İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

18 Mart 2019 Pazartesi

Yaşam Sergisi'nin Latte ile Bir İlgisi Var Mı?

Kesinlikle var! Yaklaşık bir ay kadar önce Alsancak / TAŞEV’de bir atölyeye katıldım arkadaşlar. Adı, “Yaşam Sergisi” diye geçiyor. İstersen izleyici olarak katılıyorsun, istersen oyuncu. Nedir diyeceksiniz Yaşam Sergisi? Vallahi ben de ilk defa katıldım bu çalışmaya. Toplamda 10 kişi falandık. Şimdi şöyle oluyor efendim; oyuncu olan 6 kişi var, oyunu yönlendiren bir kişi var. (Artık psikolog mu, terapist mi, yaşam koçu mu hiç bilmiyorum!) Sonracığıma bir de oyunu oynanan kişi var. Yaşam Sergisi açılan kişi. O da diğer izleyicilerle birlikte oyunu izliyor. İzleyiciler de toplamda 3-4 kişi zaten. İlk oyunu izledim sadece, zaten izleyici olarak başvuru yapmıştım. Ama sonra öyle oldu, böyle oldu, oyuncu eksik kaldı falan filan derken beni oyuna dahil etti oyunu yönlendiren. Ben de tamam dedim, ne diyeyim yani?

Oyun yani Yaşam Sergisi kısaca şöyle; hani dedim ya oyunu oynanan bir kişi var yani yaşam sergisi açılan esas kız ya da esas oğlan. O kişi, oyunu yönlendiren kişiye hayatındaki sorunlu alanları söylüyor. Anne, baba, kardeş, sevgili, patron, kariyer, şehir değişikliği, miras kavgası, doktora vs. Her ne ise artık. Canlı ya da cansız 5 tane sorunlu alanını söylüyor. Oyuncular bu bilgileri bilmiyor. Oyuncular da toplamda 6 kişi demiştim zaten. Oyunu yönlendiren, tek tek oyuncuların hepsine enerji yüklemesi yapıyor. Bir kişiye esas kız/esas oğlanın enerjisini yüklüyor, geri kalan 5 kişiye de esas kız/esas oğlanın sorunlu alanlarının enerjilerini yüklüyor fakat kimse kendisine ne enerjisi yüklendiğini bilmiyor.  Sonra oyun başlıyor. Oyunu yönlendiren ilk önce, tek tek tüm oyunculara neler hissettiğini soruyor. Açıkçası, bazı oyuncuların cevapları zorlama geldi bana ama ilk defa böyle bir deneyim yaşadığım için çok laf etmek istemiyorum. Sıra bana geldiğinde ben; durağan, tepkisiz, yaşamdan uzaktaymış gibi hissettiğimi söyledim. Gerçekte öyle hissediyordum belki de o yüzden öyle dedim bilemiyorum.  Neyse efendim, daha sonra oyunu yönlendiren enerjileri karşı karşıya getirmeye başlıyor. Ve bu karşılaşmalarda neler hissettiğini, karşındaki enerjiye ne söylemek istediğini anlamak için sorular soruyor. Tabii böylelikle esas kız/esas oğlan enerjisini taşıyan oyuncu belli oluyor genellikle çünkü en çok onu kullanıyor karşılaştırmalarda. Ancak, diğer oyuncuların hiçbiri hangi enerjiyi taşıdığını bilmiyor. Hatta ben oyun bitince bile öğrenemedim. Benim ve başka bir oyuncunun taşıdığı enerjiler hariç hepsini söyledi oyunu yönlendiren ama bizim ikimizinki çok özele giriyormuş, o yüzden söylemedi.  

Ve oyun, tabiri caizse, karşı karşıya getirilen tüm enerjiler içlerini döküp, sorunlarını çözüp, helalleştikten sonra bitiyor. 

Neyse kısacası, benim oyunda söylediklerimden etkilendi oyunu yönlendiren. “A aa çok ilginç, hiç böyle bir tanımlama duymamıştım. Güzelll!” falan dedi oyun esnasında. Oyun bittikten sonra da evrenle bağlantımın kuvvetli olduğunu, enerjileri hemen hissettiğimi söyledi. Mutlaka bu alanda çalışmalıymışım…

Aslına bakacak olursanız, oyunu yönlendirene katılıyorum. Artık, bağlantım kuvvetli. Bunu ben de her bahaneyle hissediyorum. Ve buna Latte’m sebep oldu!

Dün, Latte’min gelişinin 1. yıl dönümüydü. Mutlaka hepimizi değiştirdi ama beni muazzam değiştirdi. Hayatımda ilk defa bana muhtaç olan bir canın sorumluluğunu aldım. Tamam daha önce muhabbet kuşumuz vardı, balığımız vardı ama aynı şey değil. Hiçbirinin sorumluluğunu tek başıma almamıştım. Ayrıca, köpek olması bambaşka bir şey... Aynı küçük bir çocuğun varmış gibi arkadaşlarınla bir yere kahve içmeye gittiğinde, onu dolaşsın diye serbest bırakıp hem sohbet etmeye çalışıp hem de göz ucuyla sürekli onu izlemek mesela!

Ne yalan söyleyeyim, daha önce korkardım böyle sorumluluklardan. Ama artık her şey farklı! Latte, sorumluluğun bana yakıştığını gösterdi bir kere. Kimseye değil, bana gösterdi. Korktuğum şeyin aslında bana iyi geldiğini gösterdi başka bir deyişle. İçimdeki iyileştirici gücü ortaya çıkardı. Koşulsuz sevginin iyileştirici ve koruyucu olduğu varoluşun kadim gerçeklerindendir. 

Ve toprakla bağlantı… Yaratımın kalbi Toprak Ana ve onun tüm çocuklarıyla olan bağımı kuvvetlendirdi Latte'm. Aslında, doğumsal olarak var olduğuna inandığım ve sadece kendimde değil her kadında var olduğuna inandığım müthiş bağ!

Hani şey derler; çocuklar, daha iyi bir insan olmak için mükemmel bir fırsattır. Bence de öyle… 22 kilocuk bir köpekçik bende bunları ortaya çıkarabildiyse, başka neler mümkün acaba? :) 

Son söz, sevin ve bağlar kurun arkadaşlar. Bunlar öyle bağlar ki ne burada ne orada, ne şu an ne de başka bir an, ne uyanıkken ne rüyada asla kaybolmayacak, hep var olacak bağlar. İşte bu gerçekten çok güzel…

10 Mart 2019 Pazar

İstikamet Selanik

Dostlar, dostlar!

Yine yeniden merhaba... Dizimi kırıp evde oturduğum bir Pazar gününü elbette sizlere yazarak değerlendirmek istedim. Bu arada takipçi sayımın arttığını görüyorum ve bu beni çooook mutlu ediyor!! Henüz binlerce kişiye ulaşmış olmasam da her yol küçük bir adımla başlar değil mi? 😉

Eveeeet, 10 günlük hastalık dönemim sanıyorum artık bitti. Sesim hala eskisi gibi değil ama olsun hapşırıklar, öksürükler bitti çok şükür. Gerçekten tüm sülalemin dediği gibi gezmekten hasta oldum! 😕 Adet oldu her gezimde ilk olarak en yakın Sağlık Ocağı'na uğramak. Bu işte bir tuhaflık var hehehehe... 😂 Neyse efendim, Eskişehir'i ve bu aralar değişik neler yaptığımı başka bir yazıda anlatacağım. Fakat!!! Eskişehir insanının çok iyi niyetli, yardımsever ve sevecen olduğunu söylemem lazım hemen. Caaanım Anadolu insanı, hep böyle zaten. Bir şey soruyorsun, deliler gibi yardımcı olmaya çalışıyorlar sana. Üçün-beşin lafını asla etmiyorlar. Biraz tarif konusu sıkıntılı sadece. Aynı yeri herkes farklı tarif ediyor! 😃😃 Benim gibiler biraz yani, beynin yer-yön kısmı accııık yavaş çalışıyor. Uzamsal zeka diye tabir ettiğimiz zeka kategorisi. Olsun, hiç sorun olmadı bu konu çünkü Eskişehir küçük ve derli toplu bir şehir, illaki aradığını buluyorsun. Hem de kısa bir sürede.

Benim asla unutamayacağım an, çorbacıdaki an herhalde. O Cuma akşamı annemle gittiğimiz çorbacı. Hastayım diye çorba içelim, iyi gelir dedik ve otelin yakınındaki bir çorbacıya gittik. Çorbalar geldi, bir de su istedik ben ilaç içeceğim diye. Garson suları getirdi ve tam o sırada benim yine hapşırığım tuttu. Adamın yüzüne yüzüne gümbür gümbür hapşırdım. Adamcağız karşılık olarak ne desin? "Allah size uzun ömürler versin!" dedi. Ayy, ne kadar güzel bir karşılık değil mi? Nasıl hoşuma gitti böyle demesi... Bugüne kadar kimse böyle dememişti vallahi. Hem şaşırdım hem çok hoşuma gitti. 😊

---------------------------------------------------------

Dediğim gibi Eskişehir'in ayrıntılarına başka bir yazıda gireceğim. Asıl bombaya geleyim!!!! Bu sefer de Selanik'e gidiyorum. Hem de Nevbuş'la! Nereden, nereye? Belki Nevbuş'u hatırlamıyorsunuzdur, hatırlatayım. Nevbuş, babamın hayat arkadaşı. En doğru tanım bu herhalde artık. Bir zamanlar evliydiler, sonra bazı sebeplerden boşandılar ama aynı evde yaşamaya devam ettiler. Sonra kavga edip ayrıldılar ve babam Manisa'ya taşındı. (İşi de orada zaten.) Ve fakat bir süre sonra barıştılar ve babam sık sık İzmir'e gelmeye başladı. Nevbuş, Manisa'ya gitmeye başladı falan filan derken şimdi Nevbuş emekli oluyor ve önümüzdeki ay babamın yanına Manisa'ya taşınacak. Hehehehehe vallahi de böyle! 😛😛 Hayatımın hiç bir kesitinde normal bir ilişki yok yeminle. Neyse, onlar mutlu olsun yeter ki! Gerisi önemli değil.

Konuya dönecek olursam, Cuma akşamı babazimlere gittim. Sohbet, muhabbet derken babam yine sorunlu özel hayatım konusunda beni markaja aldı. Canım benim, birtanecik babam... 💕 Ben de ebelek gübelek bir şeyler geveleyip konuyu nasıl geçiştirsem derken birden aklıma dahiyane (!) bir fikir geldi. Direkt Nevbuş'a dönüp: "Ben Selanik'e gitmeyi düşünüyorum. Sen gitmiştin. Nasıl gittin? Nereleri gezdin?" diye soruverdim. Amaninnnn! O da bunu bekliyormuş galiba. "A aaa, ben çok sevdim oraları. Bir daha görmek isterim. Ben de geleyim!" demez mi? 😆😆😆 Veee böylelikle biz şimdi Nevbuş'la Selanik'e gidiyoruz efendim. Ha evet, zaten bir gün gitmeyi, Ata'mın evini görmeyi çok istiyordum. Kısmet böyleymiş demek ki!

----------------------------------------------------------

İşte böyle cancağızlarım... Bu hafta vize için evrak toplayacağım velhasıl. Mutlu, huzurlu, bereketli ve sevgi dolu bir hafta olsun İnşallah! 🙏Hepinizi öpüyorum... 😘