İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

30 Mart 2026 Pazartesi

Zamanı Gelenler

Merhaba Dostlar,

Bu sefer arayı çok açmadım sanki. Biraz açtım, çok denmez. 😏 Özledim size yazmayı. Aslında bu aralar genel olarak pek yazmıyorum desem yeridir. Bir önceki yazımda da söylemiştim galiba. Daha çok okumaya verdim kendimi. Bir de yine yeni yeniden Rusça çalışmaya başladım. Öhöm öhöm! Ne yalan söyleyeyim, Rusça konuşabilecek olmak beni çok heyecanlandırıyor. Biliyorum, anadil gibi asla olmayacak. Bırakın anadili, İngilizce seviyesinde bile olması uzun yıllar alır. Belki birkaç sene Rusya’da yaşarsam falan anca. Öyle bir niyetim de hiç yok. Büyük konuşmayayım aman. Nasıl desem işte, ufak ufak günlük hayatta derdimi anlatabilecek kadar konuşsam yeter ve o şekilde konuşabilmeme de az kaldı gibi hissediyorum. 😄 

Aslında keskin bir ara vermemiştim, her fırsatta Slav kökenli arkadaşlarımla çat pat konuşmaya çalışıyordum kendimce. Ya da ne bileyim, sosyal medyadaki Rusça yorumları falan okuyordum anlayabildiğim kadarıyla. Elbette disiplinli bir şekilde çalışmanın yerini tutamaz bunlar. Ders kitabımın son bölümlerine gelmiştim zaten o zamanlar. Pandemi idi hamilelik idi biraz çalışmalarım sekteye uğramıştı. Doğumdan sonra da kitabı kaldırmıştım. Şimdi yine elimde canım kitabım. Bitireceğim, azimliyim. 💪 Ve bence bu çok güzel bir şey. Yani benim için. Herkes dil öğrenirken benim kadar eğlenmiyordur tabii ki. Bu benim ilgi alanım ve kitabı tekrar elime aldığım için kendimi kalpten tebrik ediyorum.😎

Bu aralar uzun zamandır yapmadığım şeylere geri dönüş akımı içerisindeyim sanırım. Yine yıllar yıllar sonra satranç oynamaya da başladım. Gerçi bu benim istememle olmadı doğruyu söylemek gerekirse. Bizim minik kuşlar satranç dersi almaya başladılar bu sene. Ben de o yüzden oynamaya başladım Güneşışığımla. Öncesinde de bilgisayarla oynadım biraz ısınayım diye. Yenildim tabii ama ne kadar zevkli olduğunu bir kez daha hatırladım. Hatta bu aralar hiçbir şey yapmayıp sırf satranç oynayasım var. O derece! 😅

Bir zamanlar her akşam bilgisayarla oynardım. Çok iyi değilim, tartışmaya gerek yok ve fakat ruhuma da beynime de çok iyi geldi. Hatırlıyorum da annemler beni 5-6 yaşlarındayken kursa göndermişlerdi. Hayal meyal zihnimde o günler. Tek bir kare var hatta hatırladığım diyebilirim. Annemlerin çok yakın arkadaşlarının benden bir yaş büyük oğluyla beraber gidiyorduk. Çok da sarmamıştı beni o zamanlar açıkçası. Üniversitede tekrar ilgi duymaya başladım. Şimdi ise satranç sevgimin zirvesindeyim herhalde. ♚ Güneş de öğreniyor diye çok seviniyorum, bence herkes bilmeli.

Bir de okul etkinliklerim başladı, onu da duyurayım buradan. Biraz önce Bornova’daydım. Kütüphaneler Haftası kapsamında Bornova Belediyesi’nin bir etkinliğine katıldım. 2. Sınıf öğrencileri ile söyleşi yaptık. “Nesi Var?”ı tanıttım, sohbet ettik havadan sudan ve etkinliğin en sonunda da masal uydurduk hep birlikte. Tabii bağırış çığırış! 😂😂Bir yabancı öğretmen şöyle yazmıştı sosyal medyasında: “Public teaching means: %10 content + %90 Quiet please!” Aynen öyle oldu benim de bu miniklerle. Yapacak bir şey yok. Ücretli öğretmenlik yaptığım zaman boğazım acırdı yüksek sesle konuşmaktan. Bugün de gıcıklanır gibi oldu vallahi. Ve fakat çok keyifliydi  her zamanki gibi. Tekrar çağıracaklarmış, buyursunlar çağırsınlar. Seve seve giderim ben. 💚

Bir sonraki etkinliğe “Defne ve Ormandaki Boz Ayı” da çıkmış olur herhalde. Size söyledim mi bilmiyorum “Bear of the Woods” Türkçe olarak çıkacak. Yol Akademi ile anlaştık yine. "Nesi Var?”ı da onlar basmıştı. “Defne ve Ormandaki Boz Ayı”yı da çok sevdiler. Resimlendirmesini yapıp ücretsiz basacaklar. Ben de çok mutluyum elbette. Aslında, Jemmoo demişti onlarla konuş diye “Bear of the Woods” ilk çıktığında. Ben de haber vermiştim İngilizce masal kitabım çıktı diye. Sadece tebrik etmişlerdi o zaman. Ben de üstelememiştim.

Geçen ay aklıma düştü yine. Aradım, ikinci bir kitap için başvuru yapabilir miyim diye sordum. Ücretsiz olarak yazar başına tek kitap basıyorlar diye kalmış aklımda. Öyle değilmiş meğer. Beğenirlerse ve daha önce basılan kitapta bir sorun yaşanmadıysa ikinci kitabı da basıyorlarmış. Aylık olarak düzenledikleri yarışmaya katılırsam daha çabuk cevap alırmışım. Bir de bunu dediler. Ben de hemen başvurdum. Ve kabul edildi. 🎉🎉 Şahane oldu kısacası! Biraz önce kapak tasarımını göndermişler onay için hatta. Sanrım bir ay içinde basılır. Hayırlısıyla diyelim tabii ki. 🙏

Her şeyin bir zamanı var yani sevgili arkadaşlar. Beş senedir bekleyen kitabı bu sene tamamlayacağım İnşallah. Belki on beş senedir oynamadığım oyunu tekrar oynuyorum. Hem de kızımla. 💕Jemmoo’nun yıllar önce yaptığı öneri de bu sene karşılığını bulacak hayırlısıyla Yarabbim. 🙏🙏🙏

Zaten bu yazma işlerinde Jemmoo’nun bana hep bir şekilde faydası dokundu. Doğrudan ya da dolaylı olarak mutlaka güzel bir kapı araladı bana. Uğurlu geliyor bana. Ona da buradan teşekkürler ve öpücükler…😘

Yazımı da sonlandırıyorum artık, kuzucuğumu almaya gideceğim. 😍

Sevgiler,

💛

 


19 Şubat 2026 Perşembe

Neler Yazmışım Bir Bakalım

Merhaba Canım Dostlar,

Bu akşam ev halkı erkenden uyuyunca içimden sizlere şu ana kadar yazdıklarımın envanterini çıkarmak geldi. Gerçi bir süredir niyetleniyordum ama vakit bulamamıştım her zamanki gibi. 🤦‍♀️Ve yine her zamanki gibi zaman koştura koştura geçiyor, uçuyor adeta! Rahmetli anneannemin dediği gibi bir bakmışsın Pazartesi, bir bakmışsın Cuma olmuş. Hele bir de bir yerlere gittiysek jet hızı devreye giriyor. Hafta sonu babaannelerdeydik, vallahi ne zaman döndük de günlerden artık Perşembe oldu anlamış değilim. 😁 Elbette her zaman dediğim gibi zamanın akıp gitmesi olağan, yeter ki keyfimiz yerinde olsun. Çok şükür sağlığımız, keyfimiz yerinde. 🙏🙏🙏🙏🙏 Hafta sonu da ailecek çok güzel zaman geçirdik beraber. Daha ne olsun?

Birkaç haftadır hiçbir şey yazmıyorum işte, tek sorun o. Bu aralar okumaya verdim kendimi. E tabii, yazmak için beslenmem lazım değil mi?

Neler okudum? Önce, kendi öykümün de yer aldığı Cumba Fanzin'in son sayısını okudum. 🎉Sonrasında "Kurtlarla Koşan Kadınlar"a başladım tekrar. Hamileyken okumaya çalışmıştım, hiç sarmamıştı. Çok hevesle aldığım için hayal kırıklığına uğramıştım açıkçası. Sonra birilerinden aslında o an hiç de mantıklı gelmeyen bir şey duymuştum. Artık saçma gelmiyor. 👍Hamileyken bazı kitapları okuyamazmışsın. Hormonların bütün vücudunu etkisi altına alması kitap zevkini bile şaşırtıyormuş. Hiç de saçma değil zaten. Nasıl bazı kadınlar asla ağızlarına değdirmedikleri yiyecekleri parmaklarını yalaya yalaya yemeye başlıyorsa hamileyken, kitap zevki de değişebilir. Neden olmasın? Gerçekten de öyleymiş bu arada. Bende haklı çıktı bu tez. "Kurtlarla Koşan Kadınlar" bir sardı şimdi beni, ne sarmak! Bayılarak okuyorum vallahi ama daha bitmesine çok var. Birazcık uzun ve ağır bir kitap. Bitirince tekrar yorumlarımı paylaşırım sizinle buradan.

Son olarak, "Müphem"i okuyorum tabii ki! 😎 Şimdilik bölümler birbirini pek tutmuyor gibi ama bir şekilde bir yerlere bağlanacak diye ümit ediyorum. 😅 Yanlış anlaşılmasın, her bölüm kendi içinde başarılı. Kesinlikle abartmıyorum, öyle ilk defa eline kalem almış değil hiçbir bölümün yazarı. Belli yani, herkesin en az benim kadar yazarlık geçmişi var. Ancak… Roman bir bütünlük kazanacak mı? Orasını göreceğiz hep birlikte. ❓❓❓❓

Bu yazımın amacına dönecek olursak aşağıya şu ana kadar yayınlanmış tüm yazılarımı sıralıyorum dostlar (tahmin ettiğimden daha fazla çıktı ve ben buna çok sevindim 😊):

            1. Nesi Var? - Kitap olarak basıldı

            2. Bear of the Woods - Kitap olarak basıldı

            3. Yine de Gel! - O Belde'de yayınlandı (şiir)

            4. Gitmek - O Belde'de yayınlandı (şiir)

            5. Metroda Gidiyoruz - Öykü Kumbarası adlı seçkide yayınlandı

            6. Kayıp - Pencere adlı seçkide yayınlandı

            7. Cinayet Silahı - Buram Buram Anadolu adlı seçkide yayınlandı (3.lük ödülü)

            8. Kilit Taşı - Dutluk Dergi'de yayınlandı

            9. Öykünün İçinde Bekler Seni - Dutluk Dergi'de yayınlandı

           10 - I Lit a Candle and Made a Wish - Dutluk Dergi'de yayınlandı

           11. Zor Gurbet - Truva Edebiyat Dergisi'nde yayınlandı

           12. Defter - Kirpi Edebiyat & Düşün Dergisi'nde yayınlandı

           13. Duygu Kadın - Sis Dergi'de yayınlandı

           14. Bir Bahar Günü Gündüz Düşü - Varyasyon Kalemler Dergisi'nde yayınlandı

           15. Bozuk Üçgen -  Gri Kalemler'de yayınlandı

           16. Bu Şehri Terk Etmek İçin En Uygun Saat - Öykümen Edebiyat'ta yayınlandı

           17. Kargalar - Öykümen Edebiyat'ta yayınlandı

           18. Hemen Önce - Cumba Fanzin'de yayınlandı

           19. Ardından - Eecstaticc'in son sanat kitabı "Veda"da yayınlandı (babacığıma yazdığım şiir 🙇 💛)

            20. Deprem - İLESAM İlim ve Edebiyat Dergisi'nde yayınlandı

            21. Deney - Yeni Yazar Dergisi'nde yayınlandı

           22. Sen Vazgeçme - YouTube kanalımda bestelenmiş olarak paylaştım (Jemmoo için yazdığım şarkı sözü 😇)

            23. Müphem - Kolektif roman olarak basıldı (son bölümü ben yazdım)

Sanırım şimdilik bu kadar. Bu listeye almadığım ve yayınlanmayı bekleyen üç öyküm daha var. Onları da zamanı gelince paylaşırım. Bir-iki küçürek öykü ve şiir ve hatta Haiku denemelerim de var aslında ama linklerini bulamadım şimdi. Ben, ara ara bu yazıya döner güncelleme yaparım zaten şüphesiz. ✍️

Daha nicelerine İnşallah diyerek yazımı bitiriyorum. 🙏

Sizi seviyorum, kendinize iyi bakın!

💕

 



17 Ocak 2026 Cumartesi

Roman Gibi Biraz

Çok sevgili dostlarım,

Şükür kavuşturana! Blogçuğumu yine ihmal ettim bu aralar farkındayım. Araya bir sürü başka şey girdi her zamanki gibi. Hem iyi şeyler hem biraz kötü şeyler. Jemmoo anjiyo oldu dördüncü kez. Anjiyo öncesi bir hafta da gergin ve yorucu bir bekleyişle geçti takdir edersiniz ki. Aynı günde üç hastane dolaştık mesela geçen Salı. Çok şükür ki tertemiz çıktı hem anjiyo sonucu hem de diğer tüm tahlillerin sonuçları.🙏🙏🙏🙏 Yorgunluk, gerginlik hepsi unutuldu. 😊Sağlık söz konusu olduğunda geri kalan her şey anlamını yitiriyor. Şükürler olsun Yarabbim.

Tabii biz endişelerden endişelere gark olurken olan bitenden habersiz ve herkes bir arada olduğu için halinden çok memnun olan bir kişi vardı. Güneşışığımız! 😍 Canım kuzum çok küçük olduğu için anlayamıyor tabii anjiyo manjiyo. Tam aksine; hala, dede, babaanne burada diye ve tabii babayı ve abileri sürekli gördü diye nasıl mutlu oldu nasıl... Yavru kuş.

Jemmoo ve herkes sağlıklı olduğuna göre güzel haberlere gelebilirim.💜 En büyük hayallerimden biri bir gün roman yazmak dedim mi acaba bu sayfalarda hatırlayamadım şimdi. Demiş olmam lazım. Demediysem diyeyim. Üç hayalim var arkadaşlar ancak şunu belirtmeliyim ki bunlar sadece akademik ve kariyer odaklı olanlar:

1.      1. Doktora eğitimimi tamamlamak

2.      2. Rusçayı, İngilizce seviyesinde olmasa bile günlük hayatı idare edebilecek şekilde konuşabilmek

3.      3. Roman yazmak

Roman yazmak aslında akademik/kariyer odaklı bir hedef olarak görülmeyebilir belki çünkü ben yazmaktan çok keyif alıyorum ve henüz bu işlerden para kazanabilmiş değilim. Roman yazdığım zaman da çok para kazanacağımın garantisi yok ama ben kendimi tamamlamış olacağım. Nasıl anlatayım daha anlaşılır bir şekilde bilemedim ama siz anladınız beni bence. 

Doktora ya da Rusça da bana para kazandıracak mı belli değil aslında ama ben bunlardan da çok zevk alıyorum ve maddi getirisi olmasa bile benim niteliklerim fazlalaşacak. Bu da benim için önemli bir şey. Kendime bunları yakıştırıyorum arkadaşlar kısacası. 😎 Allah’ın izniyle hepsini gerçekleştireceğim.🙏

Velhasıl-ı kelam, roman yazma işine kıyısından köşesinden girmiş bulundum. Yine enteresan bir şekilde ve çok hızlı oldu her şey. Bir duyuru gördüm, kolektif roman projesine katılmak isteyenleri davet eden bir duyuru. Hemen mail attım, birkaç saat sonra kendimi bir WhatsApp grubunda buldum. Editörümüz ve aynı zamanda projenin mimarı olan hanım bize açıklamaları yaptı, biz de kabul ettik. Ve hop… Yazmaya başladık. On sekiz kişilik bir ekip olduk çünkü roman on sekiz bölümden oluşuyor. Sabit bir girizgah ve senaryo var elbette. Ancak, herkes kendi payına düşen bölümü nasıl gönlünden geçtiyse öyle yazdı. Biri kurban bölümünü yazdı, biri dedektif, biri otel vesaire…  Bendeniz de sonuç bölümünü yazdım sevgili dostlar. 📕✏

Değişik bir çalışma olduğu kesin. Ben de merakla bekliyorum. Kitap elime henüz geçmedi, geçer geçmez hemen okuyacağım. On sekiz farklı yazarın yazdığı on sekiz farklı bölümden nasıl bir roman çıktı sorusu gerçekten heyecanlandırıyor beni.

Ama… En çok heyecanlandığım ve sevindiğim kısım şu oldu; kitabın kapağı ben bölümü nasıl bitirdiysem o şekilde tasarlanmış. Birebir aynı. Bu durum beni çok mutlu etti. Ön izlemeyi görür görmez gözlerim parladı. Çok hoşuma gitti ve gururlandım vallahi, sizden saklayamayacağım. 😏Umarım romanımız da bir bütün olarak okumaya değer, akılda kalacak bir çalışma olmuştur. Bekliyoruz bakalım. 💥💥

Bir başka güzel haber ise okur/yazar söyleşilerine devam edeceğim haberi. Hem de kendi imkanlarımla ayarladığım söyleşiler haricinde ÇYDD ile de çalışacağım artık. 9 Şubat’ta toplantımız var. Sonrasında planlama yapacağız. Çok güzel değil mi? Evet bu söyleşilerden de para kazanmıyorum ama kitaplarım satılacak. Bu da harika bir şey elbette.

Bitirmeden son bir şey daha söylemek istiyorum. Ben, bugün bu yazıya başlarken tarih 16 Ocak’tı. Yani anneanneciğimi kaybedeli tam üç sene oldu bugün. Canım babam bile gideli bir buçuk seneyi geçti. Onları çok seviyorum ve çok özlüyorum. 💛💛 Nurlar içinde uyusunlar. Bizi merak etmesinler, bizler iyiyiz çok şükür. Bu fani dünyadaki bizler, birbirimize sahip çıkarak her zaman iyi olmaya çalışacağız. Allah utandırmasın.

İyi geceler.

🙇

 

1 Kasım 2025 Cumartesi

44 Oldum! 💝💝💝

Merhaba Dostlar!

28 Ekim'de 44 oldum çok şükür. 🙏 Ne güzel şey bir doğum günümü daha sağlıkla, keyifle kutlamak! 💗 Vallahi de billahi de hiç dertlenmiyorum yaşlanıyorum falan diye. Böyle yaşlanmaktan daha güzel ne olabilir ki? Elbette bir takım emareler var artık 20'li yaşlarda olmadığıma dair. Gözkapaklarım mesela... Ne yapalım yani, kaldırtırız çok sorun olmaya başlarsa. 😁Ya da her gün başka bir yerimin ağrıması da listeye girebilir. Daha yeni ortopediye gittim hatta bu yüzden. E olacak bunlar arkadaş! Elbette, dört yaşında bir ufaklığın peşinde koşturmak ve sıcaklar nedeniyle yogaya ara vermemin de etkisi büyük. Neyse, yarından tezi yok başlıyorum tekrar yogaya. O beni baya rahatlatacaktır, eminim. 

Çok güzel bir hafta oldu vesselam. Benim doğum günüm Cumhuriyet Bayramı Arifesi de olduğu için ayrıca anlamlı tabii ki. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷 Minik kuşumuzun da 29 Ekim töreni vardı Perşembe akşamı. Allah'ım bayılıyorum onları sahnede izlemeye. Gerçi bizimkilerin sınıfı çok iyi hazırlanamamış ama sağlık olsun. Bir kere öğretmen değişikliği yaşadılar, büyük sınıf oldular diye iki senedir alıştıkları öğretmen değişti. Öğretmen değişikliğine alışmaya çalışırken tören hazırlıkları başladı falan filan. Yine de güzeldi tabii ki. Zaten önemli olan onların müthiş bir performans göstermeleri değil, milli bilincin yerleştirilmesi. Müthiş performanslarını sene sonu gösterilerinde sergiliyorlar fazlasıyla. 😍Ay nasıl güzeldi geçen seneki modern dans gösterisi... Sanırım bu sene de halk oyunları olacak. Bakalım, göreceğiz. Keyifle, sağlıkla gelsin ne gelecekse!

Bu sene sınıfımızda bir farklılık daha var. Şahane bir farklılık! Melek var bu sene. 💛Canım Melek, minik Melek... Melek'imiz, Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan bir çocuğumuz. Aslında, benim minnoşumun sınıfından bir yaş büyük ama ilk defa kreşe geldiği için bizimkilerle birlikte eğitim görüyor. Kendi yaşıtlarıyla olsa adaptasyon sorunu yaşayabilir. Geçen hafta veli toplantısında öğrendim Melek'i. Ağlamamak için zor durdum tahmin edersiniz ki. Okulumuza olan sevgim ve güvenim de bir kat daha arttı. O kadar güzel bakıyorlar ki Melek'e. O kadar güzel anlatıyorlar ki onu. Bizim çocuklarımızdan asla ayırmıyorlar. Melek okula başladığı için o kadar mutlu ki... Hep yüzü gülüyor tatlı çocuğumun. Ömründe ilk defa tiyatroya gitti muhtemelen geçen hafta. Ömründe ilk defa yılbaşı hediyesi alacak bu yıl. En doğru okul olmuş onun için diyebilirim. 

Bir de bizim çocuklarımız da o kadar iyi kalpli ve sevgi dolular ki... Hemen bağırlarına bastılar Melek'i. Bugün oyuncak günüydü mesela, Güneşışığım oyuncağını Melek ile paylaşmış. 💕💕💕Birlikte oynamışlar. Uzay da etkinlik yaparken yardım ediyormuş. Gösteriyormuş ona nasıl keseceğini, nasıl çizeceğini. Tabii bilmiyorlar Kurum'dan geldiğini, bilseler de anlayamayacaklar zaten. Sadece dikkatlerini bir şey çekmiş, Güneş anlatmıştı bana. "Anne" diyormuş öğretmenlere ilk geldiğinde saçının teline kıyamadığım çocuk. Ben de ilk defa okula geldiği için ne diyeceğini bilemediğini ama öğreneceğini anlattım kızıma ses tellerim acıyarak. 

Çok da uzatmayayım, gözlerim doluyor. Yazmaya bile dayanamıyorum. Ama merak etmeyin, biz Melek'e çok güzel bir doğum günü partisi düzenleyeceğiz okul müdürümüzle. Allah razı olsun, kimse yardım teklif etmese de müdürümüz zaten ne gerekiyorsa yapacakmış. Hiçbir konuda eksik bırakmayacağını, içimin rahat etmesini söyledi defalarca. Yine de ben bir şeyler yapmayı çok arzu ettiğimden birlikte organize edeceğiz partiyi. Melek kızımıza gönlünce bir doğum günü yapacağız İnşallah Yarabbim. 🙏🙏🙏

Karanlığın içinde aydınlık, aydınlığın içinde karanlık misali bu hüzünlü hikayede en mutlu olduğum şey ise sınıftaki ve okuldaki diğer çocukların son derece sevecen, merhametli, dünya tatlısı varlıklar olmaları! 🥰🙏🧿 İnsanın aklı almıyor. Çocukların çoğu böyledir aslında. Bizler de böyleydik. Peki nasıl ve ne zaman birer canavara dönüştük? Akıl alacak, gönül kabul edecek gibi değil ama gerçek maalesef.

Artık bitiriyorum. Sizi de biraz üzmüş olabilirim ama dediğim gibi içinizi ferah tutun. Melek için elimizden geleni yapacağız. Güneşışığım'ın, Melek'in ve tüm çocukların bahtı açık olsun İnşallah güzel Rabbim! Yaşadıkları dünya, görecekleri gelecek yürekleri kadar güzel olsun. Amin.

O sebepledir ki arkadaşlarım; keyifle, sağlıkla ve sevdiklerimle birlikte aldığım her yeni yaş için binlerce kez şükürler olsun. Büyüklerin dediği gibi bu hayatta neler var neler...

Hepinizi öpüyorum, sevgiler...

😘

30 Eylül 2025 Salı

Çocukluğuma Dair

Merhaba Dostlar,

Aslında bugünü yeni öyküme ayıracaktım, ancak baktım ki yine uzun zamandır blogcuğuma yazmamışım. Zamanım kalırsa yeni öykümün son rötuşlarını yapıp dergiye gönderirim. Perşembe göndersem de olur. A bir de ilginç olan bir şey var, bu yeni öyküm tamamen buraya yazdığım yazılardan meydana geldi. Birkaç yazımı birleştirdim ve bazı değişiklikler yaptım. Bir kurgu yarattım tabii, kes-yapıştır değil. Öyle anlaşılmasın. 😁

Geçen hafta da yine başka bir öyküm Varyasyon Kalemler Dergisi'nde yayınlandı. Daha birkaç aylık bir dergi ama kaliteli işler yapıyorlar ve işlerini çok ciddiye alıyorlar. Ben biraz da destek amaçlı öykü yolladım onlara doğruyu söylemek gerekirse. Yeni göndereceğim öykü de yine destek amaçlı olacak. Başka bir çömez dergiye. Yanlış anlaşılmasın kendimi büyütmek, onları küçümsemek için söylemiyorum asla. Tam tersine çok hoşuma gidiyor çünkü bu dergiler beni kendileri buluyor ve yazı göndermemi istiyorlar. Her türlü yazıya açıklar ama öykü gönderiyorum ben genelde. Bu aralar öykülerle haşır neşir olup kendimi üçüncü masalıma hazırlıyorum bir yandan da. 😍

Unutmadan söyleyeyim, yarın ilk imza günüm olacak Bornova Büyükpark'ta. Öhöm öhöm! 😎 Komik bir şekilde oldu aslında. Bana başka bir kitap fuarına davet etmek için ulaştılar. O konu hakkında konuşurken Bornova'daki kitap fuarını öğrendim. Belediye düzenliyor, gidip konuşayım dedim. Gidemedim. 😕 Sonra iki hafta önce Salı günü mü ne bir arayayım dedim. İlgili kişiye bağladılar. Hemen ismimi, numaramı aldı. "Bornovalı Yazarlar"a 1 Ekim'de stant vereceklerini söyledi. Ben de çaktırmadım artık. Yıllarca Bornova'da yaşadım zaten, hak geçmez bence. 😄 Neyse efendim, akşamına şak diye sosyal medya afişini gönderdiler bana. Son dakika mı aramışım artık ne olmuş anlamadım. Ama çok iyi olmuş. Yarın imza günüm var kısacası dostlar. 💕

Ah yine aynı şey oldu işte. Başka bir şey yazacaktım, bilgisayarın başına geçince bambaşka bir şey yazdım. 😄Öykülerimde de böyle oluyor, daha önce söylemişimdir size de. Kafamda belli bir kurgu oluyor tabii başlarken ama yazdıkça değişiyor öykünün yolu genelde. Başlangıç kurgumdan apayrı bir şey çıkıyor bazen, tamamen bağımsız. Bu da çok heyecanlı, çok sürprizli bir serüven oluyor bana da. Yazmayı çok seviyorum. 💛

..............

Bugün size çocukluğumdan hatırladığım en mutlu anlarımdan bazılarını anlatacağım. On bir yaşında falandım herhalde. Rahmetli babamın iş ortağı Hüseyin amca vardı o zamanlar. Hüseyin amca ve eşi Nevin teyze ile zaman zaman ailecek görüşürdük. Onlar da rahmetli oldular. Hepsi nur içinde yatsın. 🙏🙏🙏🙏🙏🙏

Hüseyin amcaların üç kızı vardı. Aslı en küçüktü ve benden iki yaş büyüktü. Tuğçe abla benden dört-beş yaş büyüktü. En büyükleri Esra abla da yedi-sekiz yaş büyüktü herhalde. Aslında Esra abla Jemmoo ile yaşıt muhtemelen ama ben o zamanlar çok küçük olduğum için bana çok büyük geliyordu. E tabii ben koleje yeni başlamıştım, o üniversitedeydi. Hukuk okuyordu. Sonradan öğrendiğime göre ciddi psikolojik sorunları varmış, tedavi görüyormuş. Ben hiçbir şey anlamıyordum o zamanlar tabii ki. Çünkü beni çok eğlendiriyordu. 😅 Umarım şu anda hepsi çok iyidir. 🙏

İşte bir gün anne babalar birlikte yemeğe çıktılar ve beni de Hüseyin amcaların kızları ile birlikte onların evine bıraktılar. Ay ne eğlendim Allah'ım, ne eğlendim. O gece hiç bitmesin istedim. Ortaya bir sürü abur cubur hazırlamışlar. Üstüne de korku filmi açtık. Benden mutlusu yok. Oldum olası severim korku filmlerini. Taa o yaşlardan geliyor bu sevgi. Korku filminden sonra da Esra abla bize korkunç hikayeler anlatmaya başladı. Ama dozunda. 😉 Biz Aslı ile nasıl eğleniyoruz. Hem korkuyoruz hem eğleniyoruz. Böyle sesini falan da değiştiriyordu. Teatral yeteneği vardı kesinlikle. 

O geceyi hiçbir zaman unutmadım. Babamlar beni almaya geldiklerinde resmen ayaklarım geri geri gitmişti. Belki de ondandır sinemaya gitmeyi, sinemada çatlayana kadar patlamış mısır yemeyi sevmelerim. Özellikle de korku filmlerine olan ayrıca düşkünlüğüm...

Tabii bu noktada kuzenimi de anmam lazım. Sinemayı ve korku filmlerini bana sevdiren diğer majör faktör odur. Dayımların Güzelyalı'daki evlerinde, kuzenimin küçücük odasındaki bit kadar televizyonun önüne yere oturur, ışıkları kapatır, açardık Jason'ları, Michael Myers'ları. 😂😂😂😂 Allah'ım yine ne çok eğlenirdik. Sevgili kuzenim, yaptığı "kıh kıh kıh", "ma ma ma" efektleriyle 5D'ye çevirirdi filmi sağ olsun. 😆😆

Hemen hemen her hafta gider kalırdım onlarda. Bir keresinde de Hayvan Mezarlığı'nı izlemiştik beraber. Abooovv! Kuzenim de ilk defa izliyordu bu sefer, o yüzden beni korkutamıyordu çünkü kendi de korkuyordu. 😆Yazlığın balkonunda yan yana oturup güpegündüz Stephen King'in Falcı'sını okurken de feci korkmuştuk mesela. Rahmetli dayım çok eğleniyordu biz korktukça. Daha önce bahsetmiştim size dayıcığımdan ve onun da ünlü olan korkunç hikayelerinden. Dayımın da yeri eşsizdir hem çocukluğumda hem korku edebiyatı sevgimde. Rahmetle anıyorum hepsini. 😞🙇

Artık bitiriyorum yazımı. Kalan sevdiklerime tüm varlığımla sarılıyorum ve öpüyorum. Gününüz, haftanız güzel geçsin. Bir sürü hayırlı haberler alın İnşallah. 🙏

Öpücükler...

💋

20 Ağustos 2025 Çarşamba

Ballı Böreğim 4 Yaşında! 🌞🌞🌞🌞

Çok Sevgili Dostlar,

Benim biricik minnoşum, geçen Cumartesi 4. yaşını bitirdi çok şükür bin şükür Yarabbim. 🙏🙏🙏🙏 Biz yine geleneksel olarak atlara gittik doğum gününde. 😄 Doğum günü diye kızımı fazladan fazladan bindirdiler bir de, pek mutlu oldu. Ahh ne güzel anne olmak... Her sene aynı şeyi yazıyorum, farkındayım. Ve fakat gerçek bu. Dünyanın en güzel şeyi anne olmak. Bir o kadar da zorlayıcı tabii. Yorgunluk falan değil bahsettiğim. Yorgunluk dinlenince geçiyor da kızımı birileri üzdü mü... Allah!!! İşte orası benim en zorlandığım yerlerden biri. Çocuklar acımasız oluyor bazen, hepimiz biliyoruz. Günden güne de değişiyorlar, onu da biliyoruz. (Geçen sene Güneşışığımı küçük diye dışlayan çocuk, bu sene peşinden ayrılmadı mesela. 😍) Arkadaşlar arasında itiş, kakış olur biraz. Hepsine evet de... Ben çok gıcık oluyorum işte. Çocuğumu üzen çocuk da olsa sinir oluyorum vallahi. 😅 

Elbette böyle böyle hayata hazırlanacak bu bıdıklar. Çok fazla müdahale etmemek lazım. Kendimi daha çok kontrol etmeye çalışacağım bundan böyle. Amannn kimi kandırıyorum Allah aşkına? Kızımı üzenin canına okurum arkadaş. Bitti. 

Geleneksel Türk annesiyim ben. 😁 Herkes ayağını denk alsın. Tabii burada amacım bir "zorba" yetiştirmek değil. Yanlış anlaşılmasın. Zorba olmayan ama zorbalıktan kurtulmasını bilen akıllı, sağ duyulu bir şahsiyet olsun İnşallah. Babasının dediği güzel bir laf var; "kendini korumasını gerektirecek durumlara düşmeyecek akılda fikirde olsun" demişti. Çok doğru söyledi. Ben de ümit ediyorum ki anne ve baba olarak tüm sevgimiz ve gücümüzle kızımızı bu şekilde yetiştireceğiz. 

Bu arada, anne olmak ile birlikte çocuklar için bir şeyler yapma arzum iyice kabardı. Biliyorsunuz, iki çocuk kitabım basıldı bir sene arayla. Umuyorum üçüncü de en kısa zamanda basılacak. 🎉Hem kitaplarımı konuşmak hem okumaya, yazmaya dair başka aktiviteler yapmak üzere okullara da gittim geçtiğimiz kış. Bunu da biliyorsunuz zaten. Bu kış da yine çocuklarla birlikte olmak üzere bir şeyler planlayacağım.

Yazı da boş geçmedim. Bizim yazlık evimizin olduğu sitenin Kitap Kulübü var. Yöneticiler tarafından çok iyi düşünülmüş bu kulüp fikri. Normalde, haftanın bir günü toplanıp sessiz sessiz kitaplarını okuyorlarmış bir saat boyunca. 4 haftadır ben de katılıyorum bu kulübe. İlk iki hafta hep birlikte benim Türkçe kitabımı okuduk yüksek sesli. Geçen hafta ise birlikte öykü yazdık. 😎 Anahtar kelimeler kullanarak bir nevi hikaye tamamlama atölyesi gibi bir şey oldu. Çok da güzel oldu. Bir hoşlarına gitti, bir hoşlarına gitti. Tabii benim de. 💜

Bu hafta da efendime söyleyeyim, 30 Ağustos Zafer Bayramımız için bir şiir yazdık. ☾⋆ Harika değil mi? Sitemizde mutlaka her bayram tören yapılıyor. Hatta 30 Ağustos için sunuculuk yapmamı istedi yöneticimiz. Durumlar uygun olacak mı, sunuculuk yapar mıyım bilemiyorum ama en azından çocuklarımızın törende kendi yazdıkları şiiri okumalarına vesile olacağım. Bu da bana yeter. 😇

Tabii ben kendi yazılarıma da devam ettim bu arada. İki küçük öykü daha yazdım, yolladım geçenlerde. Toplamda beş öykü yazmışım bu sene demek oluyor bu.  İnşallah bu öykülerden derece haberi alıp burada sizlerle paylaşırım yine dostlar. (Yeni öykülerimden bahsedeceğim deyip bir türlü bahsedemedim, biliyorum. Derece müjdesi verirken bahsederim artık. ☺️) Öykü yazmayı gerçekten çok seviyorum, hem de çok. Ve fakat önümüzdeki kış yeni çocuk kitabıma odaklanacağım. Üçüncü kitap gelsin artık. 🎈

Çocuklara izler bırakma meselesi tüm mesele. En çok da kendi kızıma elbette. Yazımı, son dileklerimle bitiriyorum sevgili dostlar. Zamanı geldiğinde tüm masallarımı, öykülerimi keyifle okuyalım kızımla birlikte İnşallah. Güzel kızım her yeni yaş gününde Güneş gibi yeniden doğsun. Yüce Allahım tüm yavrularımızı korusun, kollasın, sakınsın ve kayırsın. Nerede varsa. 🙏🙏🙏

Seni fevkalade çok seviyoruz Güneşışığım! 🌞😍✨💕🙏🧿💕🥰

Hepinizi öpüyorum.

💋

31 Mayıs 2025 Cumartesi

Kafa Doktoru

 Benim Canım Dostlarım Merhaba!

“Long time no talk” olduk yine. İdare edin beni vallahi, hep yazmak istiyorum ama işte…  Rahmetli anneanneciğim hep şey derdi: “Bir Pazartesi oluyor, bir Cuma. Nasıl geçiyor hafta, anlamıyorum.” Ben de aynen öyle hissediyorum. Nurlar içinde yatsın. 🙇

Zaten iki hafta öncesine kadar her Cuma “Anne Destek Programı” vardı. Beş ay sürdü. Çarşambalar da TÜRGÖK günü. TÜRGÖK, Haziran sonuna kadar devam edecek İnşallah. Pazartesi; temizlik yapalım, çamaşır yıkayalım. Salı; pazara gidelim, detoks vs. hazırlayalım. Kuaför işi falan varsa oraya gidelim. Çarşamba ve Cuma zaten tüm gün dolu. Bir Perşembe boştu, o günlerde de maşallah hep bir iş çıktı. 😀 Güzel tabii, hiç şikayetim yok. Boş oturmayı sevmem zaten. Size yazamıyorum sık sık ama ne yapalım, gönüller bir olsun. 💕

İki haftadır da yıllık kontrollerimi yaptırmakla uğraşıyorum. Onlar da zaman alıyor tabii. Neyse, hepsi güzel geçti çok şükür. 🙏 Ay yıllık kontrol deyince hep aklıma şey geliyor; 10 sene falan önce bir gün rahmetli babamla telefonda konuşurken yıllık kontrollerimi yaptırdığımı söylemiştim. O da bana “Kafa doktoruna da gittin mi kızım? Kafa doktoruna git sen bir de.” demişti! 😆😆😆😆😆 Baya gülmüştüm. Hala gülüyorum. Mekanı cennet olsun. Bir sene oldu ayın 27’sinde. 🙇

Aslında hepimizin ara ara “kafa doktoruna” gitmesi lazım bence. Vallahi insanlar içindekileri kimselere anlatamadıkları için ya olmadık yerlerde öfke patlamaları yaşıyorlar ya da oralarında buralarında bir şeyler çıkıyor evlerden dışarı. Ne güzel olur bazı Avrupa ülkelerindeki gibi SGK karşılasa da “Çocuklar Duymasın”daki Meltem gibi düzenli olarak psikoloğa gidip deşarj olsak. İnşallah o günleri de göreceğiz.

Gerçi bizim milletimiz neyi ne kadar hak ediyor bilemiyorum. Çöpünü çöpe atamayan bir millet. 😡 Vallahi bazen birilerini gırtlaklamak istiyorum. Kaç kere kaç kişiyi uyardım hatırlamıyorum. Emekli Albay gibi. Ya da Sabri Bey! Ama yani dostlar; adamın biri evinde tadilat yaptırıyor diye çıkan molozu evin önüne bırakınca (belediye ekipleri tarafından alınacak olan molozu), başkalarının yemeden içmeden hemen kendi ev çöplerini molozların yanına bırakması nasıl tabir edilir? Salaklık mı? Hainlik mi? Sorarım size. Ben de çok sinirleniyorum. Her yer çöp, her yer köpek kakası içinde. Köpeklerinin kakasını da toplamıyorlar. Köpekten soğuyacağım bunlar yüzünden. Lattoş hariç tabii. 🐶Canım benim, artık yaşlı bir teyze oldu Latte’miz. Hep iyi olsun İnşallah. 💖

Neyse… Düzeleceğiz İnşallah diyelim. Ben bu yazıyı aslında binlerce kez şükretmek için yazıyorum. Her şeye ve herkese rağmen iyiyiz çok şükür. Yaradan’a binlerce kez şükürler olsun. 🙏🙏🙏🙏🙏 İyi olmak için de elimden geleni yapıyorum. Şimdi aklımda fikrimde hep deniz. Nasıl özledim! Haftaya bir gün kaçarım yine Foça’ya sezonu açmaya. İyice hava ısınsın. Gerçi bayramda Kuşadası’nda da gireriz büyük ihtimalle. Bakalım, göreceğiz. Bu sene Ekim başında bile girdim. Güneşışığımı okula bıraktıktan sonra, atladım arabaya gittim Foça’ya. Girdim bir saat denize, sonra çıktım hemen bir kafede üstümü başımı değiştirdim. Bir kahve aldım, döndüm. Birkaç kere yaptım bunu. Nasıl iyi geliyor deniz bana, nasıl…🏊

Hadi bir itirafta bulunayım şimdi burada. Yıllar önce de Jemmoo’dan gizli böyle bir kaçamak yapmıştım. 🙈Temmuz’du galiba. Bir şey olmuştu, denize gitmek istemediğini söylemişti Jemmoo. Zaten Cumartesi çalışması gerekiyordu. Ben de o ofise gittikten sonra evdeki işlerimi halledip atlamıştım arabaya, Güzelbahçe’de bir saat denize girip dönmüştüm.

Çoğu insan üşeniyor ya da yalnız bir yere gitmeye çekiniyor. Onları da anlıyorum tabii. Herhalde ben çok alışkınım yalnız bir şeyler yapmaya. Zaten denize girerken birileri ile sohbet etmeye ihtiyacım yok. Tek başıma yüzmeyi de çok severim ayrıca.

Hamileyken de Kuşadası’nda kaçmıştım öyle denize ama o zaman yakalandım. 😅 Saçlarım kurumadan dönmüştüm çünkü. Jemmoocuğum çalışıyordu, benim de karnım burnumda. Artık doğuma sayılı günler kalmış, sıcaktan fenalıklar basıyor. Attım kendimi denize. Doğumdan önceki gün bile denizdeydim zaten. Denizde doğururum diye ödü kopuyordu herkesin. Çok büyük şanstı benim için, çok şükür. 🙏 Muhtemelen her gün denize girdiğim için çok fazla şişlik olmadı hiçbir yerimde. Asıl şişkinlik doğumdan sonra oldu. Spinal anestezi yiyince gördük şişmeyi. 😐

Ayy yine çeneme vurdu. Özlemişim size yazmayı. Bu arada, “Nesi Var?”ı okuyan 3. Sınıf öğrencileriyle bir araya geldik geçen hafta. Aman Allah’ım bu çocuklar nasıl zehir gibi böyle. Maşallah! 🧿🧿🧿 Hiç tahmin etmediğim sorular sordular. Şahane bir buluşma oldu. 💫💫💫💫 Kitabımı çok beğenmişler, bu beni çok mutlu etti tabii. Bir de bana hediyeler hazırlamışlar. Canlarım benim… 💝Hepsi oturmuş ayrı ayrı resim yapmış, bir şeyler yazmış. Simlerle süslemişler. Birisi kalem başlığını hediye etmiş. Pure Goodness! İyi ki bu güzel çocuklar var ve ben de iyi ki yazıyorum!!! 🙏

Artık bitiriyorum dostlar. Güneşışığımı alacağım okuldan. Bekliyordur şimdi beni annesinin canı. 💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜💜

Hepinizi öpüyorum. Sağlıcakla kalın! İçinizi kimselere açamıyorsanız ve yazmak gibi başka yöntemlerle kendinize destek olamıyorsanız mutlaka "Kafa Doktoru"na gidin. 😉

Sevgiler,

💋

19 Mart 2025 Çarşamba

Marteniçka

Selam Dostlar,

Soğuk bir Mart gününde, yine uzun bir aradan sonra tekrar bloğuma yazabildiğim için çok mutluyum şu anda. Şansıma emektar bilgisayarım da çalıştı. 😀En son denediğimde çalışmamıştı. Pilini çıkartıp denedim, çalıştı. Hemen size yazayım dedim.

Biraz zihnim bulanık dostlar. TÜRGÖK’ten çıktım az önce. Bir seçkiden 20 sayfalık bir öykü okudum. Yordu beni. "Bunda yorulacak ne var?" diyebilirsiniz tabii. Sesli kitap okuması biraz farklı oluyor. Kabinde okuma, normal okuma gibi olmuyor yani. Sürekli hata yapıyorsunuz ister istemez. Hata olmasa bile gıcık tutuyor, sesiniz titriyor. Abuk sabuk şeyler oluyor kısacası. Tekrar tekrar okumak zorunda kalıyorsunuz. 20 sayfa değil de 40 sayfa okumuş gibi oluyorsunuz sesli olarak. E bu da biraz yoruyor haliyle. Zaten çıktım kabinden görevliye bir şey soracağım, iki kelimeyi bir araya getiremedim. Kadın da bakakaldı suratıma. Ne var canım, anla işte yorulmuşum Allah Allah! 😅😅

Neyse, çok seviyorum ben kitap okumaları. Daha önce de okuyordum biliyorsunuz. Yazmıştım burada. Pandemi ve doğum derken ara vermek zorunda kaldım. Bu kış tekrar sahalara geri döndüm. Hatta şöyle güzel şeyler de oldu. Kendi kitabım “Nesi Var?”ı da okudum. Son onaydan geçtikten sonra o da sesli kitap olarak TÜRGÖK kütüphanesinde yerini alacak. Diğer kitabım “Bear of the Woods” da Çankaya Lions Kulubü sponsorluğunda kabartma (Braille) olarak basılacak. Buna da çok sevindim. Braille çevirisini bitirdiler, sadece basımı kaldı. Harika değil mi? Çok seviniyorum ben bu güzel işlere. 💚💚

Dün de yine başka güzel bir iş yaptık. Ay zaten dün fırtına gibi bir gündü. Sabahtan Manisa’ya gittim, geldim. Babacığımın redd-i miras duruşması vardı. Oradan döndüm, üstümü başımı değiştirdim, okula fırladım. Okul dediğim, bizim evin yakınındaki Mehmet Seniye Özbey İlkokulu. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Dilimizin Zenginlikleri” adlı bir projesi var ve bu proje kapsamında (adından da anlaşılacağı gibi) dil ile ilgili etkinlikler yapılması planlanıyor. Sağ olsun, okulun müdür yardımcısı da beni ana sınıfları için hem kitap okuyayım hem de kendi Türkçe kitabımdan bahsedeyim diye okula çağırdı. Kendi kitabım onların yaşına biraz büyük kaçtığı için MEB’in gönderdiği kitaplardan birini okudum. Bol bol da sohbet ettik. Geçen hafta sabah sınıflarına girmiştim. Dün de öğleden sonra sınıflarına girdim.

Allah artık, bağırış çığırış! 😆Nasıl tatlılar, nasıl eğleniyorlar… Ben de eğlendim tabii ama biraz da sersemledim doğrusu. Yine de çok mutlu oldum. Sonra da Güneşışığımı 2 saat parkta eğleyince iyice pestilim çıktı. Akşam yattığım yeri beğendim vallahi. Ne yapayım ona da hiç kıyamıyorum. Temiz hava alsın, açık havada oynasın istiyorum. Zaten arkadaşlarıyla sözleşiyorlar okulda, çıkışta hepsi bir ağızdan “Parka gidelim!” diye bağırıyorlar. Biz de götürüyoruz mecburen. 💕💕💕💕

Çok şükür. 🙏🙏🙏🙏🙏Bu yorgunluklar, bu koşuşturmacalar çok güzel. Hiç yakınmıyorum, hep şükrediyorum. Sadece biraz mide bulantısı sıkıntım var bu aralar. O da demir ilacından kaynaklanıyor. Arada zorluyor beni ama yapacak bir şey yok. Birkaç ay kullanmam lazım. Demir eksikliği önemli bir şey. Dün fena bulandı mesela, herhalde çok koşturmak da etkiledi. Dediğim gibi katlanmak zorundayım, alışırım diye ümit ediyorum. Aman iyi olalım da gerisi önemli değil. Virüsler, salgınlar kudurdu yine bu kış.

Neyse efendim, yavaş yavaş bitiriyorum. Minik böceğimi almaya gideceğim. Uğur böceğimi. 🐞Ve trafik coşmaya başlamıştır. Kalkmam lazım.

Emektar bilgisayarıma da bu vesileyle teşekkür ediyorum. Maşallah sana, seviyorum seni. 🧿

Son söz, dört yeni öykü yazdım bu kış arkadaşlar. Onlardan da bir sonraki yazımda bahsedeceğim.

Marteniçkaları taktık, bahar bolluk bereket getirsin hepimize İnşallah! 🙏🧿🐞🥰🌺🌸🌺🌸🌺

Görüşmek üzere...

💋

 

2 Ocak 2025 Perşembe

2025 Hayırlı Uğurlu Olsun 🙏🙏🙏

Sevgili Dostlar,

Şimdi eski yazılarıma baktım. İlk olarak 1 Şubat 2017 tarihli bir yazım var bu blogda. 1 ay sonra 8 sene olacak yani ben bloğa yazı yazmaya başlayalı. "Amanin boo!" demek istiyorum. 😁😁 8 sene vay vay vay... Daha dün Jemmoo ile konuştuğumuz gibi zaman gerçekten uçup gidiyor. Evet biz de hızla yaşlanıyoruz. 😜 Böyle olması güzel bir şey tabii ki. Bütün gün yatmıyoruz anlamına geliyor. Yatmaya gelmedik zaten, Allah yatırmasın. 🙏

Ben 1.5 senedir tam zamanlı olarak çalışmıyorum biliyorsunuz. Belediye işe geri almazsa başka bir yerde tam zamanlı çalışma imkanım olur mu konusunda da çok emin değilim. Zaten tam zamanlı iş bakmıyorum açıkçası. Yine öğretmenlik yapmaya niyetlendim. Daha önce ücretli öğretmenlik ve Halk Eğitim öğretmenliği tecrübem var. Yine öyle düşünüyorum. Benim için en iyisi bu olur sanki. Hayırlısı bakalım. 

Böyle derim ama bambaşka bir şey olur, orasını bilemem. Hayat sürprizlerle dolu. 💫Yeni yıl, hepimize güzel sürprizler yapsın İnşallah Yarabbim. 🙏🙏🙏

Bu arada yeni bir öyküye başladım. Konusu, kurgusu oldukça farklı. Böyle bir şey aklıma geldiği için nasıl sevindim anlatamam. Ah keşke yazabilsem burada ama şimdilik bende kalması lazım. Şüphesiz, kafamdaki kurguyu yazıya şahane bir şekilde dökebilmem şart. Öbür türlü çorap sökülemez. Anlamsız, çok havada bir sonla bitiveren filmler gibi olur. Hiç sevmem öyle sonları, gıcık olurum. 😠

Çok sevindim aklıma böyle bir kurgu gelmesine çünkü yaratıcı eserler okudukça ya da orijinal senaryolar seyrettikçe çok imreniyorum. Neler geliyor bu insanların aklına böyle diye ağzım açık kalıveriyorum. Ben bu kadar iddialı değilim tabii henüz. Elimden gelen gayreti gösteriyorum ve azimliyim diyelim. 😎

Mesela John Verdon okuyorum şimdi yine. Muazzam. Klasik polisiye aslında ama olay örgüsü, anlatım, şaşırtmacalar... Muazzam, muazzam, muazzam!!! Elbette burada çevirmenin başarısını da asla yok saymamak gerekir. Kitabı kendi dilinde okumuyorsan, çevirinin başarısı en önemli kriter haline geliyor aslında. 

İşte bir gün ben de bir romanımla böyle dedirtebilirsem okurlarıma, büyük hedeflerimden birine ulaşmış olacağım. Roman kolay iş değil tabii ki. Ciddi sabır ister, dikkat ister, emek ister, külyutmaz bir editör ister. Ve fakat başarılamayacak bir şey değil. Hele ki ben yazmayı bu kadar seviyorken. 💖

Çok sevdiğim bazı yabancı yazarları da not düşeyim buraya, içimden geldi:

Agatha Christie

Stephen King

Adam Fawer

John Verdon

Michael Palmer

Laura Esquivel

Rus edebiyatçıları, Zweig'ı, Zola'yı, Flaubert'i saydım kabul edin dememe gerek yoktur kanımca. Ancak, polisiyenin ayrı bir yeri var bende. Onu vurgulamam gerek.

Bir gün de en sevdiğim yerli yazarlarımızı yazayım o zaman. Başka bir gün de favori filmlerimi yazarım belki, kim bilir?

Nereden nereye? Bugün hiç bunları yazmayı planlamamıştım ama böyle oldu. Güzel de oldu aslında. Yazmakla ilgili en sevdiğim şey işte bu. Başlangıcımı her zaman biliyorum ama sonumu asla bilmiyorum. (Aforizma gibi oldu bre!) 😏

Bitirirken bugünün benim için en büyük kıymetine geleyim. Bugün babacığımın doğum günü. Aslında hep 1 Ocak diye bilirdik ama nüfusta 2 Ocak yazdığını öğrendiğimden beri hem 1 Ocak'ta hem de 2 Ocak'ta kutlardım. 😌

Bugün ziyarete gidecektim ama minik faremiz gece uyutmadığı için ve de üstüne yine gribal türbülansa girdiğim için evden çıkacak gücü bulamadım kendimde. En kısa zamanda gideceğim.

Biricik canım babam, 

Doğum günün kutlu olsun. 

Seni çok seviyorum...

8 Kasım 2024 Cuma

Playlist 🎵🎶🎵

Sevgili Dostlar,

Bugün içimden Güneşışığıma playlist hazırlamak geldi. Bundan 10 sene sonra falan (kaç yaşında müzik zevkimiz oluşmaya başlıyordu hatırlamıyorum ama 10 seneyi bulmaz büyük ihtimalle) evde bangır bangır müzik dinlemeye başladığında (umarım kulaklık kullanmaz) ona önerebileceğim bir liste olsun elimde istedim. Hatta iki liste çünkü hem Türk hem Yabancı olarak hazırlıyorum listeleri. Bakalım listelerimi beğenecek misiniz? 💚

1. Kış Masalı - Sezen Aksu

2. Esmer Günler - Nilüfer

3. Bağrı Yanık Dostlara - Asu Maralman

4. Ben Sana Vurgunum - Nükhet Duru

5. Hoş Geldin Bahar - Yeliz

6. Elimde Değil - Bendeniz ve Harun Kolçak 

7. Elleri Ellerime - Duman

8. Gidelim Buralardan - Nazan Öncel

9. Adam - Sibel Alaş

10. Vurula Vurula - Yonca Evcimik (Kimse kusura bakmasın Yonca Evcimik ilk gençliğimizdir. 😊)

11. Pranga Zinciri - Ajlan&Mine

12. Gesi Bağları - Selda Bağcan

13. Ayrılmam - Aşkın Nur Yengi

14. Sana Değer - Yıldız Tilbe

15. İnsan İnsan - Fazıl Say (Kadro çok büyük ve muhteşem! Serenad Bağcan, Cem Adrian...) 

16. Eteği Belinde - Manuş Baba

17. Papatya - HiraiZerdüş

18. Sen Duymadın - Cem Karaca

19. Alla Beni Pulla Beni - Barış Manço

20. Deniz Üstü Köpürür - Haluk Levent

21. Haydar Haydar - Can Gox 

22. Drama Köprüsü - Ruhi Su

23. Yalı Çapkını - Suavi

24. Dinle - Şebnem Paker

25. Mevsim Bahar - Nilüfer Örer

26. Zalim - Levent Yüksel

27. Sessiz Gemi - Hümeyra

28. Paramparça - Teoman 

29. Düşmedim Daha - Umay Umay

30. Yeter ki - Fikret Kızılok

31. Sevme Zamanı - Oya&Bora

32. Ölünce Sevemezsem Seni - Ayna

33. Kıyamam Sana - Leman Sam

34. Gün Olur - Zülfü Livaneli

35. Manastır'ın Ortasında Var Bir Havuz - Melihat Gülses

*Bonus* Sen Vazgeçme - Sözleri Lale Sanem Şekercioğlu'na ait 😍

---------------------------------------

1. My Love - Kovacs

2. The Sun - Parov Stelar

3. Beautiful Tango - Hindi Zahra

4. This is the Life - Amy Macdonald

5. Chandelier - Sia

6. Puppet Theatre - Claptone

7. The Sound of Silence - Disturbed

8. Paint It, Black - The Rolling Stones (Ciara söyleyince daha çok sevdim ne yalan söyleyeyim)

9. Somewhere over the Rainbow - Israel "IZ" Kamakawiwo'ole

10. Bad Dreams - Teddy Swims

11. Asturias (Leyenda) Part 7/9 - Isaac Albeniz 

12. Ederlezi - Goran Bregović

13. Living Next Door to Alice - Smokie

14. Stan - Eminem

15. Don't Speak - No Doubt

16. Gangsta's Paradise - Coolio

17. Herr Mannelig - Garmarna

18. Wellerman - Nathan Evans

19. Human - Rag'n'Bone Man

20. Back to Black - Amy Winehouse

21. Shape of My Heart - Sting

22. Ode to My Family - Cranberries

23. Wonderwall - Oasis

24. Hanging Tree - L.E.J

25. Le Vent Nous Portera - Noir Désir

26. Loosing My Religion - R.E.M

27. Chor Javon - NATO

28. Bang Bang - Nancy Sinatra

29. La Valse d'Amélie - Yann Tiersen

30. Babylon - David Carbonara

31. Daddy Cool - Boney M.

32. Six Days War - Colonel Bagshot

33. Bohemian Rhapsody - Queen

34. The Phantom of the Opera - Sarah Brightman&Antonio Banderas

35. Belle - Notre Dame de Paris

*Bonus*  Tango - Itzhak Perlman 💕

Tahmin edebileceğiniz gibi listeler daha çok uzar gider ama artık yazımı bitirmem gerekiyor. Zaten ilk aklıma bunlar geldiğine göre "mission completed" bence. 😉

Görüşmek üzere!

🙋‍♀



31 Ekim 2024 Perşembe

Günler

Sevgili Dostlar,

Yine uzun bir zaman girdi aramıza. Olsun, yeter ki her şey yolunda olsun değil mi? Daha iyiyim şükürler olsun. 🙏 Babacığımı kaybettiğim dönemde verdiğim kiloları bile geri aldım. 😅 Dertleşirken sevdiklerime anlattığım gibi işten çıkartılmam kodladı beni yeniden. Resetlendim. Anladım ki bu dönem böyle geçecek. Kabullenmem ve “akışa bırakmam” lazım geldi. Geçecek ve bitecek. Babamın gidişi geçti mi diye sorarsanız eğer geçmedi elbet. Nasıl geçsin? Gözyaşlarım hazırda bekliyor hala dökülmek için her fırsatta. Ama diyorlar ya alışıyorsun diye. Alışmak değil, alıştım demek ağır gelir bana ama teslim oldum gibi bir şey. Nurlar içinde uyusun. Tüm ölmüşlerimiz nurlar içinde uyusun İnşallah. 🙏🙏🙏

Bu arada tuhaf bir şey oldu. Yine Nuh Nebi’den kalma bilgisayarımdan yazıyorum şu anda. Uzun zamandır açmamıştım bu bilgisayarı. Tarihi 27 Mayıs. Babamı uğurladığımız günde kalmış bilgisayarımın tarihi. “Her zaman seninleyim…” diyor bana herhalde babacığım. Ben öyle inanıyorum. Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasaydı.

Yazdıklarımın hepsi kalbimden dağlaya dağlaya çıkıyor ama dediğim gibi gerçekten daha iyiyim artık. Şükürler olsun. Pazartesi doğum günümdü. Bir önceki Pazar da Jemmoo’nun doğum günüydü. İkimizin de yolu, bahtı açık olsun. Sağlığımız, keyfimiz yerinde olsun. İşlerimiz tıkır tıkır hatta gümbür gümbür yürüsün İnşallah! 🙏 Kendisi kabul etmez ama bizim ruhlarımız arasında kadim bir bağ var. Bir çocuğumuz olmadan önce de hissederdim ben bunu. O yüzden çok kızamam, küs kalamam. Nasıl yaparım ki? Onca yıl geçmiş, çocuğumuz olmuş, babacığımı toprağa elleriyle o koymuş. Şartlar ne olursa olsun, dualarım hep onunla. Ayrılık da sevdaya dahil…

Ben de ayrıca daha iyi bir insan olmaya, bir şeyler üretmeye devam etmek istiyorum yeni yaşımda. Buca’daki bir okulda söyleşi yapacağız çocuklarla. İlk projem bu. Önce masal kitabımı okuyacaklar sonra da ben onları ziyaret etmeye gideceğim. Umarım beğenirler. Umarım kitap okuma alışkanlığı kazandırmak adına benim de bir katkım olur bu çocuklara. Çok heyecanlıyım!

Bakalım, home office çalışabileceğim bir iş bakıyorum bir yandan da. (Neden işten çıkarttılar bizi kısmına hiç girmeyeceğim vallahi, saçma sapan siyasi meseleler. Yazmaya değmez.) Bana uygun bir şeyler olabilir, neden olmasın? Önümüzdeki hafta da Çocuk Gelişimi seminerleri başlayacak, onlara katılacağım. Güneşışığım’a daha faydalı olabilmek için elimden geleni yaparım. Seve seve hem de. 💜💜💜💜💜💜💜💜 Diğer yandan da yazıyorum yine kıyıdan kıyıdan bir şeyler. Ne çıkacak göreceğiz hep birlikte!

Böyle böyle geçiyor günler dostlar. Geçsin tabii, geçmesi güzel. Sağlıklı, keyifli geçmesi en büyük temennimiz. Hepimize mutlu günler diliyorum.

Sevgiler…

😊

5 Eylül 2024 Perşembe

Ardından

Ardından

 

Bu şiir “Merhaba!” diyecek

Kaybettiğim ilk şiirimi yazdığım yıllara

Neredeyse 30 yıl olmuş

Sadece bir mısra kalmış hatırımda

Mor iplikle diktim yırtık çorabımı

Ya da kalbim mi demek istemiştim kimin umurunda?

 

Neredeyse 30 yıl olmuş

O en şaşaalı, en mutsuz evimizde

O, babamın evden gittiği evimizde

O, beni kimselerin sevmediğini sandığım evimizde

Yazdım ve kaybettim seni

 

“Merhaba!” sana kaybolan şiirim

Başka şiirler, masallar, öyküler geldi senin üstüne ne mutlu

Ve ben de mutluyum biliyor musun?

Çok seviliyormuşum, çok sevdiğimden de bile

Çoraplarım yırtılıyor yine sürekli

Dikiyorum özenle

Ama mutluyum binlerce kere

 

Sadece bir yırtık var dikemediğim

Babacığım son kez gitti bu sefer

Evden, yurttan, bu fani dünyadan

O yırtığı dikemiyorum şiirim

Acısı çok…

Onu yazamıyorum, kaleme kolay değil şiirim

Artık hoşça kal!

29 Ağustos 2024 Perşembe

3 Bitti 🧿🙏

Benim canım, kanım, balım, gülüm 3 yaşını bitirdi. Şükürler olsun, şükürler olsun, şükürler olsun. 🙏🙏🙏 Her geçen gün daha çok büyüyen, bazen verdiği cevaplarla akıl tutulması yaşatan, bana çatır çatır karşı gelirken babasına kırıtan 😅 minik mucizem iyi ki doğmuş binlerce kez şükürler olsun!🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿🧿

Geleneksel doğum günü kutlamamızı yine atlara giderek yaptık. 🐎 Benim uğur böceğim hayvanları çok seviyor. İnsanları da çok seviyor. Arkadaşlarını görünce beni bile unutuyor, o derece. 😏 Hep böyle sevgi dolu olsun ve Yüce Rabbim sevgiyle yoğrulduğu uzun, hayırlı, uğurlu, bolluk bereket içinde bir ömür nasip etsin İnşallah.🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏🙏 🙏

Kendisine de defalarca söylediğim gibi beni çok kızdırdığında bile deliler gibi sevdiğim dünyanın en güzel şeyi o! Kalbim yana yana acırken bile yüzümü gülümseten, şükretmem ve mutlu olmam için her daim şahane bir sebebim olduğunu hatırlatan biricik bebeğim benim. 🌞🌞🌞🌞🌞🌞🌞🌞🌞

Bir doktor paylaşmış sosyal medya hesabında, istisnasız tüm anneler ameliyattan önce “Allah’ım beni evlatlarıma bağışla…” diye dua ediyor diye. Haziran sonu geçirdiğim ufak operasyon öncesinde, narkoz verilirken benim de dudaklarımdan aynı cümle döküldü. Tabii ki beni çok seven, benim de çok sevdiğim başka kıymetlilerim var çok şükür ama anne olunca yavrunun iyiliği kendi iyiliğinden bile önemli oluyor bazen. Çoğunlukla. 

Tabii bunu dengelemek lazım. Hem kendi iyiliğimiz hem de çocuklarımızın iyiliği için. Ben de elimden geldiğince dengeli olmaya çalışıyorum. Fırsat buldukça kendim için de bir şeyler yapıyorum. Ama bazen tamamen onun mutluluğu için yapıyorum ne yapıyorsam. Bazen çok şımartıyorum, bazen çok disiplinli oluyorum. Deniyorum işte. Her gün daha iyi bir anne olmaya çalışıyorum. Çünkü onlar iyi anneleri, iyi babaları hak ediyorlar. Onlar bizim kutsal emanetlerimiz. 💜💜💜💜

Mükemmel bir anneyim diyemem asla ama dediğim gibi sürekli kendimi geliştirmeye, yenilemeye çalışıyorum. Ve onu çok çok çok çok çok çok çok çok çok seviyorum.

Hep sevgiyle, hep dayanışmayla, hep birlikte çok güzel yıllarımız, yeni yaşlarımız olsun İnşallah. Hep şöyle dua ederim; Allah tüm yavruları korusun, gerekirse bizden bile korusun, gerekirse kendilerinden bile korusun.

Kolaylıkların, zorluklarından çok daha fazla olsun ve zorluklarını, seni çok seven ailenle en hafif şekilde atlat İnşallah güzel kızım. 🙏 E tabii okulu var, sınavı var, ilk aşkı var… 😁 Yaş aldıkça çok etkisizleşen ama yaşandığı anda dünyanın en önemli konusu olan sorunlar var. Her şeyin üstesinden sevgiyle gelir insan. Allah korusun, evlerden dışarı dediğimiz sorunları bile atlatıyor insanlar sevgiyle. O yüzden en büyük dileğim, her zaman sevgi yumağı içinde ol canım benim. Zorlukların da hafif, geçici zorluklar olsun İnşallah Yarabbim.🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏

Seni çok seviyorum, seni çok seviyoruz.

💕💕💕💕💕💕💕💕💕💕💕💕💕

20 Temmuz 2024 Cumartesi

Babam... Dağ Gibi Babam...

Babacığımı kaybettim. 27 Mayıs 2024, Pazartesi. Aylardır blog yazmamamın sebebini açıklamama gerek yok herhalde. Şu an bile elim varmıyor yazmaya ama bir yandan da onu ne kadar çok sevdiğimi yazıya dökmek istiyorum. Söz uçarsa da yazı kalsın. Dünyanın sonuna kadar babamı ne kadar çok sevdiğim ve ne kadar çok özlediğim bu sayfada sabitlensin.

Seni çok seviyorum babacığım. Ne varsa hepsini affettim. Tüm hakkım helal olsun. Güzel Allah’ım seni cennetinde meleklerle eylesin.  Ben senden razıyım, O da senden razı olsun. O kadar iyi kalpli bir insandın ki… İyiliklerin karşılığını bulsun İnşallah.

Fabrikanın bahçesinde baktığın hasta yavru köpekler öldüğü için ağladığını dün gibi hatırlıyorum. Cenazeden sonra ilk ziyaretine gittiğimde bir köpekçik vardı mezarının orada. Seni yalnız bırakmıyorlar çok şükür. Ben de mama götürdüm, teşekkür ettim güzel gözlü köpekçiğe.

Cenazeye gelen, arayan soran herkes ne iyi bir insan olduğunu söyledi tekrar tekrar. Ve de ne kadar kıymetli bir mühendis. İzmir çukurunda senin üstüne yoktu. Senin de dediğin gibi 50 sene hizmet ettin vatanımıza. Ne büyük gurur benim için…

Her gün ağlamıyorsam artık sakın sanma acım hafifledi. Sadece etrafımdakileri üzmek istemiyorum daha fazla. Bir de Güneşışığım çok etkileniyor ben ağlayınca. Ne yapayım işte, sana layık bir evlat olmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince.

Güneşışığım hala seni soruyor. Uzaklara gitti diyorum. Uf oldun, uzaklara gittin. İyileşeceksin. Aslında doğru. Bu dünyadan göçen herkes, gittiği yerde iyileşecek.

Sana veda ederken çok huzurluydun babacığım. Mışıl mışıl uyuyordun. Tüm sıkıntıların geçmişti. İyileşmeye başlamıştın bile. Yanakların soğuktu ama kalbin hep sıcacık biliyorum. Çünkü sen dünyanın en merhametli insanlarından biriydin.

Sayfalarca yazmak istiyorum ama yapamayacağım galiba.

Babamın çok değerli, çok yakın arkadaşlarından Celil amcamın; babamın bu dünyaya gelişini, var oluşunu ve en nihayetinde güzel Allah’ımın yanına dönüşünü onurlandırmak için hazırladığı anı dosyasının son paragrafına Celil amcamın yerine yazdığım gibi bitireceğim:

Memleketimizin en kıymetli mühendislerinden biri, Sanem'in birtanecik babası, çok değerli arkadaşımız Suat'ın; cennette huzur içinde olmasını diliyoruz. Tekrar görüşünceye kadar hoşça kal baba, dede, eş, vatansever ve arkadaş Suat...

Hoşça kal babacığım. Seni çok seviyorum.

Ve bana gökyüzünden gülümsediğini, göz kulak olduğunu biliyorum.

9 Mart 2024 Cumartesi

İçimden Öyle Geldi

Bugün aklıma ne gelirse onu yazacağım. Cümleler nasıl ve hangi sırayla dökülürse. İçimden öyle geldi.

Önce içimi en çok acıtan kelime ile başlıyorum. "Kıymak" kelimesi. Kelimenin fiil hali daha doğrusu. Geçenlerde Jemmoo ile dışarda çay içerken fark ettim. Çok acıtıcı bir kelime bana göre. "Canına kıymış..." derken mesela. Çok acıtan tarafı kıyılanın yapabileceği hiçbir şey olmaması. Bir insan canına kıydığında; zavallı bedeni ne kadar düzgün çalışıyor olsa bile, ne kadar sağlıklı olsa bile elinden hiçbir şey gelmez ve ona kıymak isteyen ruh bedeni öldürür. Ve beden çürür, yok olur, ebediyete gider. 

Belki bu sebepten hayatta en çok korktuğum şeylerden biri de kürtajdır. Allah kimsenin başına vermesin. Karnındaki minicik canın senin tercihine boyun eğmekten başka hiçbir şansı yok. O yüzden çok korkarım. Ve fakat geçenlerde okuduğum dini bir paylaşıma yapılan yorum içimi ferahlattı bu korkumla ilgili. Kürtajla ilgiliydi anladığınız üzere. Bazı akıl fukarası cahil insanlar kürtaj dinen günah diye kendi kendilerine bebek düşürmeye çalışıyorlarmış. Vajinadan şiş sokmak gibi kan donduran yöntemler bile varmış. Yorumlardan biri çok hoşuma gitti, çok bana hitap etti daha doğrusu. Diyor ki: "Gerçekten inanıyorsanız, düşürmeye çalışmanın da günah olduğunu bilmeniz lazım. Ama merak etmeyin; siz o bebeği istemiyorsanız, Allah emanetini bir şekilde geri alır. Siz sadece güvenin, başka bir şey yapmanıza gerek yok." Nasıl yüreğim serinledi. Evet, doğması hayırlı olmayacak bebeği Allah geri alır. Buna inanmak ve teslim olmak lazım. Size belki saçma gelecek ama ben inananlardan olduğum için tüm taşlar yerine oturdu.

Doğması gerekiyorsa da doğacaktır. Böyle deyince aklıma babam gelir her zaman. Rahmetli amcam Down Sendromlu doğduğu için babaanneciğim babamı düşürmeye çok çalışmış. Hoplaya zıplaya merdiven inip çıkmış. Düşmemiş. Sıkı sıkı tutunmuş bebek babam. Şükürler olsun. Ve güzel vatanımıza değer katan çok kıymetli bir mühendis olmuş. Ve ben olmuşum. Çok şükür. Ve Güneşışığım olmuş. Bin şükür.

Rahmetli babaannemden bahsedince aklıma bu sefer de en güzel anılarımdan biri geliyor. Antalya'da babaanneciğimle öğlen uykusuna yattığımız zamanlar. Beli ağrıyor diye çok sert olan yatağında yan yana uzanırdık. Eski evlere has yüksek, mermerli pencereden ılık ılık rüzgar eserdi. (Adı ne bilmiyorum, pencerenin önünde mermer vardı. Rahat rahat oraya oturabilirdik. Hatta annem oraya oturup sigara içerdi.) Babaannem her öğlen bana aynı hayalini anlatırdı. Düğünümün nasıl olacağını, benim nasıl bir gelinlik giyeceğimi ve bana hangi aile yadigarlarını takacaklarını... Ben de mest bir şekilde onu dinlerken uyuyakalırdım. Çok yaşlıydı. Düğünümü asla göremeyeceğini biliyordu. Ama biz o düğünü onunla defalarca yaşadık.

Çok hoşuma giden şeylerden devam edeyim. Geçen hafta bizim çarşıda işim vardı. Karşıyaka Çarşısı'nı ne kadar çok sevdiğimi tekrar fark ettim. Her şeyiyle tamamen eskiyi hatırlatan o dar pasajlardan birinde işim vardı. Bileyici dükkanına gitmiştim. Pasajın karşısında yılların eskitemediği başka bir iş hanı. Çıktım dönüyorum, turşu dükkanından mı geliyordu başka bir dükkandan mı anlamadım, "Don't Speak!" radyoda. Kalbim sıcacık oldu.

Bitirirken ise en büyük pişmanlığımı yazacağım. Anneannemin vefat etmeden önceki son zamanlarında ondan vazgeçtiğimi hissettirdiğime pişmanım. Çok pişmanım. Bugün olsa daha farklı davranır mıydım bilemiyorum. Bu bir davranış değil zaten. Hissiyat. Hissiyatımı sezdiğini, anladığını düşünüyorum. Üzülüyorum. Dayımı kaybettikten sonra hayat enerjisi hiç kalmamıştı canım anneannemin. Güneş ile avunuyordu ama yaşlı ve paramparça kalbine yetmiyordu kızımın merhemi. Ruh kendini bırakınca beden de bozulmaya başlıyor. Ya da ruh bedeni zorla bozuyor yukarıda değindiğim gibi. Kalbi teklemeye başladı, nefes alamama sorunları başladı. Ve ben de artık sona geldiğimizi kabul ettim. Daha önce de ölümden dönmüştü, 80 yaşında kalp ameliyatı olmuştu. Narkoz almıştı. Ama biliyordum iyileşeceğini. Asla kabul etmemiştim son olduğunu. Bu sefer de iyileşmeyeceğini biliyordum ve daha da kötüsü artık gitmesi gerektiğini biliyordum. Kabul ettim. O da bunu hissetti. 

Bir suçum olmadığını biliyorum aslında ama her zaman içimde o pişmanlık boşluğu kalacak. Çünkü onu hep özleyeceğim.

Bu aralar duygularım çok canlı ve algılarım çok açık. Ya da bilinçaltım çok aktif. Bilmiyorum. Yeni bir öyküye başlayacağım derken bir şiir döküldü zihnimden. Uyumadan hemen önce yine, Teta dalgaları yıkarken beni ve zamanı. Burada paylaşır mıyım bilemiyorum ama bir yerlerde okursunuz mutlaka bir gün.

İnsan olmak işte...

Şükürler olsun!

16 Şubat 2024 Cuma

Bear of the Woods 🍓🍓

Pek Sevgili Dostlar,

Yine görüşemedik bir süredir maalesef. Babacığımın sağlık sorunları/ev sorunları falan oldu. Geçtiğimiz iki hafta nasıl geçti bir ben biliyorum bir Allah! Zaman zaman baya zorlandım ama neyse ki atlattık hepsini çok şükür. 🙏🙏🙏🙏

Tam da o sıralarda Güneşışığımın geniz eti ameliyatı olması ihtimali gündeme geldi. Farklı iki gün boyunca durup durup ağladığımı hatırlıyorum. Bir sinir boşalması oldu kısacası. Zaten hiçbir zaman çelik gibi olmadı sinirlerim. 😅

Şimdi iyiyiz şükürler olsun. 🙏 Jemmoocuğumun yıllık kontrolleri de iyi çıktı. Bebişkom da iyi, babam da iyi. Daha ne olsun? Ufak bir eşya taşıma işimiz var. O da hallolur bir şekilde. Koşturmaya alıştım zaten hahahahaha! 😆😆😆 Zaten gün içinde biraz boşluk olsa bir tuhaf hissediyorum artık. Sonra da "oleyyy" diyorum hadi biraz kitap okuyayım ya da blog yazayım. Kitaba daha çok vakit ayırıyorum ne yalan söyleyeyim. Çok susadım kitap okumaya çünkü. (Devrik cümle kraliçesiyimdir ben 😎) Doğumdan önce bir ara aynı anda 5 kitap falan okuduğumu bilirim. Tamam hadi o bir yarışmaya hazırlıktı ama normalde de aynı anda iki kitap okurum genelde. Hatta buradaki yazılarımdan birinde bahsetmiştim sanırım bu alışkanlığımdan. İki faklı kitap okumak aynı anda, kitapları sindirmeme yardımcı oluyor. (Yine devrildik 😜) Şimdiye bakarsak; büyük usta Stephen King'in Billy Summers'ı aylardır elimde. Ama az kaldı artık bitecek. (Umarım 200 yaşına kadar yaşar ve hep yazar 💖)

Ee olacak o kadar. Çocuk büyütüyoruz. Popomuzun keyfine bakamayacağız bir süre. A tabii bu arada minik civcivimle her gece kitap okuyoruz. Minik Zebra Çizgilerini Arıyor, Köstebek Gözlüğünü Kaybetti, Hapşıran Bahar... 😍😍

Ay bir de bu arada geçenlerde bir yazımda Commaful diye bir siteden bahsetmiştim hani. İngilizce öykü, şiir vs. yayınlayabilirsiniz diye. Kapanıyormuş! Maşallah dediğim 7 gün yaşıyor galiba. 😂😂😂😂

Neyse efendim, asıl müjdeme gelelim. İkinci masal kitabım "Bear of the Woods" hem yayınlandı hem basıldı. Çok çok çok mutluyum!! 💕💕💕💕💕💕💕💕 Dijital olarak aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Şipşirin bir site. Sırf benim masalıma değil hepsine bayılacaksınız diye düşünüyorum. 

https://www.storyberries.com/bedtime-stories-bear-of-the-woods-short-stories-for-kids/ 

Basılı kitabım ise Amazon'da mevcut. Ne yazık ki Amazon Türkiye'de yok ve yurtdışından getirtmek biraz pahalı. Ben bile kitabıma kavuşamadım hala öyle söyleyeyim. 900 TL civarı tutuyor. Ececiğim Türkiye'ye gelirken getirecek İnşallah. 💜

https://www.amazon.ca/Bear-Woods-Little-Animal-Lovers/dp/B0CSZ27N9T

Keyifli okumalar diliyorum. Birazdan minnoşumu almaya gideceğim. Hazırlanayım artık. Arayı çok açmadan görüşmek dileğiyle...

💋

4 Ocak 2024 Perşembe

Kış Sabahları

Kış sabahlarını çok sevdiğimi hatırladım tekrar. 🌁 Gerçi bu aralar çok erken kalkmıyoruz ama yine de Güneşışığımı okula bırakırken gri ve soğuk oluyor hava hala. Ve ben buna bayılıyorum tuhaf bir şekilde. Belki de tuhaf değil...

Muğla zamanlarımı hatırlatıyor bu hava biraz da sanırım. Tabii çok yoğun bir kömür kokusunu da eklemek lazım bu portreye. Biliyor musunuz o zamanlar kömür kokusunu bile severdim. İnanılır gibi değil. Yaş büyüdükçe ve her şeyden daha çok korkmaya başladıkça sevmez oldum. Hele doğumdan sonra aman Allah'ım... Direkt "Çocuğum zehirleniyorrr, yetişin komşularrrr!!!" duygu durumuna giriyorum hava kirli olunca. HEHEHEHE! 😅 Biliyorum, abartmamak lazım. Törpülüyorum yavaş yavaş kendimi. Jemmoo da baya yardımcı oluyor bu konuda sağ olsun. 😌

Ayy bir de bugün karşılaştığım manzaradan bahsetmem lazım size. Yeni açılan İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi'ne gittim bugün. Virüslerden virüs beğen dünyasının güzidelerinden birinin taraması için. (Allah'ım ne olur geçmiş bitmiş olsun. Amin. Amin. Amin. 🙏🙏🙏🙏 Çok şükür Yarabbim...) İşim bitti, arabaya bindim gidiyorum. Benim gittiğim poliklinik binasının üstünde bir bina daha varmış. (Hastane zaten Bayraklı'nın tepelerinde. İzmirliler bilir.) Daha yukarıdaki binayı gelirken görmemişim. Bir de baktım ki ne yazıyor: YÜKSEK GÜVENLİKLİ ADLİ PSİKİYATRİ HASTANESİ. Hava da aynen biraz önce dediğim gibi gri, puslu ve soğuk. Kendimi bir korku filminin içinde zannettim bir an. Böyle aşağıdan yukarıya ürperti geldi Yarabbim. Hemen aklıma "Zindan Adası" geldi. (Çok güzel filmdir bu arada.) Tüylerim diken diken döndüm hastaneden.

Ben ve tüm ailem çok iyi olalım her zaman İnşallah ve güzel Rabbim herkese şifa versin. Nerede varsa... 🙇

Hepinizi öpüyorum!

💖

27 Aralık 2023 Çarşamba

2024'e Son 4

Merhaba Dostlar,

Her gün size yazacağım diye planlıyorum ama maalesef evdeki hesap çarşıya uymuyor. Ne oluyor tam olarak ben de anlamıyorum açıkçası. Hadi bulaşıkları kaldırayım. Aaa yine her yer saç olmuş, süpürge tutayım. Çöpler de birikmiş, toplayayım. Maillerim birikmiş, sileyim. Dur, boş vaktim varken yoga yapayım. Şurada bir şey yerinden çıkmıştı, onu yapıştırayım. Hooooop Güneşışığımı alma saati gelmiş. 😀 Güneş'i aldıktan sonrası gece 11'e kadar dolu zaten. 10 buçuk gibi yatağa gidip bütün kitaplarımızı okuyup Ali Baba'nın Çiftliği ile kapanış yaptığımızda saat 11 oluyor. Sonra da ortalığı toplamak, duş almak dedin mi bir bakmışsın gece yarısı olmuş. O saatten sonra da benden hayır gelmiyor. Bilen bilir. 😂😂😂 

O yüzden bugün kaptım Nuh Nebi'den kalma bilgisayarımı, kendimi sokağa attım. Kreşin oradaki kafedeyim şimdi. Bir saat vaktim var. 😙 Bu bir saati verimli kullanarak hem sizlere yeni keşfettiğim bir platformdan bahsedeceğim. Hem de maillerimi sileceğim umarım. İnşallah. 😒 (Silemedim. 🤦‍♀️)

https://commaful.com/home/ sitenin adresi. Burada İngilizce kısa öykülerinizi ve şiirlerinizi paylaşabiliyorsunuz. Ben ilk kısa hikayemi (oldukça kısa hikayemi) biraz önce paylaştım ve fakat göremiyorum. Hahahahahha! 😆😆 Sanırım bilgisayarımın eskiliği ile ilgili bir sorun var. Bir şekilde çözeceğim efendim. Siz de siteyi inceleyebilirsiniz. 

Evet, bebişimi alma vakti geliyor. Sanırım bir dahaki buluşmamız 2024'te olacak. 💗 

2023; ilk masal kitabım basıldığı için tabii ki çok manalı bir seneydi ancak hem kendi özelimde hem ülkemde hem de dünyada yaşanan onca acı olay... Neler olduğunu tekrar tekrar yazmaya yüreğim yok. Bloğumun önceki yazılarında var zaten. 

2024'te hep iyiliklerden, güzelliklerden, bolluk bereketten, hayırlı haberlerden, şifa ve huzur bulmaktan, barış ve dirlik içinde yaşamaktan, mucizelere inanmaktan ve hayallerimizin gerçekleşmesinden bahsedelim İnşallah! 🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏🙏

Yeni Yılımız Kutlu Olsun!!!🎅🎅

🌟🌟🌟🌟

 

8 Aralık 2023 Cuma

Kıbrıs

Sevgili Dostlar,

Yine kaç zamandır yazamamışım. 😅 Güya ücretsiz izindeyim, Güneş de kreşe gidiyor. Boş zamanım bol yani ama... O kadar çok iş çıkardım ki kendi kendime, anlatsam inanmazsınız. 😁 Memnunum bu durumdan bu arada, yanlış anlaşılmasın. Tamir edilmeyi/ettirilmeyi bekleyen bir sürü eşya vardı, kendi yıllık kontrollerim vardı. Alışveriş vardı, ziyaretler vardı, resimleri düzenlemek vardı. Vardı da vardı. Hala da bir sürü işim var. Örneğin yarın depomuzu düzenleyeceğiz. Senelerdir atıl kalan ya da Güneş'in saldırı tehdidinde olan 😆😆😆 her şeyi atıp kapısını kilitlediğimiz depomuzun bir elden geçmesi gerekiyor. 

Velhasılıkelam sizlere yazmaya vakit bulamadım maalesef. O kadar ki Kıbrıs'ı yazmak bile bu geceye kısmet oldu. Neredeyse bir ay oldu gideli ama dediğim gibi arkadaşlar anca oturabildim bilgisayarın başına. 

Kıbrıs'a Gülten annem ve Güneşışığım ile birlikte gittik. Gülten annem, bana doğum günü hediyesi etti bu geziyi. Kesesine bin bereket! 🙏🙏🙏🙏🙏 Çok da güzel oldu. Nasıl özlemişim gezmeyi, nasıl... Biraz tedirgin oldum başta açıkçası ne yalan söyleyeyim. Güneş daha çok küçük, burnumuzdan gelir mi acaba diye. Çok şükür her şey yolunda gitti. 🙏 Uçağa binmeye bayılmasından bellydi zaten. 🌞🌞

Tabii ki yorulduk. Yorulmadan gezmek olmuyor zaten. Güneş ile birlikte bir kat daha yorucu oluyor haliyle. Babasının ya da ağabeylerinin de olması lazım böyle gezmelerde. Uzun süre kucakta taşıyabilmeleri bakımından! 😅 Bebek arabası ittirmek de bir süre sonra zor gelmeye başlıyor. Kucak daha zor. Erkek kuvveti lazım kısacası. 😁

Üç gecelik gezimizin iki gününde de doya doya gezdik. Yağmura da yorgunluğa da hiç aldırmadık. Şansımıza çok zorlandığımız bir durum da olmadı şükür. Gazimağusa'daki Namık Kemal zindanı tüyler ürperticiydi. Giderseniz mutlaka görün. Kapalı Maraş daha da tüyler ürperticiydi. Çernobil'i geziyormuşsunuz gibi (tabii orayı gezemeyiz de hayalet şehir deyince ilk aklıma Çernobil geliyor). Artık kimsenin yaşamadığı, terk edilmiş bir şehir. Boş dükkanlar, boş apartmanlar. Çürümüş tabelalar. Korku filmi sahnesi gibi. Ama bir sahili var... Aman Allah'ım o ne güzellik öyle. Bir zamanlar Akdeniz'in en gözde sahillerinden olması hiç yersiz değil. Bakmaya doyamadık. 💙 Artık, Kapalı Maraş'a günübirlik giriş yapılabildiği için bir dahaki gidişimizde denize de gireriz belki. Hava daha sıcak olursa. Neden olmasın? 😉

Bir daha gitmeyi zaten çok istiyorum çünkü hem vakit darlığından hem de mesafeden ötürü başşehir (Kıbrıslılar öyle diyor) Lefkoşa'yı göremedik. Aynı şekilde ünlü kaçakçı Pablo Pavlides'in evini nam-ı diğer Mavi Köşk'ü de göremedik. Tekrar gitmek şart oldu yani. 😏

Girne'yi gezdiğimiz gün de tesadüfen Kıbrıs'ın Cumhuriyet Bayramı idi (15 Kasım). Türk Yıldızları, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birliği ve hatta Özgür Özel de oradaydı. Hoş bir tesadüf oldu.

Ve yine tesadüfen sömestr haftası gittiğimiz için otelde Çocuk Festivali düzenlenmişti. Her akşam çocuk diskosu vardı. Güneş'in o diskoda nasıl eğlendiğini hatta kudurduğunu anlatmama gerek yok sanırım. 😂😂😂

Özetle, çok çok iyi ettik de gittik dostlar. Allah sizlere de gönlünüzden ne geçiyorsa nasip etsin İnşallah. Oteli de beğendim. Onu da söyleyeyim bitirmeden. Acapulco! Çok geniş bir alanda ve çok rampa var yalnız. Bir de bungalov tercih ederseniz eğer acayip nemli oluyorlar haberiniz olsun. Geri kalan her şey harikaydı. 🎆🎆🎆

Yatma vakti. Hepinizi öpüyorum. Görüşmek üzere...
💞

19 Ekim 2023 Perşembe

Hem Çok Güzel Hem Dehşet Verici Dünya

Merhaba Dostlar!

Yaz bitti, şehre döndük. Yine bir koşuşturmaca, hep bir koşuşturmaca... 😁 Allah bitirmesin koşuşturmacalarımızı. Bebişkomun kreşe başlamasıyla hayatımızda yeni bir dönem başladı. 2 yaşında vermeyecektim ama planlar değişti. Tamamen adapte olunca işe de geri döneceğim İnşallah. Malum, para kazanmak lazım. 💶💶 

Artık hafta içi her gün 11:00 - 17:00 arası kreşte benim canımın içi. 💞💞 Dolayısıyla, iki sene sonra yeniden kendime ayırabileceğim zamanlar doğdu. Ve fakat yine de size ancak yazabiliyorum gördüğünüz gibi. O kadar bekleyen işim varmış ki yap yap bitiremedim hala. 😄😄😄 Biri bitiyor, biri başlıyor. Ben de bu durumdan gayet memnunum, yanlış anlaşılmasın. Sadece yazmaya ve spora istediğim gibi zaman yaratamadım henüz. Elbette bu durum da bir düzene girecek. An meselesi. Zaten kreşin dördüncü haftasındayız. İlk iki hafta oryantasyonla geçti. Güneşışığımı yavaş yavaş alıştırdılar yeni ortamına. Haliyle 2 yaşında çocuk ne yapsın, önceleri garipsedi biraz. Beni aradı. Yine de maşallah! Çabuk alıştı diyebiliriz. 🧿🧿🧿 Umarım hep böyle sağlıkla, keyifle devam ederiz kreş hayatına. Hemen hasta da olduk tabii, Allah'ın emri. Atlattık gitti, şükür. 🙏 Olacak arada ufak hastalıklar. Her seferinde üzülsem de çocuklar böyle büyüyor, biliyorum.

Kısacası; şimdi şimdi okumaya, yazmaya daha çok vakit ayırabilmeye başladım. Bir sürü hikaye dönüp duruyor kafamın içinde. 😊 Birine konsantre olup olay örgüsünü kabataslak oturtunca yazı aşamasına geçeceğim. Zaten yazı aşamasında hiçbir şeyin garantisi yok. 😅 Her an bir sürpriz olabiliyor ve hikaye bambaşka yerlere sürüklenebiliyor. İşin en eğlenceli tarafı burası. Benim için de saklı kapılarla dolu bu süreç. Son paragrafta bile aklımın çelindiği ve hikayenin farklı bittiği oldu mesela. Bence harika bir şey bu. Bakalım sıradaki hikayemde neler çıkacak bu benden? 😏

Bu arada, biliyorsunuz "Nesi Var?" basıldı ve satışa çıktı. İlk göz ağrım. 💛 Daha önceki yazılarımda bizim belediyenin YouTube kanalında okunacağını söylemişim. Sonra ben bile unuttum bu dediklerimi. 😆😆 Olmadı öyle bir şey ve iyi ki de olmadı. İyi ki kitap olarak basıldı. Ve şimdi belki de diğer masalım da basılacak!!! 😍😎 Vallahi ben de şaşkınım. O yüzden hemen sizlerle de paylaşmak istedim. Olayların gelişimi şöyle oldu...

Yazın ortası falan gibiydi galiba, ben yabancı bir internet sitesi keşfettim. Son derece sevimli, tamamen masallara adanmış bir site. Kurucusu da Jade adında bir hanım. İlk kitabım basıldı fakat ilk kitabım olması sebebiyle teşvik kapsamında ücretsiz basıldı. İkinci kitabım için öyle bir şansım yok. Kitap bastırma maliyetlerini bilmem biliyor musunuz? Gerçekten çok pahalı. Bu sebeple, ben de bulduğum bu yabancı sitede masalımı yayınlatabilir miyim acaba diye düşündüm. Tabii öncelikle İngilizceye çevirdim. Sonra da gönderdim. 💣Bu Jade adındaki tatlı hanım, masalımı beğendiğini ve yayınlayacağını söyledi. İlk plana göre Kasım ya da Aralık ayında illüstrasyonları ve seslendirmesi (podcast için) tamamlanacaktı ve sitede yayınlanacaktı. (Düzeltmeleri zaten hemen yaptı. Anadilim olmadığı için tabii ki dilbilgisi hataları vardı, onları düzeltti. Kurguda bazı ufak değişiklikler yaptı. Çocukların okuyacağı içeriklere çok daha hassas yaklaşılıyor biliyorsunuz.) Ancak, bugün gönderdiği mailde kitap olarak basılmasını ister miyim diye sormuş. 😀 İstemez miyim hiç? Hem de çok isterim. Nasıl olacak bilmiyorum. Benden para isterse olamaz ne yazık ki. Ücretsiz izindeyim ve zaten dolarla euroyla kitap bastıracak halim yok. 😂😂 Biraz sonra cevap yazacağım ve gelişmeleri acayip merak ediyorum. Elbette sizi de haberdar edeceğim. 😎

Bizden haberler böyle dostlar. Cuma günü de Jemmoocuğumun doğum günü. Onun için de ayrıca mutluyum. Ben, doğum günlerini çok severim ve doğum günü sihrine kesinlikle inanırım. Dedikleri gibi o ruh o gün bu dünyada bedenlenmeye karar vermiş. Bu çok büyük ve çok güzel bir enerji. Umut dolu bir haber! Özeldir yani doğum günleri. Allah hep keyifle kutlamayı nasip etsin İnşallah! 🙏🙏🙏🙏

Bir yandan bunları yazarken bir yandan da kalbim acıyor. Susturamıyorum o sesi, susacak gibi değil. Susmamalı ayrıca. Savaş var. Yine savaş var. Yine olan masumlara oluyor. Bu dünyayı hem çok sevip hem de öfkeyle nefret ediyorum. Yukarıda yazdığım keyifli cümleler aynı anda kalbime batıyor. Ve hiçbir şey yapamıyoruz. İnsanı delirten bu aslında. Ben kendimce uluslararası bir örgütün imza kampanyasına katıldım, kampanyayı paylaştım ve bütçem yettiğince bağış yaptım. O kadar. Başka da bir şey yok. Başka hiçbir işe yaramıyorum. Gerçek bu. 

Sosyal medyamda şunları yazmıştım ve her satırının arkasındayım: 

Ben bu resimlere bakmaya bile dayanamıyorum. Çok şükür bu resimdeki yavruların hepsi sağ ancak onları kan, toz, gözyaşı içinde görmeye yine de dayanamıyorum. Biliyoruz ki savaşlar devam ettiği sürece bu resimlerin çok kötü olanları paylaşılacak. Ne olur bitsin bu savaşlar! Ne olur insanca yaşayalım! Ne olur barış, dirlik ve huzur içinde yaşayalım!
Hiç kimse çok zenginim diye böbürlenmesin. Bu olanları durdurmaya paran yetmiyorsa zengin falan değilsin. Başarılı da değilsin, şöhret de değilsin. Hiçbir şey değilsin. Hiçbir şey değiliz. Evet aslında tam olarak böyle... Hiçbir şey değiliz çünkü elimizden hiçbir şey gelmiyor!
En azından bu çağrıya katılalım, tek başına hiç olmaktansa kolektif olarak güç olalım!

Çağrı dediğim, bahsettiğim uluslararası örgütün imza kampanyası. En azından bunu yapalım. Tamamen tepkisiz kalmayalım. 

Bugünlük bitiriyorum dostlar, karmakarışık hisler içerisinde veda ediyorum size. Allah, hepimizin kalbini sevgi ve iyilik ile doldursun. Menfaatler, vicdanlara baskın gelmesin.

İyi geceler...