Sevgili Dostlar,
Pazartesiler hep gergin mi geçmek zorunda Allah aşkına? Gerçi ben uykusuz (yine ve her zamanki gibi) olduğum için gerilmeye bile halim yok ama ofisteki negatif enerji beni iyice halden düşürüyor galiba. Sabahtan beri hatta Cuma öğleden sonradan beri bitirdiğim çeviriyi göstermek için bekliyorum ama yine ortalık karıştığı için bana fırsat gelmedi henüz. Anlayacağınız üzere, bu sefer benimle ilgili bir ortalık karışması yok.
Neyse efendim, uykusuz olma sebebim Lattoş tabii ki! Geçen Cuma’dan beri birlikte kalıyoruz minnoşumla Jemmoo’nun evinde ve benimle yalnız kaldığında Latte’ye bir şeyler oluyor. Özellikle gece olunca! İlle benimle yatmak istiyor bir kere. 40 kere kovuyorum balkona, 5 dakika bekliyor uyanık 😆, sonra yine giriyor yanıma hehehehe. Gerçi benim de işime geliyor çünkü biraz korkuyorum açıkçası büyük evde yalnız kalınca. Latte’nin varlığı huzur veriyor. Ama arkadaş dün gece 45 dakika yalandı bizim tombalak. Şakır şukur, şakır şukur 45 dakika insaf be! O da haklı tabii, alerji olmuş, onları yalıyor. Gel de uyu o sesle? Tabii bir de ufak bir sorunumuz daha vardı. Akşam yemekten sonra şöyle güzel bir Türk kahvesi yapayım da film izlerken içeyim dedim. Kahvemi yaptım, tam fincana dolduruyorum ki sağ gözümün kenarından bir karartı geçti. Kafamı bir çevirdim ki o da neeee??? Kocaman bir hamam böceği! Eöööööggggghhhh! Hemen bir metre geri sıçramışım. Tam da zamanı, Jemmoo yok. Zaten Jemmoo varken bir kere bile böcek görmedim. Hep böyle olur ya… Neyse artık ne yapayım, aldım elime sinek ilacını, böcek kendinden geçene kadar tüm şişeyi sıktım neredeyse. Sonra da kaşıkla tutup tuvalete attım, sifonu çektim, kapağı kapattım, tuvaletin kapısını da kapattım. Tecrit ettim tuvaleti 😱.
Böyle bir şey yaşayınca hemen huzur içinde uykuya dalmam söz konusu olamazdı tabii. Bir de Latte’nin yalanmaları… Uyumam birazcık zor oldu anlayacağınız. Açıkçası bu akşam birilerini çağırmayı düşünüyorum, benimle kalsın diye 😄.
Olsun, bunlar önemli şeyler değil elbette. Önemli konularımız iyilikle, güzellikle çözülüyor yavaş yavaş. Çok şükür bin şükür Yarabbim 🙏. Bir de şu empati meselesini aşabilsek her şey çok güzel olacak. Bütün kırılmalar bundan kaynaklanıyor aslında. Karşımızdaki yeterince empati yapamıyor diye kızıyoruz, kırılıyoruz.
Mesela Jemmoo… Yine annesine kızmış. Bu aralar çok sık oluyor zaten. Kök neden her zaman anlaşılmadığını düşünmesi aslında. Jemmoo Junior 1 numara Cuma günü ameliyat oldu. Her şey yolunda gitti çok şükür 🙏. Hatta birkaç güne taburcu olacaklar. Yine de kolay mı? Asla! Bir baba yavrusunu ameliyata sokuyor ve 6 saat süren bir ameliyat. Elbette öncesinde çok sıkıldı, çok gerildi, perişan oldu. ------------------------------ ------------------- (Yine araya bir şeyler girdi, Salı oldu artık. Salı gününün sabahından devam ediyorum yazıma 🤓.) Ben yanında olamıyorum elde olmayan sebeplerle, anneyle zaten araları limoni, baba oteli yalnız bırakamıyor. Jemmoo da kardeşini istedi yanında tabii. Ama annesi kardeşine “Gelme, gerek yok. Ben buradayım, dünyanın parası tee Fransa’dan buraya…” falan filan dediği için kardeşi gelmedi. Ama Jemmoo’nun kardeşine çok ihtiyacı vardı… Ve annesi bunu göremedi.
İnsanın anası bile bazen ne hissettiğini, neye ihtiyacın olduğunu bilemiyor. Kim bilir onun kafasında neler vardı? Ya da belki iflah olmaz bir “Ben her şeyin doğrusunu bilirim!” kişisidir. Bilemiyoruz, önemli de değil. Benim vurgulamak istediğim, neden en yakınlarımız bile bizi anlamıyor konusu değil. Anlamamalarını hoş görmek konusu! En yakınlarımız bile bizi anlamayabilir, belki çok uzun bir süre anlamayabilirler. Anlamak zorunda, empati kurmak zorunda, ben söylemeden hissetmesi gerek gibi beklentilerden arınabilirsek acı çekme ihtimalimiz oldukça azalır.
İnsanın anası bile bazen ne hissettiğini, neye ihtiyacın olduğunu bilemiyor. Kim bilir onun kafasında neler vardı? Ya da belki iflah olmaz bir “Ben her şeyin doğrusunu bilirim!” kişisidir. Bilemiyoruz, önemli de değil. Benim vurgulamak istediğim, neden en yakınlarımız bile bizi anlamıyor konusu değil. Anlamamalarını hoş görmek konusu! En yakınlarımız bile bizi anlamayabilir, belki çok uzun bir süre anlamayabilirler. Anlamak zorunda, empati kurmak zorunda, ben söylemeden hissetmesi gerek gibi beklentilerden arınabilirsek acı çekme ihtimalimiz oldukça azalır.
Bazen en yakınımızdaki bile bizi anlamayacak. Annemiz bile… Ve bu dünyanın sonu değil. Sadece hazırlıklı olun, yeter. Hepinizi öpüyorum, iyi mesailer!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder