İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))
#tothegoodolddays etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#tothegoodolddays etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mayıs 2021 Çarşamba

To The Good "New" Days

Dostlar!

Uzun zaman oldu zaar. Ben biraz kendimi yazmaktan çok okumaya kaptırdım bu aralar. Ondan sebep bu haller. Bir tane kitap okuma yarışması var arkadaşlar. 5 tane kitaptan sorumlu olacağız ve her biri hakkında 10 soru sorulacak. Toplam 50 dakikalık sınavda dereceye girenlere çok güzel hediyeler var. Tabii ben de hemen bir Barney Stinson edasıyla “Challenge Accepted!” diye haykırıp yarışmaya kaydımı yaptırdım. 😂😂 O yüzden son günlerde deliler gibi kitap okuyorum. Son bir kitabım ve 8 günüm kaldı. Sanırım bir sorun olmadan yetiştireceğim. Bu arada tavsiye etmeden geçemem; Fatih-Harbiye ve Puslu Kıtalar Atlası’nı okumalısınız. Okumadım, içtim resmen. O kadar sardı. Ancak, Puslu Kıtalar Atlası’nın bazı yerleri insanı zorluyor. Ben vahşete, şiddete hiç gelemediğim için zorlandım açıkçası. Neyse ki bu zor sahneler üstün körü geçilmiş, kitabın tamamı öyle değil. Yine de kurgusu çok acayip. Mutlaka okunması lazım bence.

Bu kitapları okurken bir şey fark ettim. Hemen hemen hepsinde bir “eski güzel günler” göndermesi var. Gerçek hayatta da öyle aslında. Hatta ben de bizzat defalarca kadeh kaldırdım bu atıftan yola çıkarak. Güzeldir eski günler. Güzel olmaz mı? Düşünüyorum da hele benim o kadar çok güzel günüm oldu ki! Çok şükür bin şükür. 🙏 Ancak, hangisine dönmek istersin deseler? Hiçbirini istemem. Güneş’in olmadığı hiçbir zaman dilimine dönmek istemem. Bunu geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken fark ettim. Eski bir zamandan bahsederken benim de yüzüm tebessümlerle doldu fakat hemen bugüne döndüm ve hiçbir eski günün Güneş’in bize hediye edildiği bugünlerden güzel olamayacağını anladım. 💕🙏 Yok, yok hiçbirini istemem. Asla istemem. Tayland’ı bile istemem! Varın, siz düşünün.

Bu arada, Tayland demişken aklıma bir şey takılıyor bir süredir. Bunu paylaşmazsam çatlarım. Hepiniz biliyorsunuz hayatımın en güzel tatiliydi Tayland. Anlata anlata bitiremedim. Çok çok eğlendim, çok çok mutlu oldum. Ancak, orada garip bir şey de oldu aslında. Pek üstünde durmamıştık ama sonra sonra bana anlamlı gelmeye başladı.

Bir gece Bangkok'ta otelde uyurken (3. gecemiz miydi neydi öyle bir şey) ben ne olduğunu hatırlamadığım korkunç bir kabus gördüm ve bütün oteli inletecek şekilde avaz avaz bağırmaya başladım. Tabii kendimde değildim. Jemmoo yazık ne olduğunu şaşırmış, uyku sersemi beni uyandırmaya çalışıyordu. Neden sonra ağlaya ağlaya uyandım ve bir süre daha ağladım. Çok tuhaf bir şeydi. O kadar mutlu olduğum bir anda bu kadar şiddetli kabus görmeyi pek normal bulmadım ama çok da üstünde durmadım dediğim gibi.

Bu muhteşem tatilin üstünden iki sene geçti ve biz tekrar gitmeye karar verdik. Fakat bu kararın ardından hemen ayrıldığımız için plan iptal oldu. Ve Jemmoo bizim planladığımız tatile 3 gündür tanıdığı bir kadını götürdü. Sadece beni incitmek için.

Sonra sonra düşündüm diyorum ya… Acaba, ben o gece bu olacakları mı hissettim de öyle kabuslar gördüm? Çünkü bu benim için çok önemli bir şeydi ve Jemmoo bunu biliyordu. Çoğu insanın önemsemeyeceği bir şeydi ama benim için hayatına 3 günlük kadını almasından daha önemliydi. Yani 3 günlük kadınla beraber olmasını, onu Tayland’a götürmesine 1000 kere tercih ederdim. Çünkü gezmek benim tutkum. Beni çok mutlu eden bir şey. Aşırı mutlu eden bir şey hatta!

O yüzden belki Locke’un varsaydığı gibi “Tabula Rasa” halinde dünyaya geliyoruzdur yani zihnimiz bomboş doğuyoruzdur ama ruhumuz öyle değildir. Belki de ruhumuz olmuş ve olacak her şeyi bir şekilde biliyordur. Olamaz diye bir şey yok!

İşin sonucuna bakacak olursak iyi ki tüm bunlar yaşandı. Neden diyecekseniz, söyleyeyim. Ben, Tayland olayı olmasaydı büyük ihtimalle Jemmoo’ya saldırmayacaktım. O, zaten bensiz bir hayatı kabullenmişti. Ancak, ben bana böyle bir kötülüğü nasıl yaptı diye hesap sormak için karşısına dikildim. Ve tüm bu kavgalı, gürültü yollar bizi bugüne getirdi. Güneş’e! 💗💗💗💗💗💗💗💗💗💗 O yüzden, her ne olduysa sonsuz şükürler olsun. 🙏🙏🙏

Enteresan değil mi? Hayat, tam olarak böyle işte! Yine çok konuştum hehehehehe. 😅 Uzun zaman yazmayınca böyle oluyor. Sanırım bir süre daha yazamam çünkü önümüzdeki günlerde Seferihisar’a gidip ebedi, değişmez sevgilime kavuşmayı planlıyorum. Sanırım bu Güneş’in de hoşuna gidecek. Suyun içindeki suyun içinde. 🏊🏊 Inception bir nevi! 😂

Bakalım, sürpriz nikahım ve sürpriz bebeğimle ilgili yazlık sitemizin güzide dedikoducularıyla hangi ipe sapa gelmez diyaloglara girmek zorunda kalacağım bu sene? Hiç gözlerinin yaşına bakmam elbette. Geçen sene en eli maşalısını fena bozmuştum. Gerekirse bu sene daha beter yaparım. 😂😂😉😉

Tekrar görüşene kadar kendinize çok iyi bakın. Bu vesileyle, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’mızı da en içten duygularımla kutluyorum. Pandeminin en büyük kötülüğünü gören, evlerde video oyunlarına esir düşen gençliğin bu durumdan bir an önce kurtulmasını diliyorum. 🙏

Gençliğin ve hepimizin özgürce hareket ettiği, ürettiği, keşfettiği nice güzel Bayramlara İnşallah! 🙇 

Sevgiler... 💖