sevinemiyorum. Onlar için kötü şeyler temenni etmiyorum tabii ama can-ı gönülden de sevinemiyorum. Sevinemiyordum. Daha önceleri böyleydim en azından. Şimdi nasılım bilemiyorum. Tecrübe edecek bir olay olmadı henüz. İnşallah değişmişimdir. Bu hiç hoş bir şey değil!

O kadına da kızamıyorum bu yüzden. Kötü bir insan olduğu için öyle hissetmedi. Biliyorum. Kendimden biliyorum. Yine de böyle olmamalıyız. Kendimizi de etrafımızı da güzel enerjiler ile kuşatmalıyız.

İnşallah bir gün öyle olacağım 🙏. "Abla"yı örnek alıyorum kendime, tam bir teslimiyet içinde ve sonsuz huzuru yakalamış. İmkansız gibi geliyor kulağa ama olmuş işte. "Abla" bunu başarmış. Etrafındaki herkese iyi geliyor. Öncelikle de kendine... Ne güzel!

İşte böyle dostlar, gene çok yazdım 😚. Herkese iyi tatillerrrrr...

4 Temmuz 2017 Salı

Rodos, Bayram ve Canım Arkadaşlarım

Biliyorsunuz bayramda Milas'a gittim, Fatte'me. Canımın içi sağ olsun, ne zaman "geleceğim ben, kafamı dağıtmam lazım" desem "hemen gel" diyen ve benim de gönül rahatlığıyla gidebildiğim dostum. "Kardeş" de öyledir mesela. Dün gecenin bir yarısına kadar saymamı, sövmemi dinledi kuzum benim. Benden sonra da başka bir arkadaşı (başka bir vaka hahahaah) geldi gecenin köründe ağlaya ağlaya, bir de onu avuttu sabaha kadar muhtemelen 😑😑😑. Geçen yazın bana en büyük hediyesi ❤❤❤. Velhasılıkelam arkadaşlar önemli arkadaşlar, onlar her daim yanımızdalar çünkü🙏.

Bu arada Milas cehennem, Rodos da cehennem. Zaten artık İzmir de cehennem eheheheh, bir fark kalmadı. Sakın, sakın bu sıcaklarda kültür turuna falan çıkmayın, sakın!! Gidin denize, havuza girin arkadaşlar. Vallahi Eylül'e kadar hiç bir yerlere gitmem yeminle. Tamam, "Şövalyeler Adası" Rodos gerçekten güzel. Gidilmeli hatta kalınmalı çünkü muhteşem sahillerinden mutlaka denize girilmeli. "City Tour" otobüsüyle şehir turu yaparken o cam göbeği denize, otobüsün ikinci katından atıverecektim kendimi, öyle söyleyeyim 😆. O kadar güzel gözüküyordu... Tabii 40 derece havada üstü açık otobüsle şehir turu yapmak da çok akıl kárı değilmiş! Onu da not düşeyim. Neyse ki şapkam vardı ☺☺☺.

Amaaaa... aşırı sıcağa, Rodos'taki döviz büfesinde kazıklanmama, Bodrum'dan feribotla 2,5 saat gidiş - 2,5 saat dönüş (Marmaris'ten gitmeniz çok daha akıllıca olur, sanırım 1 saat civarı sürüyor) yol çekmeme rağmen tek başına Rodos Kalesi'ni (Rodos Şövalyeleri Büyük Efendi Sarayı olarak da biliniyor) görmek bile hepsine değer. Maalesef Kos'taki gibi yerel bir rehber bulamadım. Feribot biletlerini ayarlayan şirketin de böyle bir hizmeti yokmuş. Dolayısıyla çok bilgilendirici bir gezi olmadı ama bol bol göz banyosu yaptım. Dediğim gibi kalenin içinde yapacağınız bir yürüyüş bile sizi bambaşka diyarlara, zamanlara taşıyacak. Gittiğinize hiiiiiç pişman olmayacaksınız!

Aaaa unutmadan şehir turunda da birazcık kazıklandım aslında, onu da söyleyeyim. "Darling, darling" diye konuşan tipik, çapkın, yaşlı Yunan turizmci amcalar şehir turunun 1 saat süreceğini söylediler bilet alırken. Bindim, iyi güzel. Gezdik, yarım saat sonra otobüse bindiğim yere geri geldik. İnenler oldu, binenler oldu. Bu arada ben turun yarısı bitti, mola verdik, diğer yarısına geçiyoruz zannediyorum. Otobüste başka turistler de vardı hatta, onlara da sordum, onlar da öyle zannediyorlarmış. A aaa bir baktık ki aynı yerleri gezdiriyor otobüs sil baştan 😓😓😓😓😓😓. Aquarium, Casino Otel, Şövalyeler Caddesi... E aynı yerler!!! Aslında tur yarım saatmiş dostlar. 9 Euro'ya 1 saatlik tur diye kandırıyorlar yani... Aklınızda bulunsun.

Bu arada Euro demişken aklıma bir şey daha geldi. Bildiğiniz gibi her bankanın her ATM'sinden döviz çekilemiyor. Ben de bazı aksilikler yüzünden Rodos'a gideceğim güne kadar para çekememiştim bankadan. Sordum, öğrendim, Bodrum Otogarı'nın oradaki ATM döviz veriyormuş. Çok güzel! Gittim para çekmeye, evet döviz veriyor amaaa... içinde 30 Euro kadar bile döviz kalmamış!!! Olur mu böyle şey Allah aşkına? Bodrum gibi bir yerde, bayram günü, o bankanın tek döviz veren ATM'sinde 30 Euro yok!!! İşte zaten bu banka yüzünden Rodos'ta kazıklandım. Tabii işini son dakikaya bırakınca böyle aksilikler mümkün oluyor 😥.

Süreç içinde yaşanan ufak aksilikler bütünün güzelliğini etkilemez tabii. Fatte'mi de bebişini de Rodos'u da gördüğüme gayet memnunum. Ama mümkünse bir dahaki sefere bu kadar sıcak olmasın 😛😛😛😛😛😛!

Şimdilik hoşçakalın :))))