İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

31 Mayıs 2025 Cumartesi

Kafa Doktoru

 Benim Canım Dostlarım Merhaba!

“Long time no talk” olduk yine. İdare edin beni vallahi, hep yazmak istiyorum ama işte…  Rahmetli anneanneciğim hep şey derdi: “Bir Pazartesi oluyor, bir Cuma. Nasıl geçiyor hafta, anlamıyorum.” Ben de aynen öyle hissediyorum. Nurlar içinde yatsın. 🙇

Zaten iki hafta öncesine kadar her Cuma “Anne Destek Programı” vardı. Beş ay sürdü. Çarşambalar da TÜRGÖK günü. TÜRGÖK, Haziran sonuna kadar devam edecek İnşallah. Pazartesi; temizlik yapalım, çamaşır yıkayalım. Salı; pazara gidelim, detoks vs. hazırlayalım. Kuaför işi falan varsa oraya gidelim. Çarşamba ve Cuma zaten tüm gün dolu. Bir Perşembe boştu, o günlerde de maşallah hep bir iş çıktı. 😀 Güzel tabii, hiç şikayetim yok. Boş oturmayı sevmem zaten. Size yazamıyorum sık sık ama ne yapalım, gönüller bir olsun. 💕

İki haftadır da yıllık kontrollerimi yaptırmakla uğraşıyorum. Onlar da zaman alıyor tabii. Neyse, hepsi güzel geçti çok şükür. 🙏 Ay yıllık kontrol deyince hep aklıma şey geliyor; 10 sene falan önce bir gün rahmetli babamla telefonda konuşurken yıllık kontrollerimi yaptırdığımı söylemiştim. O da bana “Kafa doktoruna da gittin mi kızım? Kafa doktoruna git sen bir de.” demişti! 😆😆😆😆😆 Baya gülmüştüm. Hala gülüyorum. Mekanı cennet olsun. Bir sene oldu ayın 27’sinde. 🙇

Aslında hepimizin ara ara “kafa doktoruna” gitmesi lazım bence. Vallahi insanlar içindekileri kimselere anlatamadıkları için ya olmadık yerlerde öfke patlamaları yaşıyorlar ya da oralarında buralarında bir şeyler çıkıyor evlerden dışarı. Ne güzel olur bazı Avrupa ülkelerindeki gibi SGK karşılasa da “Çocuklar Duymasın”daki Meltem gibi düzenli olarak psikoloğa gidip deşarj olsak. İnşallah o günleri de göreceğiz.

Gerçi bizim milletimiz neyi ne kadar hak ediyor bilemiyorum. Çöpünü çöpe atamayan bir millet. 😡 Vallahi bazen birilerini gırtlaklamak istiyorum. Kaç kere kaç kişiyi uyardım hatırlamıyorum. Emekli Albay gibi. Ya da Sabri Bey! Ama yani dostlar; adamın biri evinde tadilat yaptırıyor diye çıkan molozu evin önüne bırakınca (belediye ekipleri tarafından alınacak olan molozu), başkalarının yemeden içmeden hemen kendi ev çöplerini molozların yanına bırakması nasıl tabir edilir? Salaklık mı? Hainlik mi? Sorarım size. Ben de çok sinirleniyorum. Her yer çöp, her yer köpek kakası içinde. Köpeklerinin kakasını da toplamıyorlar. Köpekten soğuyacağım bunlar yüzünden. Lattoş hariç tabii. 🐶Canım benim, artık yaşlı bir teyze oldu Latte’miz. Hep iyi olsun İnşallah. 💖

Neyse… Düzeleceğiz İnşallah diyelim. Ben bu yazıyı aslında binlerce kez şükretmek için yazıyorum. Her şeye ve herkese rağmen iyiyiz çok şükür. Yaradan’a binlerce kez şükürler olsun. 🙏🙏🙏🙏🙏 İyi olmak için de elimden geleni yapıyorum. Şimdi aklımda fikrimde hep deniz. Nasıl özledim! Haftaya bir gün kaçarım yine Foça’ya sezonu açmaya. İyice hava ısınsın. Gerçi bayramda Kuşadası’nda da gireriz büyük ihtimalle. Bakalım, göreceğiz. Bu sene Ekim başında bile girdim. Güneşışığımı okula bıraktıktan sonra, atladım arabaya gittim Foça’ya. Girdim bir saat denize, sonra çıktım hemen bir kafede üstümü başımı değiştirdim. Bir kahve aldım, döndüm. Birkaç kere yaptım bunu. Nasıl iyi geliyor deniz bana, nasıl…🏊

Hadi bir itirafta bulunayım şimdi burada. Yıllar önce de Jemmoo’dan gizli böyle bir kaçamak yapmıştım. 🙈Temmuz’du galiba. Bir şey olmuştu, denize gitmek istemediğini söylemişti Jemmoo. Zaten Cumartesi çalışması gerekiyordu. Ben de o ofise gittikten sonra evdeki işlerimi halledip atlamıştım arabaya, Güzelbahçe’de bir saat denize girip dönmüştüm.

Çoğu insan üşeniyor ya da yalnız bir yere gitmeye çekiniyor. Onları da anlıyorum tabii. Herhalde ben çok alışkınım yalnız bir şeyler yapmaya. Zaten denize girerken birileri ile sohbet etmeye ihtiyacım yok. Tek başıma yüzmeyi de çok severim ayrıca.

Hamileyken de Kuşadası’nda kaçmıştım öyle denize ama o zaman yakalandım. 😅 Saçlarım kurumadan dönmüştüm çünkü. Jemmoocuğum çalışıyordu, benim de karnım burnumda. Artık doğuma sayılı günler kalmış, sıcaktan fenalıklar basıyor. Attım kendimi denize. Doğumdan önceki gün bile denizdeydim zaten. Denizde doğururum diye ödü kopuyordu herkesin. Çok büyük şanstı benim için, çok şükür. 🙏 Muhtemelen her gün denize girdiğim için çok fazla şişlik olmadı hiçbir yerimde. Asıl şişkinlik doğumdan sonra oldu. Spinal anestezi yiyince gördük şişmeyi. 😐

Ayy yine çeneme vurdu. Özlemişim size yazmayı. Bu arada, “Nesi Var?”ı okuyan 3. Sınıf öğrencileriyle bir araya geldik geçen hafta. Aman Allah’ım bu çocuklar nasıl zehir gibi böyle. Maşallah! 🧿🧿🧿 Hiç tahmin etmediğim sorular sordular. Şahane bir buluşma oldu. 💫💫💫💫 Kitabımı çok beğenmişler, bu beni çok mutlu etti tabii. Bir de bana hediyeler hazırlamışlar. Canlarım benim… 💝Hepsi oturmuş ayrı ayrı resim yapmış, bir şeyler yazmış. Simlerle süslemişler. Birisi kalem başlığını hediye etmiş. Pure Goodness! İyi ki bu güzel çocuklar var ve ben de iyi ki yazıyorum!!! 🙏

Artık bitiriyorum dostlar. Güneşışığımı alacağım okuldan. Bekliyordur şimdi beni annesinin canı. 💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜

Hepinizi öpüyorum. Sağlıcakla kalın! İçinizi kimselere açamıyorsanız ve yazmak gibi başka yöntemlerle kendinize destek olamıyorsanız mutlaka "Kafa Doktoru"na gidin. 😉

Sevgiler,

💋

19 Mart 2025 Çarşamba

Marteniçka

Selam Dostlar,

Soğuk bir Mart gününde, yine uzun bir aradan sonra tekrar bloğuma yazabildiğim için çok mutluyum şu anda. Şansıma emektar bilgisayarım da çalıştı. 😀En son denediğimde çalışmamıştı. Pilini çıkartıp denedim, çalıştı. Hemen size yazayım dedim.

Biraz zihnim bulanık dostlar. TÜRGÖK’ten çıktım az önce. Bir seçkiden 20 sayfalık bir öykü okudum. Yordu beni. "Bunda yorulacak ne var?" diyebilirsiniz tabii. Sesli kitap okuması biraz farklı oluyor. Kabinde okuma, normal okuma gibi olmuyor yani. Sürekli hata yapıyorsunuz ister istemez. Hata olmasa bile gıcık tutuyor, sesiniz titriyor. Abuk sabuk şeyler oluyor kısacası. Tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorsunuz. 20 sayfa değil de 40 sayfa okumuş gibi oluyorsunuz sesli olarak. E bu da biraz yoruyor haliyle. Zaten çıktım kabinden görevliye bir şey soracağım, iki kelimeyi bir araya getiremedim. Kadın da bakakaldı suratıma. Ne var canım, anla işte yorulmuşum Allah Allah! 😅😅

Neyse, çok seviyorum ben kitap okumaları. Daha önce de okuyordum biliyorsunuz. Yazmıştım burada. Pandemi ve doğum derken ara vermek zorunda kaldım. Bu kış tekrar sahalara geri döndüm. Hatta şöyle güzel şeyler de oldu. Kendi kitabım “Nesi Var?”ı da okudum. Son onaydan geçtikten sonra o da sesli kitap olarak TÜRGÖK kütüphanesinde yerini alacak. Diğer kitabım “Bear of the Woods” da Çankaya Lions Kulubü sponsorluğunda kabartma (Braille) olarak basılacak. Buna da çok sevindim. Braille çevirisini bitirdiler, sadece basımı kaldı. Harika değil mi? Çok seviniyorum ben bu güzel işlere. 💚💚

Dün de yine başka güzel bir iş yaptık. Ay zaten dün fırtına gibi bir gündü. Sabahtan Manisa’ya gittim, geldim. Babacığımın redd-i miras duruşması vardı. Oradan döndüm, üstümü başımı değiştirdim, okula fırladım. Okul dediğim, bizim evin yakınındaki Mehmet Seniye Özbey İlkokulu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Dilimizin Zenginlikleri” adlı bir projesi var ve bu proje kapsamında (adından da anlaşılacağı gibi) dil ile ilgili etkinlikler yapılması planlanıyor. Sağ olsun, okulun müdür yardımcısı da beni ana sınıfları için hem kitap okuyayım hem de kendi Türkçe kitabımdan bahsedeyim diye okula çağırdı. Kendi kitabım onların yaşına biraz büyük kaçtığı için MEB’in gönderdiği kitaplardan birini okudum. Bol bol da sohbet ettik. Geçen hafta sabah sınıflarına girmiştim. Dün de öğleden sonra sınıflarına girdim.

Allah artık, bağırış çığırış! 😆Nasıl tatlılar, nasıl eğleniyorlar… Ben de eğlendim tabii ama biraz da sersemledim doğrusu. Yine de çok mutlu oldum. Sonra da Güneşışığımı 2 saat parkta eğleyince iyice pestilim çıktı. Akşam yattığım yeri beğendim vallahi. Ne yapayım ona da hiç kıyamıyorum. Temiz hava alsın, açık havada oynasın istiyorum. Zaten arkadaşlarıyla sözleşiyorlar okulda, çıkışta hepsi bir ağızdan “Parka gidelim!” diye bağırıyorlar. Biz de götürüyoruz mecburen. 💕💕💕💕

Çok şükür. 🙏🙏🙏🙏🙏Bu yorgunluklar, bu koşuşturmacalar çok güzel. Hiç yakınmıyorum, hep şükrediyorum. Sadece biraz mide bulantısı sıkıntım var bu aralar. O da demir ilacından kaynaklanıyor. Arada zorluyor beni ama yapacak bir şey yok. Birkaç ay kullanmam lazım. Demir eksikliği önemli bir şey. Dün fena bulandı mesela, herhalde çok koşturmak da etkiledi. Dediğim gibi katlanmak zorundayım, alışırım diye ümit ediyorum. Aman iyi olalım da gerisi önemli değil. Virüsler, salgınlar kudurdu yine bu kış.

Neyse efendim, yavaş yavaş bitiriyorum. Minik böceğimi almaya gideceğim. Uğur böceğimi. 🐞Ve trafik coşmaya başlamıştır. Kalkmam lazım.

Emektar bilgisayarıma da bu vesileyle teşekkür ediyorum. Maşallah sana, seviyorum seni. 🧿

Son söz, dört yeni öykü yazdım bu kış arkadaşlar. Onlardan da bir sonraki yazımda bahsedeceğim.

Marteniçkaları taktık, bahar bolluk bereket getirsin hepimize İnşallah! 🙏🧿🐞🥰🌺🌸🌺🌸🌺

Görüşmek üzere...

💋