Son Sandık Yazısı
Merhaba!
Haftayı bitirmeye 5 kala, kalan son sandık
yazımı da paylaşmak istedim sizinle. Ne bileyim şöyle bir his geldi sanki bana,
tüm sandık yazılarımı paylaşmış olursam (çünkü daha önce hiç paylaşmamıştım
bunları) geçmiş Ben’de yaşadığım ve hatırlamaktan hoşlanmadığım ve hatta zaman
zaman şimdiki Ben’de bile hissettiğim tüm yıkıcı hissiyatı silip atacağım. Kırgın,
kızgın, yalnız ve değeri bilinmemiş hissiyatı yok olacak. Geçmişin bu zehirli bağını
bıçak gibi kesip koparacağım. Çemberi kıracağım bu gece. İlk ve son ve kesin
olarak!
Her şeyin bedeli var, sen susma!
En ağır
bedelleri öderiz hayatımızın en güzel anları için. Biliriz zaten bir bedel
ödeyeceğimizi ve o bedelin çok ağır olacağını ama yine de yaşamaktan
vazgeçemeyiz. Bile bile hata yapmak mı cesarettir yoksa yapmamak mı? Her
gece sabaha kavuşur ama o sabahı hak etmek için ne kadar acı çekmemiz lazım?
Acılar olgunlaştırır insanı, hayatına anlam katar, yaşadığını hissettirir.
İnsan olmayı hak etmektir acı çekmek… Ama ne kadar? Pişkin acılar yüzünden
insanlıktan çıkarsa insan, ne olur o zaman?
Susuyoruz hep
birlikte. Acıtmamak için susuyoruz. Acımamak için susuyoruz. Vakit gelmedi
henüz. Zaman, yaraların kabuğunu atıp izleşmedi ruhlarda. Tek beklediğimiz,
bizi yıkabilecek kadar kararlı bir cesaret! Bir gün… Hiç beklemezken... Ve
biz de hala cesurken!!!
İyi Pazarlar dostlar, sağlıcakla kalın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder