Simyacı'yı okuyorum. Hem de ilk defa! Bunca zaman neden okumamışım hiç bilmiyorum. Kitap aklımı başımdan aldı, götürdü! Her sayfası ruhumda sarsıntı yaratıyor. Abartmıyorum arkadaşlar, inanın bana. Bazen çok etkilenirsiniz ya. "Simyacı" benim için öyle.
Şöyle diyor mesela; "Bir şeyi kalbinden istediğinde, Evrenin Ruhu'na yakın olursun ve tüm Evren isteğini gerçekleştirmek için işbirliği yapar." Ben, bunu ilk defa mı duydum? Hayır. Ama ilk defa algıladım. Bazen bir şeyi gerçekten anlamak, sindirmek için 100 kere duymak gerekebiliyor. Ya da 100 kere görmek, 100 kere okumak... Garip ama öyle. Evet, ben bunu defalarca duydum ama şimdi bu kitabı okurken aklıma gelen daha önce hiç aklıma gelmemişti.
Kalbimden dilediğim şeyleri düşündüm. Düşündüm ve fark ettim ki kalbimden dilediklerim kabul olmuş gerçekten. Bütün Evren bana destek olmuş ve imkansız gibi görünenler birden gerçek olmuş. Ancak... Burada asıl dikkatimi çeken, ilk defa fark ettiğimi iddia ettiğim şey ACI! Tamamen kalpten dilediğim şeyler canımın çok yandığı, içimin çok acıdığı şeyler. Anneannemin iyileşmesi, Latte'min bulunması gibi... İkisi de mucizeydi! Evren, bana ve benim gibi kalpten dileyenlere mucizelerini gösterdi. Ya da şöyle diyebilirim; Allah, dualarımızı kabul etti. Bu şekilde bana daha çok hitap ediyor aslında. Ve aslında iki cümlenin birbirinden pek de farklı olmadığını düşünüyorum.
Demem o ki dostlar, başkalarını bilemem ama ben çok üzüldüğümde ya da çok korktuğumda kalpten diliyorum galiba. Durduk yerde, keyfim yerindeyken de bir çok şey istediğim oluyor tabii. Ama hiçbirini içim parçalanırken hissettiğim gibi tüm ruhumda hissetmiyorum. Belki de bu yüzden iyi zamanlarımın dilekleri her zaman gerçekleşmiyor ya da çabuk gerçekleşmiyor.
Böyle böyle beynim karıncalanırken aklıma geçen yaz bir arkadaşımın bana söyledikleri geliyor ve içim ürperiyor. "Hayata negatiften bağlanıyorsun. Bu yüzden hislerin kuvvetli. Akrep burcu olmanla ilgili bir şey değil bu. Ya da kötü bir insan olduğunu da göstermiyor. Kötümser olduğunu da. Bu, başka bir şey. Bu bağlantı ile ilgili. Negatif duygularla gücün ortaya çıkıyor."
Peki, nasıl olmalı? Arkadaşımın söylediğine göre en doğrusu hiçbir şeye anlam yüklememek, hiçbir duyguya fazla tutunmamak gerekiyormuş. Hep nötr bir duygu durumunda kalıp, hayatın getirdiği her şeyi sorgusuz sualsiz kabul etmek. Ama böyle olursa kalpten hiçbir şey dileyemeyiz ki!
Simyacı, bir hayli kafamı karıştırdı anlayacağınız. Neyin doğru olduğunu da bilmiyorum açıkçası. Sadece şunu söyleyebilirim; acı, korku, pişmanlık gibi ağır ve olumsuz duygular altında olmadan da kalpten dileyebilmeyi merak ediyorum. Bakalım, bu farkındalığımdan sonra neler değişecek?
Simyacı'yı daha önce okusaydım, bu kafa karışıklığım olmayacaktı muhtemelen. Bir hikaye, yeni bir hikaye başlatıyor bende belki de. Çünkü sadece bir hikayemiz yok. Hepimizin bir sürü hikayesi var. Bazı hikayelerimiz başlamadı henüz. Bazıları bitiş çizgisine ilerliyor. Bitenler, başlayanların ilham perisi oluyor. Kısaca, Hayat devridaim ediyor!
Peki ya biz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder