İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

28 Nisan 2017 Cuma

Sevgi Nedir?

Bu işte bir terslik var. Ben yanlış biliyorum sevmenin ne olduğunu herhalde! Ben de birçok şeye kırılıyorum ama kavga çıkarmamak için, geçinmeye niyetim olduğu için yutuyorum, uzatmıyorum. Sen ufacık konulardan kavga çıkartıyorsan bu sevgi değil arkadaş. Her gün bir sebebin var kavga etmek için. Ya sevmiyorsun ya kavga bağımlısı olmuşsun. Tabii ömrü billah kavga etmiş, normalin bu olduğunu zannediyor herhalde. Mesleği de kavgaya, polemiğe uygun zaten. Ama ben öyle değilim!!! Asla normal olduğunu da düşünmüyorum. İki günde bir kavga mı edilir? Çocuk muyuz biz, oyuncakları paylaşamayan kardeşler miyiz?

Bakın şimdi size son kavga sebebimizi anlatacağım. Benim pamuk (!) sevgilimle birlikte ofise indik geçen gün. Tek arabayla haliyle. O da bir yere gidecekti o gün, toplantısı vardı. Benim de Torbalı'ya gitmem gerekiyordu çünkü Zat-ı Muhterem Sultan Süleyman Han Hazretleri'ne hediye alacaktım, sadece Torbalı'daki mağazada vardı o ürün falan filan. Beni bütün sabah oynattı, "sen hemen çık", " yok yok beni bekle", "iyi o zaman sen git bari" diye. (Bu arada belli bir saatte geri dönmem lazımdı çünkü hastanede randevum vardı. Ona da 100 kere söyledim ama 1 saniye bile aklında tutamıyor benimle ilgili şeyleri nedense!! Çok sevdiği için herhalde...)

Neyse efendim yarım gibi ben çıktım artık. Bu arada yine bir uyuzluk yapmıştı ve beni kırmıştı ama ben olabildiğince kavga etmemeye programlandığım için uzatmadım. Torbalı'ya gittim, alacağım üründe sorun çıktı, sevgilim olan şahsiyetle konuştum defalarca. Şebek şebek resim bile gönderdim. Gördüğünüz gibi kırgın olmama rağmen hiç uzatmadım. Bu arada Torbalı'da "Metropolis Antik Kenti" varmış. Ben de o gün öğrendim, bulunduğum yere 8 km mesafede yazıyordu tabelada. Ben de oralara kadar gitmişken bir yarım saat dolaşırım diye düşünmüştüm. Çok da yakınmış zaten. Tabii evdeki hesap çarşıya uymadı. Üründe sorun çıktığı için, dakikalarca telefonla konuşmak zorunda kaldığım için, yemek yediğim için vs. gezecek vakit falan kalmadı. Ofise geri döndüm. Ayy bu bir sinirli, delirmiş, kudurmuş. Ne bencilliğim kaldı ne gezme meraklılığım.. Yüksek tonda söylendi herkesin içinde. Neden? Çünkü bana söylemediği halde benim onu almamı bekliyormuş gittiği yerden. Gittiği yer de ofisine 10 dakika mesafede, memlekette de bol bol taksi var çok şükür!!!

Evet soruyorum size sevgili arkadaşlar; bu yüzden siz kırar mısınız sevgilinizi? Benim elimde o kadar kuvvetli doneler var ki kavga çıkartacak. Ben susuyorum ama adam böyle bir sebepten bile kavga çıkartabiliyor. Atlayacaksın taksiye, geleceksin ofise! Ya da en başından "Beni mutlaka alman gerekiyor, oyalanma, işini çabuk hallet." diyeceksin. Böyle şey ne duydum, ne gördüm!!! Benim bundan tek anladığım senin geçinmeye niyetin yok arkadaş. Benim de artık seni eyleyecek, her şeyini yutacak takatim yok. Ben her gün kavga istemiyorum. Gayet de normal bir istek bu sanırım değil mi?

"Abla" ve "Kardeş" bile ilk defa beni haklı buldu düşünün yani! Çoğu tartışmamızda Jemmoo'yu haklı bulurlar çünkü. Ama bu sefer o kadar haksız ki ve o kadar saçmaladı ki herkese pes dedirtiyor. Bana da "Git!" demek istiyor herhalde. Ben anlamıyorum. Olabilir... Artık ne düşüneceğimi bilmiyorum.

Sonra ne oldu? Onu da söyleyeyim. Ben ne kadar kırılmış olsam da konuşmuyor olsam da gönlümü almasını bekliyor olsam da merak edip mesaj attım, aradım (şehir dışına çıktı bu tartışmadan bir gün sonra) ve bana saatler sonra dönüş yaptı. Benim meraktan çıldırmamda hiç mahsur görmüyor yani.

Soruyorum o zaman size, hangimizinki sevgi acaba?

-------------------------------

Birazdan Metropolis'e gideceğim bu arada. Başladığı yerde bitsin bu saçma tartışma. Totem diyelim!

23 Nisan 2017 Pazar

Sığacık Organik Pazarı

Huysuz babam fazla gezmeyi, tozmayı sevmediği ve bütün gün evde yatmak istediği için tatlı Nevbuş (babamın eşi) çok üzülüyor. Ben de bu Pazar değişik bir şeyler yapalım hep beraber istedim. Kalktık Seferihisar'ın Bademler Köyü'ne geldik kahvaltıya. Hoş ben zaten etmiştim ama yine ettim hahahahahaha 😆. "Antik Badem" diye bir yer. Kahvaltı da edebiliyorsun, mangal da yapabiliyorsun. Her yer çayır, çimen, çiçek. Bir de trambolin var, çocuklar çıldırıyor zıplarken 👦👧. Kahvaltı da gayet çeşitli ve lezzetli. Bilginiz olsun.

Oralara kadar gitmişken Sığacık Organik Pazarı'na da uğrayalım dedik. Babamın söylenmeleri doğrultusunda yaptığımız uzun müzakereler sonucu uğradık organik pazara. Çok üzüldüm vallahi daha önce gitmediğim için. Hayatımın 20 küsur yazı orada geçti fakat bir kere gitmedim organik pazara!!! Neler var, neler var... Yok yok hatta! Kaktüs suyu içtik mesela . Her derde devaymış, biraz karadut suyunu andırıyor fakat şekersiz. İsterseniz şeker ilave ettirebiliyorsunuz. Babam bizi arabada beklediği için dönerken ona da aldık, nefret etti hahahahaha 😅😅😅, zorla içti söylene söylene. Sonracığıma çedene aldım. Ben ilk defa gördüm vallahi. Bir çeşit tohum. Halk arasında "Çitlenbik" de deniyormuş. Tadı çok güzel ve yine her derde deva gıdalardan biri!! O kadar çok şey var ki! Ben size bana ilginç gelenleri söylüyorum sadece. El işi ahşap süs eşyası aldım bir de, ahşaptan minyatür bank yapmışlar, bankın arkalığında iki tane kalp var yan yana, dilersen içine isim yazdırıyorsun. Yakarak isim yazıyorlar. Jemmoo ile benim isimlerimizi yazdırdım. Bayılıyorum böyle şeylere ne yapayım ❤❤❤.

----------------------------------------

Şu an Jemmoo ile beraber Kaya Termal'de derbi seyrediyoruz. www.yakala.co'dan kupon aldık hahahahaha, evet böyle bir maç izleme fırsat kuponu bile var arkadaşlar! Maç+bir içecek+sıcak tabak 30 TL. İyi değil mi?? Aslında hayatta maç seyretmem ama tabii Jemmoo'yu kıramadım. Gördüğünüz gibi bilgisayarımı aldım geldim. Blog yazıyorum, oyun oynuyorum, çok bağırdıklarında da maça bakıyorum. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim! Biz ne iğrenç taraftarız arkadaş!!! Biraz önce Fenerbahçeli Volkan'a bozuk para, taş hatta cep telefonu attılar ya! Volkan'ın pek sevilmediğini biliyorum ne kadar futbolla ilgilenmesem de ama ne olursa olsun böyle şey olur mu? Terbiyesizler!!! Taraftarsız maç cezası alalım bence, hak ettik. Bu ne kardeşim??? (Bu arada ben de Galatasaraylıyım. Çok ilgilenmiyorum ama artık.)

Her zaman her yerde centilmen olmalı insan. Zeki, çevik, ahlaklı!!! Hem sporcusu hem taraftarı!

23 Nisan'a yakışsaydı keşke bu derbi 😞😞...

Yazımı bitirirken Ulu Önderimiz'i tekrar minnetle anıyorum ve dünyanın her yerinde mutlu çocuklar yetişsin diliyorum. Mutlu çocuk eşittir mutlu yetişkin eşittir mutlu toplum!

Kucaklıyorum hepinizin içindeki çocuğu, sevgiyle kalın...

21 Nisan 2017 Cuma

Yıllar Sonra Marmaris

Jemmoo'nun toplantısı var diye Marmaris'e geldik bu sabah. Yıllar yıllar sonra... Muğla'da okuduğum için buralar benim 3. memleketim 😇. Epey zaman olmuş gelmeyeli, içim bir tuhaf oldu... Zaten biraz duygusalım bu aralar galiba. Kafam karışıyor  zaman zaman...

Hem çok mutlu hem çok endişeli olduğum bir dönemdeyim galiba. Belki de mutluluktan kaygı doğuyordur bilmiyorum. Severim zaten ben duygu kaosunu 😓😓😓😓. En yakınlarım kırıyor beni biraz bu aralar. Ya da ben normalden daha alınganım bu günlerde bilemiyorum.

Şu kesin ki herkesi mutlu edemiyorsunuz. En yakınlarınız, sizi en çok sevenleriniz bile acımasızca eleştirebiliyor, hiddetle tepki gösterebiliyor size. Karşılıksız sevmek bu olmasa gerek diye düşünüyorum. Sonra özeleştiri yapıyorum ve fark ediyorum ki ben de ufacık şeylere aşırı tepkiler verdiğimde böyle gözüküyorum demek ki! Karşımdakini hiç sevmiyormuşum gibi...

O yüzden biraz daha sakin olmalı, daha çok empati kurmalıyız bence.

Tekrar yazacağım en kısa zamanda, görüşmek üzere 😗.


19 Nisan 2017 Çarşamba

Akl-ı Selim

Bir haftayı geçmiş blog yazmayalı... Özlemişim biliyor musunuz! İşler, güçler, projeler, referandum, oydu, buydu derken bir baktım ki pek değerli sayfama uğramamışım ne zamandır 😔.

Referandum saçmalığından bahsetmek bile istemiyorum aslında. Oylamanın bitimine bir saat kala yapılan YSK yasasına aykırı değişiklik, eli tüfekli sandıkta poz veren manyak ötesi insanlar 😡😡😡, Suruç'ta inşaat alanında bulunan yırtılmış pusulalar... Eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın dediği gibi "Bu bir gasptır!". Evet bu tam anlamıyla bir gasp, Milli İrade gasp ediliyor!!!

Yine de, her şeye rağmen bu ülkede hala akl-ı selim insanlar var. % 48 bunun sonucudur. Dikkat ederseniz bu oran her seçimde artıyor. Az da olsa artıyor. Genel seçimleri kıyasladığımızda bile az da olsa bir gelişme var ancak, asıl önemlisi iki referandum arasında ciddi bir fark var! Bu da beni umutlandırmaya yetiyor. Zaten başka çaremiz yok! Savaşmaya devam edeceğiz. Fark yaratmaya, çevremize, ülkemize faydalı olmak için çabalamaya devam edeceğiz. 

Tam da bu noktada, Lions kurucularından Melvin Jones'un ünlü özdeyişini paylaşmak istiyorum sizlerle:

"You can't get very far until you start doing something for somebody else."

Çeviri: Başkaları için bir şeyler yapmaya başlamadan ileriye gidemezsin.
…………………..

Ben bugün bu yazıyı, sizlere İzmir’de katılabileceğiniz ücretsiz ya da düşük ücretli birkaç etkinlik önerisi vererek bitirmek istiyorum. Biraz da keyifli ve verimli oluşumlardan bahsedelim değil mi 😉?

1.     Dünya Sanat Günü kapsamında "Barış İçin Sanat Sergisi", İzmir Resim ve Heykel Müzesi Kültürpark Sanat Galerisi'nde 30 Nisan 2017 tarihine kadar gezilebilir. Ücretsizdir. Üye olduğum iki kulüpten de arkadaşlarımın resimleri ile katıldığı bu karma sergiyi gezmek benim için hem keyifliydi hem de spontane bir şekilde iki kulübün kaynaşmasına sebep olduğu için oldukça anlamlıydı.
2.     Balçova Kipa AVM’de “Minyatür Evler Sergisi” var. Biz geçen gün sinemaya gittiğimizde tesadüfen gördük. Ayın kaçına kadar süreceğini maalesef bilemiyorum. Bu hafta bitmeden uğramanızı tavsiye ederim. Yine ücretsiz bir sergi ve Allah’ım o minyatür evler o kadar güzel ki… 💗. Mest oldum mest! Viktoryan tarzı evler, Gotik kuleler, Tudor mimarisi… Bir tane minyatür evin odalarından birinde Gaziantep’in simgesi ünlü “Çingene Mozaği” bile vardı! Çok, çok, çok güzel arkadaşlar, mutlaka gidin 🏡!
3.     İzmir Roman Bandosu, Geleneksel İzmir Sokak Yemekleri, Dilek Ağacı, Falcı Çadırı, Hint Kınası, Gezici Müzisyenler ve daha birçok Hıdrellez Ritüelinin gerçekleşeceği Hıdrallez Kutlaması 5 Mayıs akşamı Parc Ceremonie Kilizman'da. Giriş 50 TL ve ücrete bir içecek dahil. Yıllardır Hıdrallez kutlamamıştım, koşarak gidiyorum 😊😊😊.
4.     04.05.2017 Perşembe günü saat 12:30-16:30 arası Kültürpark Ada Gazinosu’nda TÜRGÖK’ün kermesi var. Ben de meyveli pasta 🍰 ile katılıyorum kermese. 15 tane de bilet sattım ve çok mutlu oldum. Biliyorsunuz TÜRGÖK tamamen gönüllü çalışmalar ve bağışlarla hizmet veriyor. Biletler 10 TL.
5.     Yine 4 Mayıs'ta, Victor Hugo’nun ölümsüz eseri; "Notre Dame – Quasimodo Musical", Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu'nda sahnelenecek. Etkinlik Gezgini’nden 34 TL’ye bilet alabiliyorsunuz. Tabii ki bunu da dört gözle bekliyorum 😏.
6.     Son olarak, daha önce sizinle paylaştığım fakat sonradan yanlış bilgi verdiğimi fark ettiğim bir konuda düzeltme yapmak istiyorum. Yoga Eğitmenliği Eğitimi için bir link paylaşmıştım hatırlarsanız. Yaptığım araştırmalardan sonra öğrendiğim kadarıyla Türkiye’de yoga stüdyosu açmak için Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Herkes İçin Spor Federasyonundan eğitim almanız gerekiyormuş. Linkini paylaşıyorum, dilerseniz bir inceleyin.
    
Yazmayı çok özlemişim, bir türlü bitiremedim 😅. Ancak, artık Bostanlı Pazarı'na doğru yol almam lazım. Zira, orayı alan talan ederek kendimi kaybetmek istiyorum 😄😄😄.

Görüşmek üzereeee...

11 Nisan 2017 Salı

Biraz Kula, Biraz Eşme

Sabahın sekizinden gece on ikiye varan bir gezi gerçekleştirdik. Yorulduk mu? Evet. Değdi mi? Fazlasıyla!!! Önce Salihli'de bir kır bahçesinde kahvaltı yaptık hep beraber. Hatta isim de vereyim, "Turkuaz Kır Bahçesi". Bir sürü tavşan, kaz, paçalı tavuk 😄, köpek görebileceğiniz, sarmaşıklarla bezenmiş merdivenlerinden kuş evlerinin olduğu çiftliğe çıkılan şirin bir yer. Aklınızda bulunsun.

Karnımız doyunca sürdük otobüsü Kula'ya. "Kula nasip olmaz her kula!" diye bir deyişleri var Kulalıların. Çok hoşuma gitti benim 😊😊😊. Çarşısını, dar sokaklarını, eski evlerini falan gezdik ilk önce. Ben bayılırım zaten geniş avlulu, eski taş evlere. Yöre halkı da çok misafirperver, kime rastlasak hemen evine buyur etti. Oturmadık ama en azından evlerini içeriden görebilme şansımız oldu. Bir tane dedecik bana 100 küsur tane tavuğunun 🐓olduğu kocaman kümesini gösterdi büyük bir gururla. Canım benim... 

Sonracığıma, meşhur tahinli pidelerinden yedik, nefisti! Çifte kavrulmuş sıcacık tahin olmuş sana Nutella mübarek, namnammnammm 🍛... Kahvelerimizi de Tarihi Hamam Kafe'de içtik. Hamamı kafeye çevirmişler, göbek taşlarında nargileler, tavlalar 😀. Tabii her yer mermer ve dolayısıyla buzz gibi. Zaten Kula'da da Eşme'de de hava oldukça serindi, neyse ki hazırlıklı gitmiştik.

Asıl bahsetmek istediklerim, aslında bu zamana kadar nasıl bunlardan haberimiz yokmuş diye hayıflandığım jeolojik miraslarımız. ABD'deki Grand Canyon'dan sonra dünyanın 2. büyük kanyonunun Uşak/Eşme'deki Ulubey Kanyonu olduğunu biliyor muydunuz? Biz bilmiyorduk açıkçası. Muhteşem bir manzara!!! Cam terastan bakmak biraz ürkütücü, itiraf etmem lazım. Karşıya bakıp yürürsen hiç sorun yok amaaaa ne zamanki aşağıya bakıyorsun... O metrelerce derinlik kalbini gümletiyor 😱😱. Korka korka gittik yine de cam terasın ucuna kadar. Ben böyle manzara ömrümde görmedim!!! Akşam olmak üzereydi biz oraya vardığımızda, o yüzden cam terasta oldukça üşüdüğümüzü de söylemeden geçemeyeceğim. Ama olsun, hepsine değdi 💝.

Yine Kula'ya dönecek olursam orası ile ilgili görmeniz gereken iki önemli yer söyleyeceğim. Birincisi Peri Bacaları, nam-ı diğer Kuladokya 😊. Minik Kapadokya gibi düşünebiliriz. Kuladokya'nın Kapadokya'dan temel farkı, peri bacalarının gölsel çökme sebebiyle oluşmuş olması. Mutlaka görülmesi gereken bir doğa harikası. İkincisi ise Eylül 2013’de İtalya’da düzenlenen törenle Türkiye’nin ilk ve tek  jeoparkı olarak tescillenen Kula Volkanik Jeoparkı. UNESCO sertifikalı bu jeoparkı gezerken doğanın karşısında bir kez daha eğiliyorsunuz. Binlerce taşlaşmış lavın arasından çıkan papatyalar insanı hayrete düşürüyor. Kısaca bilgi vereyim, jeoparktaki Divlit Yanardağı en son 12.000 yıl önce patlamış ve 2.000 sene boyunca yavaş yavaş yanmış ancak kimseye zararı dokunmamış. Tam da bu yüzden, Kula’nın bir adı da “Katakekaumene” yani “Yanık Ülke” imiş. Tüm bu bilgileri de şehir merkezindeki Jeopark Müzesi’nden öğrendik. Jeoparka gitmeden önce müzeyi gezmenizi mutlaka tavsiye ederim.

Kula-Eşme gezimizle ilgili bu yazıyı Kula’nın dar sokaklarından birinde gördüğüm bir söz ile bitiriyorum. Umarım yazımı beğenirsiniz 👩.

“Kolun mu kırıldı? Üzülme, belki Allah sana kanat verecek... " Mevlana

6 Nisan 2017 Perşembe

Perşembe Yazısı

Jemmoo'nun ofisinden yazıyorum yine. Ufak bir mail işimiz var ama öncesinde boş vakit bulunca hemen blog yazayım dedim 😉. Yarın annemle ve annemin arkadaşlarıyla kısa bir tura çıkıyoruz. (Annemin arkadaşlarına bayılırım zaten 💖.) Hep birlikte Eşme ve Kula'ya gideceğiz. Tabii ki yine gezerken notlarımı alıp sonra size uzun uzun anlatacağım 😃😃. Bundan o kadar büyük bir zevk alıyorum ki... Hep söylüyorum, keşke gökten para yağsa ve ben hep gezsem ve sonra bloğumda paylaşsam hahahaha 😄😄😄😄😄😄. Ne demişler; "İnsan, hayallerince yaşar!".

Bugünlerde yine çok keyif aldığım diğer işler ise yardım projelerimiz. Hem kulüp bünyesinde hem bireysel olarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. TÜRGÖK'ten bahsetmiştim size. İki tane öykü seslendirdim bileee 👏👏👏👏 !! Ayrıca, seslendirdiğim öykülerden birinin olacağı kabartma kitabın basılmasını da kulüp olarak üstlenmeye karar verdik. Müthiş değil mi?

Daha dün Jemmoo ile konuşuyorduk. Aynı şeyi ona da söyledim. Size de söyleyeyim. Bugüne kadar birçok firmada, farklı farklı pozisyonlarda çalıştım. İnanın bana hiçbir firma, hiçbir pozisyon, hiçbir maaş ya da prim bana şu an aldığım hazzı vermedi. Bunu tüm kalbimle söylüyorum.

Düzenli bir gelir ve sigorta gereksinimim olmasa, yapamayacak duruma gelene kadar bu tip sosyal yardım projelerinin peşinden koşarım. Tabii bir de bol bol gezerim 😜.

Eşme sonrası görüşmek üzere, kendinize iyi bakın...

3 Nisan 2017 Pazartesi

Marshmallow

Dün doğayla iç içe bir gün geçirdik. Jemmoo, kardeş ve kardeşin arkadaşı ile başladık, sonra daha kalabalık olduk. Temiz hava, mangal keyfi, sonradan gelen sevimli dostumuz Teddy 🐶... Her şey harikaydı 😍😍😍. Fark ettim ki çook uzun zamandır piknik/mangal yapmamışım ben.

Yoga da yapacaktık aslında, doğanın tam ortasında bir başka zevkli oluyor ama hazırlıklarımız bir hayli zaman aldığı için her zamanki gibi 😆, geç gittik ve yogaya vakit kalmadı maalesef. Bu akşam kendim yapacağım artık. Şu uykusuz ve derbeder halime de iyi gelir mutlaka. Hem sanırım Cumartesi günü yine kulüp bünyesinde yapmaya başlayacağız. Tabii Nadushka etkinlik açarsa 🙋. Bazen İngilizce konuşmak zorlasa da (dizlerini karnına çek, kartal duruşu, dirseklerini kır falan hahahaha günlük dilde bunları hiç kullanmayınca yoga yaptırırken kısa süreli "kal"lar gelebiliyor 😄😄😄😄) yine de arkadaşlarıma yoga yaptırmak çok keyifli bir şey. Elimden geldiğince tabii. Pilates desek daha doğru olabilir çünkü meditasyon, çakra çalışması vb. konulara girmiyoruz aslında. Nefes egzersizi yapıyoruz ama yoga yapıyor sayılmayız yine de. Neyse ne canım, işte her ne yapıyorsak iyi ki yapıyoruz 😌😌😌. (Pilates diyebiliriz zaten pilates de yogadan türeyen bir egzersiz sistemi.)

Düne dair en güzel anı ne kalacak bende yıllar boyunca biliyor musunuz? Marshmallow kızartma 🍡🍡🍡. Hayatımda hiç kızarmış marshmallow yememiştim, Jemmoo da yememiş. Ayy Yarabbim o nasıl lezzetli bir şey öylee!!!!! Nasıl bu lezzetten mahrum kalmışız bunca yıl?? Mangala da gerek yok yani, ocağı aç, kızart! Kısmet dünmüş demek ki. Bir de o an çok güzeldi... Akşam olmak üzere, hava hafif hafif serinlemiş, en sevdiklerim yanımda, cıvıldayarak marshmallow kızartıyoruz mangal başında, ağzımız burnumuz şekere batıyor 💚💚💚. Yıllardır izlediğim ve özendiğim Amerikan gençlik filmlerindeki kamp sahneleri gibi... Asla unutmayacağım bir gün oldu! Ve bir kez daha anladım ki iyi vakit geçirmek için her zaman çok para harcamaya gerek yok.

Dün ile ilgili tek olumsuzluk, o kadar ağacın içinde saatlerce kalınca ellerimdeki alerjilerin azması oldu. Bütün gece kaşındım ve uyuyamadım bu yüzden. Dışarıdan belli olmuyor ama ellerimin üstünde minik minik pütürler var ve kör olasıcalar acayip kaşınıyor 😣. Jemmoo da ilk defa denk geliyor benim alerjilerime çünkü ilk defa birlikte ilkbahar yaşıyoruz. Hastalıklı bir zevk alıyorum bu durumdan biliyor musunuz? Evet alerjiler beni çileden çıkarmak üzere, her senekinden daha kötü oldu bu sene ama Jemmoo'nun buna şahit olması, aylar sonra benimle ilgili yeni bir şey öğrenmesi hoşuma gitti işte 😊😊. Çok garip değil bence 😛😛😛😛😛😛😛.

Haydi görüşmek üzere dostlar, kendinize iyi bakın...