İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

28 Mart 2019 Perşembe

Eskişehir Notları

Selam Dostlar,

Eskişehir’den bahsedeyim bu akşam biraz. Önce, nasıl gittiğimi yazmam lazım.

Yıllardan beri hayalimdi yataklı trenle seyahat etmek ve sonunda gerçekleşti. Gerçekleşti de… Gel bir de bana sor! Abartmayayım, aslında bazı şeyler çok güzeldi. Minyatür, yataklı vagonumuz çok sevimliydi bir kere. Lavabosu bile vardı. Buzdolabına ikramlık su, meyve suyu, çikolata falan koymuşlar, beni mest etmişler. Bayılırım ikramlara hehehe 😄. Hava kararana kadar yemek salonundan dışarıyı seyretmek de çok güzeldi. Hem de çok güzel…

Fakat! Uyunmuyor arkadaşlar. Ve bence bu çok büyük bir problem. Belki grip olduğum için çok rahatsız oldum, bilemiyorum. Ranzanın tepesinde ben yattım. Evet, kemerlerle güvenlik tedbiri alınmış ama uzun bir süre düştüm, düşeceğim hissinden kurtulamadım bir kere! 😂😂😂😂 Tam alıştım, artık uyuyabilirim derken hooop tren makasa girdi. Ani bir fren! Olduğum yerde zıpladım. Sonra dadadaadada sesler başladı. Gibi gibi sebeplerden mütevellit uyuyamadım yani. Yol 11,5 saat, uyuyamayınca zor oldu haliyle. Belki zamanla alışılır. Bilemiyorum.

Neyse efendim, sabahın köründe Eskişehir’e varınca önce otele gittik tabii. Eşyalarımızı yerleştirdik, ben havuza girdim. Özellikle, havuzlu bir otel tercih etmiştim zaten. Analiz yapayım diye. 😎 Bilenler bilir, Eskişehir’de neredeyse adım başı termal su çıkıyor. Birçok otelin havuzu var, günübirlik havuz girişi yapabiliyorsunuz. Aynı bizim Radon gibi yani. Daha önce söyledim galiba ama tekrar söyleyeyim; Radon Termal, Jemmoolar’ın Kuşadası Davutlar’daki butik termal oteli. Vallahi ben o suyun üstüne su tanımam. Eskişehir de buna dahil. Bir kere, Eskişehir'de kaldığımız oteldeki su aşırı sıcaktı. Aslanağzının altına falan girmek imkansız yani. 60 derece midir 90 derece midir nedir artık??? Abartmayayım hehehehe ama 60 derece var. Ben ne yapayım altına giremediğim aslanağzını? E tabii havuza da soğuk su karıştırıyorlar mecburen falan filan. Bir de her yer kadın saçıydı. Pisti biraz yani. Ayrıca, ne renk ne koku ne tortu hiçbiri Radon gibi değil.

Yine de zor bir yolculuktan sonra iyi geldi tabii sıcak havuz. Eskişehir ile ilgili herkesin bildiği Balmumu Müzesi’ni falan anlatmayacağım. Ama ama ama dostlar, mutlaka ama mutlaka Odunpazarı Şerbet Evi’ne gidin. Ben ki şerbet sevmeyen bir insanım, tutmasalar fıçıyla içecektim. Şerbetlere bayıldım. 20'ye yakın şerbet çeşidi var. Ayrıca, karışım şerbetleri de var. Biz, Saray ve Şehzade şerbeti içtik. İkisi de enfesti. Saray, demirhindi ve hurma şerbeti karışımı; şehzade ise sübye ve vişne şerbeti karışımı. Tarihi bir konak olması zaten büyüleyici! (Çocukluğumun geçtiği, rahmetli babaannemlerin Antalya’daki konağına benziyordu. O yüzden, hem hoş hem buruk duygular kapladı içimi.) Konağı mutlaka gezmeli, avlusuna çıkmalı, o buram buram tarihi içinize çekmelisiniz. Yemekleri için mutlaka tekrar gideceğim. Ketçap, mayonez, pirinç unu gibi birçok malzemeyi kendileri yapıyormuş. Herkese tavsiye ediyorum!

Porsuk Çayı’na karşı çay, kahve içmek, Balaban köftesi yemek, muhallebi kıvamında enfes Kara Kedi Bozası'ndan içmek, Hamamyolu Sanat Köprüsü’nde yürümek çok keyifliydi. Veeee elbette Sazova’daki Masal Şatosu… Büyülendim, tek kelimeyle harika olmuş! İçinde her daim mucizelere inanan, sonu hep iyi biten çizgi filmlerden fırlamış küçük bir kız olan sevgili yazarınız, elbette Masal Şatosu'nda kendini kaybetti. Dede Korkut’tan, Keloğlan’dan masallar dinledik. Asıl o masal odaları harikaydı. Hareketli maketlerini yapmışlar, banttan da sesi veriyorlar. Onlar anlatıyormuş gibi dinliyorsun usul usul. Ben çok mutlu oldum, çocuklar zaten çıldırıyordu. 👧👦Tepegöz'ü dinledik Dede Korkut'tan. Tam böyle gözlerinin içine içine bakıyor gibiydi. Çok başarılıydı, çok beğendim.

Sazova Parkı’nda gezilecek başka yerler de var. Akvaryum, Esminyatürk, Korsan Gemisi gibi. Gitmişken hepsine girmek, bakmak lazım. Sanırım, Eskişehir ile ilgili şimdilik bu kadar. Aklıma başka şeyler gelirse sonra yazarım.

Bu arada, 2 Nisan itibariyle Google profillerimiz kaldırılıyor sevgili arkadaşlar. Bloğumu oradan takip edemeyeceksiniz artık. Direkt https://denizfeneriningunisigi.blogspot.com/ linkine tıklamanız gerekecek. Aklınızda olsun!

Herkese iyi geceler…🌛

24 Mart 2019 Pazar

Sevgili Avukatım

Cuma günü, güzel bir haber aldık arkadaşlar. Geçen sene iki genç kadın İzmir’in göbeğinde tacize uğradığı için polise sığındı ve sığındıkları aşağılık polis tarafından hakarete uğrayıp, darp edildi. Evet, polis tarafından! Kolluk kuvvetimiz, zorda kalınca hemen sığındığımız, çocuklarımıza kendilerini tehlikede hissederlerse hemen onlara gitmelerini tembih ettiğimiz koruyucularımız. Maalesef, böylesine kutsal mesleklerden de lekeliler çıkıyor işte. Neyse; konuyu dağıtmayayım, o polis ceza aldı. “Böyle kıyafetlerle gezerseniz tacize uğrarsınız tabii!” diyen sapık zihniyet layığını buldu.

Ne istersem onu giyerim, SANA NE??? Tamam, çırılçıplak dolaşalım diye bir teklifim yok ama istersem mini giyerim, istersem dekolte. A-LI-ŞA-CAK-SI-NIZ! HEPİNİZ ALIŞACAKSINIZ!!!

Çok sevgili bir abimle konuşmuştuk bu konuyu geçenlerde. 18 yaşında bir kızı var. Bir hayli de uzun boylu, gösterişli bir kız. Yazın, kısa şortla dolaşıyor İzmir’de çok normal olarak. Babası da çok kısa şortlar giyiyor diye dertleniyor. Onu anlıyorum, kız dikkat çeken bir kız zaten. Ama ne yapalım? Biz mi onlara benzeyeceğiz? Hayır, onlar bize alışacak! Abime de aynen böyle söylemiştim. 40 derece sıcakta, İzmir’de, kadınlar şortla dolaşamaz hale gelirse artık yolun bitimine gelmişiz demektir. O yüzden, şort giymeye devam edeceğiz!

Son olarak, polis tarafından hakarete uğrayan ve darp edilen kadınlar için gecenin bir yarısı evden fırlayıp karakola koşturan ve mağdur genç kadınların avukatı olup bu haklı sonuca imzasını atan Jemmoo’yu da tüm kalbimle tebrik ediyorum.

(Seninle gurur duyuyorum… Bir kez daha.)

18 Mart 2019 Pazartesi

Yaşam Sergisi'nin Latte ile Bir İlgisi Var Mı?

Kesinlikle var! Yaklaşık bir ay kadar önce Alsancak / TAŞEV’de bir atölyeye katıldım arkadaşlar. Adı, “Yaşam Sergisi” diye geçiyor. İstersen izleyici olarak katılıyorsun, istersen oyuncu. Nedir diyeceksiniz Yaşam Sergisi? Vallahi ben de ilk defa katıldım bu çalışmaya. Toplamda 10 kişi falandık. Şimdi şöyle oluyor efendim; oyuncu olan 6 kişi var, oyunu yönlendiren bir kişi var. (Artık psikolog mu, terapist mi, yaşam koçu mu hiç bilmiyorum!) Sonracığıma bir de oyunu oynanan kişi var. Yaşam Sergisi açılan kişi. O da diğer izleyicilerle birlikte oyunu izliyor. İzleyiciler de toplamda 3-4 kişi zaten. İlk oyunu izledim sadece, zaten izleyici olarak başvuru yapmıştım. Ama sonra öyle oldu, böyle oldu, oyuncu eksik kaldı falan filan derken beni oyuna dahil etti oyunu yönlendiren. Ben de tamam dedim, ne diyeyim yani?

Oyun yani Yaşam Sergisi kısaca şöyle; hani dedim ya oyunu oynanan bir kişi var yani yaşam sergisi açılan esas kız ya da esas oğlan. O kişi, oyunu yönlendiren kişiye hayatındaki sorunlu alanları söylüyor. Anne, baba, kardeş, sevgili, patron, kariyer, şehir değişikliği, miras kavgası, doktora vs. Her ne ise artık. Canlı ya da cansız 5 tane sorunlu alanını söylüyor. Oyuncular bu bilgileri bilmiyor. Oyuncular da toplamda 6 kişi demiştim zaten. Oyunu yönlendiren, tek tek oyuncuların hepsine enerji yüklemesi yapıyor. Bir kişiye esas kız/esas oğlanın enerjisini yüklüyor, geri kalan 5 kişiye de esas kız/esas oğlanın sorunlu alanlarının enerjilerini yüklüyor fakat kimse kendisine ne enerjisi yüklendiğini bilmiyor.  Sonra oyun başlıyor. Oyunu yönlendiren ilk önce, tek tek tüm oyunculara neler hissettiğini soruyor. Açıkçası, bazı oyuncuların cevapları zorlama geldi bana ama ilk defa böyle bir deneyim yaşadığım için çok laf etmek istemiyorum. Sıra bana geldiğinde ben; durağan, tepkisiz, yaşamdan uzaktaymış gibi hissettiğimi söyledim. Gerçekte öyle hissediyordum belki de o yüzden öyle dedim bilemiyorum.  Neyse efendim, daha sonra oyunu yönlendiren enerjileri karşı karşıya getirmeye başlıyor. Ve bu karşılaşmalarda neler hissettiğini, karşındaki enerjiye ne söylemek istediğini anlamak için sorular soruyor. Tabii böylelikle esas kız/esas oğlan enerjisini taşıyan oyuncu belli oluyor genellikle çünkü en çok onu kullanıyor karşılaştırmalarda. Ancak, diğer oyuncuların hiçbiri hangi enerjiyi taşıdığını bilmiyor. Hatta ben oyun bitince bile öğrenemedim. Benim ve başka bir oyuncunun taşıdığı enerjiler hariç hepsini söyledi oyunu yönlendiren ama bizim ikimizinki çok özele giriyormuş, o yüzden söylemedi.  

Ve oyun, tabiri caizse, karşı karşıya getirilen tüm enerjiler içlerini döküp, sorunlarını çözüp, helalleştikten sonra bitiyor. 

Neyse kısacası, benim oyunda söylediklerimden etkilendi oyunu yönlendiren. “A aa çok ilginç, hiç böyle bir tanımlama duymamıştım. Güzelll!” falan dedi oyun esnasında. Oyun bittikten sonra da evrenle bağlantımın kuvvetli olduğunu, enerjileri hemen hissettiğimi söyledi. Mutlaka bu alanda çalışmalıymışım…

Aslına bakacak olursanız, oyunu yönlendirene katılıyorum. Artık, bağlantım kuvvetli. Bunu ben de her bahaneyle hissediyorum. Ve buna Latte’m sebep oldu!

Dün, Latte’min gelişinin 1. yıl dönümüydü. Mutlaka hepimizi değiştirdi ama beni muazzam değiştirdi. Hayatımda ilk defa bana muhtaç olan bir canın sorumluluğunu aldım. Tamam daha önce muhabbet kuşumuz vardı, balığımız vardı ama aynı şey değil. Hiçbirinin sorumluluğunu tek başıma almamıştım. Ayrıca, köpek olması bambaşka bir şey... Aynı küçük bir çocuğun varmış gibi arkadaşlarınla bir yere kahve içmeye gittiğinde, onu dolaşsın diye serbest bırakıp hem sohbet etmeye çalışıp hem de göz ucuyla sürekli onu izlemek mesela!

Ne yalan söyleyeyim, daha önce korkardım böyle sorumluluklardan. Ama artık her şey farklı! Latte, sorumluluğun bana yakıştığını gösterdi bir kere. Kimseye değil, bana gösterdi. Korktuğum şeyin aslında bana iyi geldiğini gösterdi başka bir deyişle. İçimdeki iyileştirici gücü ortaya çıkardı. Koşulsuz sevginin iyileştirici ve koruyucu olduğu varoluşun kadim gerçeklerindendir. 

Ve toprakla bağlantı… Yaratımın kalbi Toprak Ana ve onun tüm çocuklarıyla olan bağımı kuvvetlendirdi Latte'm. Aslında, doğumsal olarak var olduğuna inandığım ve sadece kendimde değil her kadında var olduğuna inandığım müthiş bağ!

Hani şey derler; çocuklar, daha iyi bir insan olmak için mükemmel bir fırsattır. Bence de öyle… 22 kilocuk bir köpekçik bende bunları ortaya çıkarabildiyse, başka neler mümkün acaba? :) 

Son söz, sevin ve bağlar kurun arkadaşlar. Bunlar öyle bağlar ki ne burada ne orada, ne şu an ne de başka bir an, ne uyanıkken ne rüyada asla kaybolmayacak, hep var olacak bağlar. İşte bu gerçekten çok güzel…

10 Mart 2019 Pazar

İstikamet Selanik

Dostlar, dostlar!

Yine yeniden merhaba... Dizimi kırıp evde oturduğum bir Pazar gününü elbette sizlere yazarak değerlendirmek istedim. Bu arada takipçi sayımın arttığını görüyorum ve bu beni çooook mutlu ediyor!! Henüz binlerce kişiye ulaşmış olmasam da her yol küçük bir adımla başlar değil mi? 😉

Eveeeet, 10 günlük hastalık dönemim sanıyorum artık bitti. Sesim hala eskisi gibi değil ama olsun hapşırıklar, öksürükler bitti çok şükür. Gerçekten tüm sülalemin dediği gibi gezmekten hasta oldum! 😕 Adet oldu her gezimde ilk olarak en yakın Sağlık Ocağı'na uğramak. Bu işte bir tuhaflık var hehehehe... 😂 Neyse efendim, Eskişehir'i ve bu aralar değişik neler yaptığımı başka bir yazıda anlatacağım. Fakat!!! Eskişehir insanının çok iyi niyetli, yardımsever ve sevecen olduğunu söylemem lazım hemen. Caaanım Anadolu insanı, hep böyle zaten. Bir şey soruyorsun, deliler gibi yardımcı olmaya çalışıyorlar sana. Üçün-beşin lafını asla etmiyorlar. Biraz tarif konusu sıkıntılı sadece. Aynı yeri herkes farklı tarif ediyor! 😃😃 Benim gibiler biraz yani, beynin yer-yön kısmı accııık yavaş çalışıyor. Uzamsal zeka diye tabir ettiğimiz zeka kategorisi. Olsun, hiç sorun olmadı bu konu çünkü Eskişehir küçük ve derli toplu bir şehir, illaki aradığını buluyorsun. Hem de kısa bir sürede.

Benim asla unutamayacağım an, çorbacıdaki an herhalde. O Cuma akşamı annemle gittiğimiz çorbacı. Hastayım diye çorba içelim, iyi gelir dedik ve otelin yakınındaki bir çorbacıya gittik. Çorbalar geldi, bir de su istedik ben ilaç içeceğim diye. Garson suları getirdi ve tam o sırada benim yine hapşırığım tuttu. Adamın yüzüne yüzüne gümbür gümbür hapşırdım. Adamcağız karşılık olarak ne desin? "Allah size uzun ömürler versin!" dedi. Ayy, ne kadar güzel bir karşılık değil mi? Nasıl hoşuma gitti böyle demesi... Bugüne kadar kimse böyle dememişti vallahi. Hem şaşırdım hem çok hoşuma gitti. 😊

---------------------------------------------------------

Dediğim gibi Eskişehir'in ayrıntılarına başka bir yazıda gireceğim. Asıl bombaya geleyim!!!! Bu sefer de Selanik'e gidiyorum. Hem de Nevbuş'la! Nereden, nereye? Belki Nevbuş'u hatırlamıyorsunuzdur, hatırlatayım. Nevbuş, babamın hayat arkadaşı. En doğru tanım bu herhalde artık. Bir zamanlar evliydiler, sonra bazı sebeplerden boşandılar ama aynı evde yaşamaya devam ettiler. Sonra kavga edip ayrıldılar ve babam Manisa'ya taşındı. (İşi de orada zaten.) Ve fakat bir süre sonra barıştılar ve babam sık sık İzmir'e gelmeye başladı. Nevbuş, Manisa'ya gitmeye başladı falan filan derken şimdi Nevbuş emekli oluyor ve önümüzdeki ay babamın yanına Manisa'ya taşınacak. Hehehehehe vallahi de böyle! 😛😛 Hayatımın hiç bir kesitinde normal bir ilişki yok yeminle. Neyse, onlar mutlu olsun yeter ki! Gerisi önemli değil.

Konuya dönecek olursam, Cuma akşamı babazimlere gittim. Sohbet, muhabbet derken babam yine sorunlu özel hayatım konusunda beni markaja aldı. Canım benim, birtanecik babam... 💕 Ben de ebelek gübelek bir şeyler geveleyip konuyu nasıl geçiştirsem derken birden aklıma dahiyane (!) bir fikir geldi. Direkt Nevbuş'a dönüp: "Ben Selanik'e gitmeyi düşünüyorum. Sen gitmiştin. Nasıl gittin? Nereleri gezdin?" diye soruverdim. Amaninnnn! O da bunu bekliyormuş galiba. "A aaa, ben çok sevdim oraları. Bir daha görmek isterim. Ben de geleyim!" demez mi? 😆😆😆 Veee böylelikle biz şimdi Nevbuş'la Selanik'e gidiyoruz efendim. Ha evet, zaten bir gün gitmeyi, Ata'mın evini görmeyi çok istiyordum. Kısmet böyleymiş demek ki!

----------------------------------------------------------

İşte böyle cancağızlarım... Bu hafta vize için evrak toplayacağım velhasıl. Mutlu, huzurlu, bereketli ve sevgi dolu bir hafta olsun İnşallah! 🙏Hepinizi öpüyorum... 😘