Selam Dostlar,
Soğuk bir Mart gününde, yine uzun
bir aradan sonra tekrar bloğuma yazabildiğim için çok mutluyum şu anda. Şansıma
emektar bilgisayarım da çalıştı. 😀En son denediğimde çalışmamıştı. Pilini çıkartıp
denedim, çalıştı. Hemen size yazayım dedim.
Biraz zihnim bulanık dostlar.
TÜRGÖK’ten çıktım az önce. Bir seçkiden 20 sayfalık bir öykü okudum. Yordu beni. "Bunda yorulacak ne var?" diyebilirsiniz tabii. Sesli kitap okuması biraz farklı oluyor. Kabinde okuma,
normal okuma gibi olmuyor yani. Sürekli hata yapıyorsunuz ister istemez. Hata olmasa
bile gıcık tutuyor, sesiniz titriyor. Abuk sabuk şeyler oluyor kısacası. Tekrar
tekrar okumak zorunda kalıyorsunuz. 20 sayfa değil de 40 sayfa okumuş gibi
oluyorsunuz sesli olarak. E bu da biraz yoruyor haliyle. Zaten çıktım kabinden
görevliye bir şey soracağım, iki kelimeyi bir araya getiremedim. Kadın da
bakakaldı suratıma. Ne var canım, anla işte yorulmuşum Allah Allah! 😅😅
Neyse, çok seviyorum ben kitap
okumaları. Daha önce de okuyordum biliyorsunuz. Yazmıştım burada. Pandemi ve
doğum derken ara vermek zorunda kaldım. Bu kış tekrar sahalara geri döndüm. Hatta
şöyle güzel şeyler de oldu. Kendi kitabım “Nesi Var?”ı da okudum. Son onaydan
geçtikten sonra o da sesli kitap olarak TÜRGÖK kütüphanesinde yerini alacak. Diğer
kitabım “Bear of the Woods” da Çankaya Lions Kulubü sponsorluğunda kabartma
(Braille) olarak basılacak. Buna da çok sevindim. Braille çevirisini bitirdiler,
sadece basımı kaldı. Harika değil mi? Çok seviniyorum ben bu güzel işlere. 💚💚
Dün de yine başka güzel bir iş
yaptık. Ay zaten dün fırtına gibi bir gündü. Sabahtan Manisa’ya gittim, geldim.
Babacığımın redd-i miras duruşması vardı. Oradan döndüm, üstümü başımı değiştirdim,
okula fırladım. Okul dediğim, bizim evin yakınındaki Mehmet Seniye Özbey
İlkokulu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Dilimizin Zenginlikleri” adlı bir projesi
var ve bu proje kapsamında (adından da anlaşılacağı gibi) dil ile ilgili
etkinlikler yapılması planlanıyor. Sağ olsun, okulun müdür yardımcısı da beni
ana sınıfları için hem kitap okuyayım hem de kendi Türkçe kitabımdan bahsedeyim diye okula
çağırdı. Kendi kitabım onların yaşına biraz büyük kaçtığı için MEB’in
gönderdiği kitaplardan birini okudum. Bol bol da sohbet ettik. Geçen hafta sabah sınıflarına girmiştim. Dün
de öğleden sonra sınıflarına girdim.
Allah artık, bağırış çığırış! 😆Nasıl
tatlılar, nasıl eğleniyorlar… Ben de eğlendim tabii ama biraz da sersemledim doğrusu. Yine de çok mutlu oldum. Sonra da Güneşışığımı 2 saat parkta eğleyince iyice pestilim çıktı. Akşam yattığım yeri beğendim vallahi. Ne yapayım ona da
hiç kıyamıyorum. Temiz hava alsın, açık havada oynasın istiyorum. Zaten arkadaşlarıyla
sözleşiyorlar okulda, çıkışta hepsi bir ağızdan “Parka gidelim!” diye bağırıyorlar.
Biz de götürüyoruz mecburen. 💕💕💕💕
Çok şükür. 🙏🙏🙏🙏🙏Bu yorgunluklar, bu
koşuşturmacalar çok güzel. Hiç yakınmıyorum, hep şükrediyorum. Sadece biraz mide
bulantısı sıkıntım var bu aralar. O da demir ilacından kaynaklanıyor. Arada zorluyor
beni ama yapacak bir şey yok. Birkaç ay kullanmam lazım. Demir eksikliği önemli
bir şey. Dün fena bulandı mesela, herhalde çok koşturmak da etkiledi. Dediğim gibi katlanmak zorundayım, alışırım diye ümit ediyorum. Aman iyi olalım da gerisi önemli değil. Virüsler,
salgınlar kudurdu yine bu kış.
Neyse efendim, yavaş yavaş
bitiriyorum. Minik böceğimi almaya gideceğim. Uğur böceğimi. 🐞Ve trafik coşmaya
başlamıştır. Kalkmam lazım.
Emektar bilgisayarıma da bu
vesileyle teşekkür ediyorum. Maşallah sana,
seviyorum seni.
Son söz, dört yeni öykü yazdım bu
kış arkadaşlar. Onlardan da bir sonraki yazımda bahsedeceğim.
Marteniçkaları taktık, bahar bolluk bereket getirsin hepimize İnşallah! 🙏🧿🐞🥰🌺🌸🌺🌸🌺
Görüşmek üzere...
💋