İşaretlere
inanır mısınız? Bu cümle, baştan sona beni özetliyor aslında. İşaretler ve
inanmak! Ve işaretlere inanmak. Benim hayat özetim olabilir.
İşaretler
her yerdedir ve herkestedir. Vücudumuzdadır, doğadadır, sözdedir, kokudadır,
oje süslememizdedir. Aşk gibi…
İlk
olarak kendi bedenimden öğrendim işaretleri okumayı ve işaretlere inanmayı. Bir
şey bana kötü mü geliyor, baskı altına mı sokuyor ya da şifa mı oluyor? Cevabı
her zaman bedenim bilir ve beni yönlendirir.
Santiago
da benzer bir şey söylüyor işte bu cümlelerle. Aynı şeyi söylüyor aslında. Ruh,
beden, yürek, sen, ben ve her şey aslında birdir ve tektir değil mi?
“Delikanlı
o gün yüreğini dinledi. Ondan, kendisini asla terk etmemesini istedi. Ondan,
düşlerinden uzaklaşacak olursa göğsünde sıkışmasını ve kendisini uyarmasını,
uyarı işareti vermesini istedi. Ve bu işareti ne zaman duyarsa ona dikkat
edeceğine yemin etti.”
O
yüzden biz ne zaman küssek, saatler hep 08:08, 12:12 ya da 23:23… Çünkü ben
saat falına inanırım. Çünkü sen ve ben farklı değiliz aslında!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder