Bazı sorularım var size bugün... Hadi biraz beyin fırtınası yapalım.
Elbette bu sorular direkt ya da dolaylı olarak benimle ilgili. Tuhaf
şeyler oldu hayatımda son birkaç gündür. Anlamaya çalışıyorum beynim el
verdiğince.
Geçen Pazar Kuşadası’ndan
dönerken, harika bir hafta sonu geçirdiğim ve kendimi çok keyifli ve huzurlu
hissettiğim için Kardeş’e "Çok mutluyum, sen buradasın, Latte burada,
Jemmoo burada. Daha başka ne isteyebilirim ki?" dedikten yarım saat sonra
beklenmedik ve korkunç bir şey olması, bu beklenmedik ve korkunç şey yüzünden o
güzel ortamın un ufak dağılması hangi ilahi mesajı içeriyor olabilir?
Sevgilinizin, Whatsapp
mesajlarınızı okuması / kopyalaması ya da herhangi bir yöntemle sizi takibe
alması mutluluk verici midir? Kaygı verici midir?
Orta ölçekli bir hata
yaptığınızda (telafisi mümkün, kismeye kalıcı bir zarar vermeyen, kasıtlı olmayan) aileniz sizi bir kalemde silip atar mı?
Çocuğunun velayeti
kendinde olan boşanmış bir adam, sırf boşandığı karısına çok öfkeli olduğu için
çocuğunu göstermiyorsa bu adam iyi bir baba mıdır? (Kadın çocuğunu çok seviyor,
düzgün bir hayatı var, çocuğu ile gayet güzel zaman geçiriyorlar ve çocuğa
hiçbir şekilde, asla zarar vermez.)
Başkalarının evini
kullanıyoruz, arabasını, ofisini kullanıyoruz. Başkalarının bir zamanlar
sevgilisi ile karısı/kocası ile aşk yaşıyoruz. Başkalarının kedisini, köpeğini hatta
çocuğunu sahipleniyoruz. Aslında ne kadar ortak yaşıyoruz bu hayatı ve ne kadar
bihaberiz bu durumdan. Tüm yaşanmışlıklar bize geçiyor ve bizim
yaşanmışlıklarımız da başkalarına... Yine de egomuzdan ölüyoruz! Dünya
bizim etrafımızda dönüyor ve biz her şeyin en doğrusunu biliyoruz. Bizim olan
kıymetli, gerisi önemli değil! Sanki gerçekten "bizim"miş gibi... Kendimizi bu kadar ayrıcalıklı zannetmemiz hangi
aklın kârı?
Bir insan bir insanı
gerçekten sevdiğinde, o sevgi o kişide ölümsüz bir parça olarak kalır mı?
Sevdiğiniz, güvendiğiniz
adam ilk kırılmanızda sizi aldatırsa, onu affedebilir misiniz?
Sevgiliyle birlikte
kendini çok güçlü hisseden, “Yeter ki biz yan yana olalım, her engeli aşarız.” diye
düşünen kadın, o olmayınca yapayalnız ve çok çaresiz hissediyorsa o kadın
aslında zayıf bir kadın mıdır? Kolu, kanadı kırılmış yaralı bir kuş mudur
yoksa?
Bizi bekleyen ürkütücü
birçok olasılığa rağmen hayatı sevmek nasıl bir yaradılış?
Bir gece bile evde yalnız
kalmaya pek tahammül edemeyen, tırsak ben Eylül'de tek başıma eve çıkınca
korkmadan nasıl yaşayacağım acaba?
Hadi buyurun bakalım! Sorular benden, cevaplar Allah'a kaldı. Zaten Allah’tan
başka kimsemiz de yok aslında…
Çok sevdiğim bir söz ile bitiriyorum bugünlük.
“Yara, ışığın içine
sızdığı yerdir.” Mevlana