İyi ki Geldin!

İyi ki Geldin!
Burası benim son derece genel, özel alanım; umuma açık, gizli odam. Hoş geldin :)))

27 Şubat 2017 Pazartesi

Yüzük

Dün yüzüğümü geri verdim. Kendi isteğimle. Onun böyle bir talebi olmadı. Zaten biz hala sevgiliyiz ve birbirimizi hala çok seviyoruz ama... Böyle olması gerekti işte. Onca iç ezen cümleden sonra geri vermem gerekiyordu. Takamıyordum zaten bir süredir.

O kadar zor bir şeymiş ki! En değerli mücevherimi kendi ellerimle geri verdim. Nasıl içimde oturuyor acısı anlatamam... Sonrasında delirdim zaten. Sinirlerim bozuldu. Biraz da içkinin yardımıyla saldırdım yine. Çıktı bütün tırnaklarım. Neyse ki o biliyor, hırçınlığımın kaynağının yanan canım olduğunu.

................................

Kısa İstanbul tatilimiz çok keyifli geçti bu arada. İki güne bir çok şey sığdırdık aslında. "Karanlıkta Diyalog" mutlaka, mutlaka deneyimlenmeli. Bir elinizde baston, diğer eliniz duvarda, zifiri karanlık, müthiş bir çaresizlik! Beş, on dakika sonra biraz alışıyorsunuz ama yine de çok çok zor dünyanın zifiri karanlık olması. Sevgilimin de dediği gibi onlarca kitap okusak bu karanlık dünyadaki mücadele ile ilgili, yıllarca görme engelli bir arkadaşımızdan dinlesek neler yaşadığını, şu 1 saatlik tecrübenin bize anlattığını anlayamazdık. Allah yardımcıları olsun 🙏 Biz de hem vatandaş olarak hem devlet olarak engelli kardeşlerimize hayatı kolaylaştırmak için çooook daha fazla çabalamalıyız çooook!!!!

................................

"Sessizlikte Diyalog"a katılamadık maalesef, vaktimiz azalmıştı ve bir seçim yapmamız gerekiyordu. Hint Restoranını, Madame Tussauds'u ve Galata Kulesini seçtik. Madama Tussauds'da çok eğlendik tabii 😜😜😜

Biz iki çocuk! Sevgilim Muhammed Ali'yle kapıştı, ben Vin Diesel'i öptüm 😂 Sabiha Gökçen'le uçtuk :) Çok eğleniyoruz biz böyle aktivitelerde ve bu gerçekten önemli bir şey bence!

Bir de küçücük bir kahvecide nefis Türk kahvesi içtik gitmeye beş kala. Canımın içinin üniversite yıllarında kahve içtiği kahveci 💙 Güzel anılarımız oldu şimdiden ve İnşallah bir ömür boyu anılarımıza anı katarız. Ama ben yüzüğü geri verdim işte. Gerçek de bu... Ne kadar zor olsa da verdim işte, o da aldı. Birlikte hayattan bu kadar zevk aldığım birinin yüzüğünü geri vermek bu yüzden bu kadar zor.

Gözlerinin dolmasına dayanamadığım sevgilim. Havaalanında da az daha bir güvenlik görevlisini dövecekti ya hey Allah'ım! Neyse öyle bir şey olmadı çok şükür. Benim onu çekiştirerek uzaklaştırdığımı bile hatırlamıyor. Erkeklerin nasıl bir anda gözü dönüyor değil mi? Tamam kabul benim de dönüyor ama sadece canım yandığında!

Çok uykusuz ve bir hayli nezleyim. Artık yatsam iyi olacak.

İyi geceler...

24 Şubat 2017 Cuma

İstanbul'dan

Fırsat olursa yazarım demiştim. Otelden ayrılmadan birazcık vaktim oldu işte. Çok güzel bir tatil geçiriyoruz çok şükür 🙏 Dün "Karanlıkta Diyalog"a gittik, bugün de İnşallah "Sessizlikte Diyalog"u deneyimleyeceğiz. Sonra Galata Kulesi sonra da Madame Tussauds :)

Canımın içi de memnun halinden. Onun da milyon kere İstanbul'a gelip, gitmediği yerler/yapmadığı etkinlikler bulmak hoşuma gitti. Ben bu şehri seviyorummm 💖💖

Bu arada ben tiyatro kursuna gitmeyeceğim. Onun yerine eski sözlüm/yeni sevgilim/artık ne olduğumuzu bilmediğim (!) canımın içi ile dans kursuna gideceğiz 😛😛😛 Bachata falan öğreneceğiz hahahaha, merakla bekliyorum benimki neler yapacak????

Bu arada biz ne durumdayız? Orası kördüğüm oldu iyiden iyiye. Birkaç saat önce "Allah olmayanlara da versin, aman nasıl mutluyuz, iyi ki geldik..." derken, birkaç saat sonrasında "Allah cezanı versin, bir daha görüşmeyelim!!!"lere varabiliyoruz. Sonra, haydi bakalım yine sil baştan...

Ben iyi hissediyorum aslına bakarsanız. "Abla"nın da dediği gibi hislerime güveneceğim. Başka da yapacak bir şey yok zaten.

Artık çıkmalıyız. Gezecek, görecek yerlerimiz var. Sabahtan beri de görmüyorum, onun duruşması vardı. Özledim, yanına gideyim ve çıkalım bir an önce 💕

"Karanlıkta Diyalog" ve "Sessizlikte Diyalog"u uzun uzun anlatacağım sonra.

Hoşçakalınn...
 
 

22 Şubat 2017 Çarşamba

Küçük Bir Tatil

Yarın sabah erkenden yola çıkıyoruz. İnşallah güzel bir tatil olacak. Eski sözlüm/yeni sevgilimle Taksim'de, Cihangir'de turlamak fikri çok hoşuma gidiyor nedense. Gerçi ben onunla her yeri gezmeyi seviyorum. Yemeyi-içmeyi de seviyorum, her şeyi seviyorum. Sadece uykuda anlaşamıyoruz 👀 İki taraf da bu konuda epey mücadele verdi 💪 Biraz biraz orta noktaya yaklaştık sanki.

Neyse uyku önemli değil. Ne diyoruz her zaman? İnsanın geçinmeye gönlü olsun! Büyük resmimiz güzel çok şükür 🙏 Ama tabii neyin ne olacağını Allah bilir sadece. Hala beni diken üstünde tutuyor çünkü. Bana kalırsa o da normale döndü gibi ama kendine mi yediremiyor yoksa beni mi şımartmamaya çalışıyor, orasını anlayamadım.Ya da yanılıyorum ve bizi başka büyük kavgalar bekliyor. Yaşayıp, göreceğiz. Dünyanın ne başındayız ne de sonunda. Su akar yolunu bulur...

...................

Benim tüm derdim güzellikler harcanmasın diye. Güzel ilişkiler kolay kurulmuyor. Sadece sevgililik değil, her türlü ilişki! O yüzden, değerli olanı kaybetmemek için çabalamak lazım. O yüzden çok çabaladım.

Eski sözlü/yeni sevgili bana kızdı ama Nadushka ile ilişkisine de bu yüzden karıştım aslında. Güzel bir dostluk boş yere zarar görmemeli. Ne yapayım? Dayanamadım. Aslında haklı, her şeye karışmamam lazım. Belki ben de onun kadar müdahaleciyimdir!!! Yok, o kadar değilim, kabul etmiyorum 😀😀😀

Bugün çok fazla yazamayacağım, valiz hazırlamam lazım. Sonra da yemek için alışveriş vs. Çok tatlı bir misafirimiz var. "Abla" bir süre misafir olacak eski sözlü/yeni sevgilide. Öyle güzel bir enerji verdi ki bana anlatamam. Bayılıyorum böyle huzur dolu, pozitif insanlara. Sımsıkı sarılıyor bir de 💖Ben de sarılgan bir tip olduğum için çok hoşuma gitti 😊😊😊 Jemmoo'nun annesinin de en yakın arkadaşlarından. Jemmoo'nun annesi için de böyle düşünmüştüm ama vallahi ne yalan söyleyeyim, "Abla" bir başka!

Haydi görüşmek üzere, belki İstanbul'dan yazarım...

21 Şubat 2017 Salı

Yazarlığa İlk Adım

Daha önce bahsetmiştim, profesyonel yazar olmak için bir yerlere başvuracağım diye... Kabul edildimmm tatatataaaammm 🎉🎉🎉🎉

Artık İçerik Bulutu yazarlarından biriyim! Yalnız önce detaylı bir profil oluşturmam gerekiyor ve sanırım bu iş yarına kalacak çünkü bel ağrısıyla üstümden silindir gibi geçmiş bir günün sonundayım ve yatacağım.

O kadar çoooook sevindim ki kabul edildiğime 😊😊😊😊😊😊 Bu güzel haber üzerine eski sözlüm/yeni sevgilime (Biraz deliyiz işte, deli olunca böyle oluyor!) İstanbul'da Spa ısmarlayacağım. Perşembe günü birlikte kısa bir tatile çıkıyoruz bir nevi. Ben ne zamandır "Karanlıkta Diyalog" etkinliğine katılmak istiyordum, ona da söylemiştim ama fırsat olmamıştı. Maalesef bu tür etkinlikler çoğunlukla İstanbul'da oluyor. Sigortalı bir çalışan idim tabi 1 hafta öncesine kadar, kafama her estiğinde bir yerlere gidemiyordum. Kısmet bu Perşembe'ye imiş.

Şimdi sigortalı çalışan falan deyince bazı itiraflarda bulunmak isterim. Yaklaşık 12 senedir iş hayatındayım, 6-7 tane şirket değiştirdim. Bir tanesi hariç hepsinden kendi isteğimle ayrıldım. (O bir tanesi de tasfiyeye gitti, hepimizi çıkardılar.) Çok utanıyorum ama tüm çalıştığım şirketlere, hemen hemen her gün geç kaldım. Hiç bir zaman saat tam 08:30 ya da 09:00'da (mesai kaçta başlıyor ise) işinin başında bir personel olamadım. Yok, olmadı! Defalarca uyarı aldım tabii ama kimse beni bu yüzden işten çıkarmadı. Allah'tan bütün patronlarım asıl olarak yaptığım işe bakıyorlardı da paçayı kurtarıyordum 😏😏😏

Peki sadece geç kalmakla mı kaldım? Hayır o kadarla kalmadım. Uyurken çekilen kamera kaydım (her yerde kamera vardı)  "S.... şirkette uyuyor" adlı bir dosya ile patronuma gönderildi. İdari Müdür tarafından!!! Ne yapayım çok ağrım vardı, uyumuştum. Daha sonra da uyudum. Fırsatını bulduğum her zaman, her iş yerimde uyudum 😝😝😝 Ne yapayım? Uyku gelmiş bedene, ne mutlu kalkıp gidene...

...............

Hadi ofiste oje sürmeyi falan geçiyorum. Bunu herkes yapıyor. Gerçi ben ayaklarıma da sürüyordum ama... Asıl değişik olanı kaş almamdı. Ne yapayım? Akşam eve geliyorsun hava karanlık, kaş karanlıkta alınmıyor ki!

Sanırım benim kendi çalışma saatlerimi belirlediğim home-office bir iş doğru bir tercih. Hepimiz için! İnşallah başarılı olurum 🙏

...............

Bu arada sevgilimle ilk defa birlikte İstanbul'a gideceğiz. Çok gezdik ama İstanbul'a hiç gitmedik. Baya hoşuma gidiyor bu fikir çünkü sevdiğim bir şehirde sevgiliyle olmak güzel olacaktır illaki. Gezme-tozma, tiyatro-sinema, değişik etkinlikler-oyunlar hep ortak hobilerimiz. Ve bunları birlikte yapmaktan ikimiz de çok keyif alıyoruz. Daha geçen gün Kardeş'e söyledim, ben herkesle (çok yakın arkadaşlarımla bile) çok huzurlu bir şekilde dolaşamam sergi, müze. Ya da gittiğimiz turistik yerlerde canımın istediği kadar oyalanamam bir tane saat kulesine bakacağım diye. En çok annemle rahat ederim mesela bu konularda. Fark ettim ki onunla da o kadar rahat ediyorum. Aile olarak görmek sanırım böyle bir şey. Zaten aile olarak görmesem, deli gibi sinirlenip, 3 dakika sonra yılışıp, yumuşayamam. O hemen yumuşamıyor ama birazcık domuz 🐷

Size "Karanlıkta Diyalog" tecrübemizi mutlaka anlatacağım. Umarım kavgasız, gürültüsüz bir tatil olur. Çok kavga ediyoruz maalesef. Hem bu kadar eğlenip hem nasıl bu kadar çok kavga edebiliyoruz bilmiyorum 😞😞 Ama gün gelecek büyüyeceğiz elbette...

İyi geceler :)


17 Şubat 2017 Cuma

Neler Yapacağım?

Yeni bir şeyler yapmaya çalışıyorum kendi çapımda. Artık hayatımda yeni bir sayfa açıldı ve bu sayfayı en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum. Öncelikle blog yazmaya başladım 😀 Ve bu bana o kadar iyi geliyor ki... anlatamam. Hatta profesyonel olarak da yazmaya başlamak istiyorum. Bunun için bazı sitelere yazılarımı göndereceğim. Henüz fırsatım olmadı maalesef. İşten ayrılma prosedürleri, telefon değiştirme prosedürleri, vize prosedürleri vs. vs. (Vizeye de alelacele başvurdum, malum iş ile ilişiğim resmi olarak kesildikten sonra bana vize biraz zor verirler. Direkt mülteci muamelesi 😟)

Profesyonel blogger olmak haricinde istediğim başka bir şey deeee "tiyatroooooo" 🎭Evet yanlış okumadınız. Üniversitede kısa bir dönem Tiyatro Topluluğu'ndaydım ve "Kırmızı Başlıklı Kız"ı oynamıştım 👩Miniklere de oynamıştık elbette ve onların, oyundan sonra sahneye gelip bizi öpmeleri, sarılmaları muazzam bir zevkti!! Şimdi nasıl olsa vaktim var, ilk iş Sahne Tozu'na gidiyorum ve kursa kayıt oluyorum ✅

Ayrıca, Yunan Konsolosluğundan randevu istedim. Vallahi eğer mümkünse vatandaşlık için başvuracağım. Neye güveniyorum peki? Öz be öz dedem ve onun ataları doğma büyüme Sakız yerlisi, buna güveniyorum. Tabii o zamanlar Sakız Osmanlı'nın ama... Bilmiyorum işte, bir gitmek konuşmak lazım. Ne, nasıl yapılıyor öğrenelim bakalım.

Bugün çat kapı giderdim aslında konsolosluğa ama misafirlerimiz vardı, bırakamadım. Hem de ne misafirlerr... Hele bir tanesi dünya tatlısı! Büyük yengelerden biri ve tam tamına 89 yaşında!!! Ama bir gör 💟 Makyajını yapmış, takılarını takmış... Aman Allahhımmm! Bir neşeli, bir huzurlu... Maşallah 41 kere! İnşallah ben de onun gibi olacağım o yaşlarda, Allah o yaşları gösterirse.

Ben ne yaptım peki? Tuttum bu güzel insanlara "ex" ile olan resmimizi gösterdim. Sevgilim dedim. Neden? Çünkü ben zannediyorum ki bir şeyleri düzeltiyoruz. Biz ayrılamayız, biz birbirimizi çok seviyoruz, her şeyin üstesinden geliriz... Hay benim aklıma tükürsünler!! Ben insanlara onunla resmimi gösterirken, o benden "ex" diye söz ediyor!!! Şizofren yaptı bir de beni. Gel de çıldırma! "Ex" senin ebendir!!

Neyse sinirlenmeyeceğim. Sinirlenmenin kimseye faydası yok. En azından boşa kürek çektiğimi görmüş oldum işte.

.....................

Yine aynı dertten muzdarip bir arkadaşıma gittim bugün kahve içmeye. Düğüne günler kala ayrıldılar. Çok çok üzücü... Ve kız hala adamı seviyor. Ve adam hala kızın peşinde. Ben oradayken bile adam mesaj attı. Yapılacak şey de o kadar basit ki!! Alacak çiçeğini, hediyesini, gelecek kızın evine, bu kadar. "Ben seni seviyorum, nasıl istersen öyle olsun, senden kıymetli değil hiç bir şey" diyecek! Değer mi ya? Nasıl bir gerizekalılıktır bu? 7 aydır ayrılar, 7 aydır kızı sürekli arıyor, kızdan vazgeçemiyor ama geri adım da atmıyor. İnadım inat! Pes, vallahi pes!! Ben gerçekten akıl sır erdiremiyorum artık. Arkadaşıma da aynı şeyi söyledim. Biz çok değerliyiz, sevgimiz de çok değerli. Değerimizi bilsinler! Herkes aklını başına alsın.

Hadi bakalım yatalım artık. Yarın erken kalkılacak.

Sevin ve sevdiklerinizin ellerinizden kayıp gitmesine izin vermeyin... İyi geceler.






12 Şubat 2017 Pazar

Sıfırlamak

Oturdum iki saattir şirket bilgisayarımı temizliyorum. Telefonu daha önce temizlemiştim, sadece yarın hat değişimi yaparken hatta ne kalmış onlara bir bakacağım. Sonra sen sağ, ben selamet. Bu minik bilgisayara 2 yılım kaydolmuş tabii. Az buz değil. Öyle sakıncalı bir şey yok elbette, ne olacak zaten. Ama yine de yok efendim beğendiğim cümleler, yok efendim vize dilekçelerim ıvır zıvır... Başkalarının görmesine gerek yok.

Tuhaf olan ben zevk alıyorum böyle temizlik işlemlerinden. Bulaşık yıkamayı falan da bu yüzden seviyorum herhalde 😩😩😩 Gerçekten insan psikolojisi çok garip çok!!!

Başka bir şey daha var mesela; bir konuya yaklaşımın genel karakterindir bence. Yani tutucu bir insan isen her konuda tutucusundur. Giyim tarzında da, arkadaşlıklarında da, evinin dekorasyonunda da, işyerindeki ilişkilerinde de, okuduğun kitaplarda, yediğin cipslerde, denizine girdiğin sahillerde bile. Ya da ne bileyim, merhametli bir insan isen yine canlı/cansız her şeye merhamet duyuyosundur ayırmadan. Ağaca, böceğe, buzdolabına bile. Hatta daha da ileri gideyim, düşmanına bile! Şahsi düşmanına da toplumsal düşmanına da.

Başa dönecek olursak, ben değişik bir zevk alıyorum temizlemekten, toparlamaktan. Bir şeylerin bitmesinden ve yeniden başlamasından. Yeni başlangıçlar yapmaktan. Sıfırlamaktan, sıfırlanmaktan... O yüzden mutlaka bitiririm başladığım kitapları, yarım kalan şeyler rahatsız eder beni. Yüksek lisansı önce bırakıp, sonra aftan yararlanıp bitirdiğimde duyduğum hazzı ifade edemem. Başladığın işi tamamlayabilmek çok güzel... Ama yarım bıraktığın bir işi bir süre sonrasında uygun koşulları sağladığında dönüp, kaldığın yerden tamamlamak paha biçilemez! Biten ilişkime de bu gözle bakıyorum galiba...

Ayrıca, bugün "illuminatus" oldum. Onunla ilgili. Klik klik tetris tuğlaları oturdu yerine. Meğer beş para etmez oldukları için benimle aynı havayı soluma, sesimi duyma ihtimallerine bile tahammül edemiyormuş. Beni üzen, bana hak ettiğim gibi davranmayan herkesten korumaya çalışmış beni hep. Ve hala öyle! Bugün bir daha sevdim sanırım. Boşuna deniz fenerim olmadığını biliyordum...

11 Şubat 2017 Cumartesi

Ölüsünü Değişmem

Başlık biraz ürkütücü oldu biliyorum. Böyle ifadelerimiz var bizim işte 😃 Hele anneannemde ne gün yüzü görmemiş laflar var... Duymalara, dinlemelere doyamıyorum 😜😜😜 Ergenliğimde kadıncağızı az delirtmedim. Böyle delirttiğim zamanlarda "cehennem ol, çık yukarııı!!" diye bağırması en unutamadıklarımdandır. Hakkını asla ödeyemeyeceğim, hala daha benimle gülen benimle ağlayan, en değerlilerimden biridir canımın içi 😚😚 Ve ben de hala üzüyorum işte...

Neden böyle bir başlık seçtim? Çünkü herkes herkesle ilişiki yaşıyor, evleniyor, anne-baba bile oluyor ama çoğunun ilişkisi pamuk ipliğine bağlı. Elbette genelleme yapmıyorum, koca dünyada bir biz sevmedik illaki. Ancak, o kadar sahte ilişkiler, sahte insanlar gördüm/görüyorum/görmeye de devam edeceğim, bizimkisi bir başka geliyor gözüme işte. "Kuzguna yavrusu şahin görünür" oldu bu biraz galiba 😏😏😏 Valla ne olduysa oldu.

Dün ben bir hayli fena oldum çünkü işyerinde son günümdü. Dile kolay 2 seneyi devirdik. Oda arkadaşlarım, 2 senedir en çok gördüğüm insanlar! Bütün huysuzluklarıma, deliliklerime en yakın şahitler. İşten, güçten sıkıldığımda "mö"lüyodum bile yani o kadar 😝😝😝😝

Nerden çıktı bu "ineklik"? Bilmiyorum, hiç sormayın. Tamamen dürtüsel 😁😁😁😁😁😁😁 Belki de şema terapi lazım! Zaten sevgili psikiyatristimiz, nur topu gibi "borderline" teşhisi koymuş. Dikkate alınan  8 göstergeden 6'sını taşıyormuşum!! Allah aşkına, benim etrafımda "borderline" olmayan yok o zaman. Tamam, kabul ediyorum, fevriyim, inatçıyım, tepkiselim, duygusalım, nev-i şahsına münhasır saçmalıklarım var... Ama kim farklı ki?? Hepimiz deliyiz işte!

Zaten biz oda olarak, patronumuzun en önemli işe alım kriterinin "kaçık" olmak olduğuna karar vermiştik 😝😝😝 Delilikte yarışıyoruz çünkü! Özleyeceğim, gerçekten... Ayrıca, patronum da hakikaten gördüğüm en iyi patrondu. Bunu da söylemeden edemeyeceğim. Pazartesi pastamı alıp gittiğimde, ağlarım yine ben. Kesin! Ağlaktım, zır ağlak oldum zaten...

Bak yine dağıttım konuyu! İşyerimde son günüm olduğu için dün çok garip oldum işte. Rutinim bozuldu, arkadaşlarımı özleyeceğim vesaire... Evet, daha mutlu olacağım bir iş hayatı için bu adımı attım ama yine de üzülüyor işte insan. Geldi yanıma, beni teselli etti. Yüzümü güldürdü. Yönlendirdi. Dinledi. Anladı. Sardı, sarmaladı. Gerçekten babamla çok ortak yönü var. Sevmediklerim de var içlerinde. Hayran olduklarım da. (Göz ameliyatımdan önce beni korkudan ateşler basmışken, annem ağlamamak için kendini zor tutarken, babamın 2 saat boyunca hiç durmadan konuşması, esprilerin/enstantenelerin ardı arkasının kesilmemesi, en nihayetinde annemle benim de bu bombardımandan sersemlememiz geldi aklıma yine 😊😊😊)

Kısacası; değil mi ki ben kendimi kötü hissettim diye hemen onu aramışım, değil mi ki o da işini, gücünü bırakıp, fırlamış, yanıma gelmiş? Ayrılmış olmamıza rağmen! İşte bu yüzden, ben ilişkimin bitmişini bile değişmem. Yani ölüsünü bile değişmem 😊

9 Şubat 2017 Perşembe

9. Gün

Patronum en sonunda benimle konuştu. İki gün sonra yıllık izne çıkıyorum ve 1 Mart itibariyle artık burada çalışmayacağım. Hayatım değişiyor...

Şimdi bana tebdil-i mekanlar demek ki 😊

İşin ilginç tarafı, işimin ve ilişkimin de akibeti arka arkaya netleşti. Muallaktayım demiştim ya, artık değilim işte. Ne işim var ne de sevgilim...

Hep dediğimiz gibi hayırlısı İnşallah 🙏 

Nasıl hissediyorum? Boşluk hissediyorum tabii. Bir de itiraf etmesi zor ama yalnız ve güçsüz hissediyorum biraz. Garip ya da hatalı olabilir ama yine de en çok ondan güç alıyorum. Hala... Hemen onu aradım zaten. 

Neyse bakalım, tekrar yazacağım sonra. Şu garip ruh halimden bir kurtulayım...


8 Şubat 2017 Çarşamba

8. Gün

Facebook hesabım kalıcı olarak silindi. Sanırım 2008'den beri kullandığım, resmen hayatımın bir bölümünü içeren sosyal platform havaya uçtu. Kalıcı olarak silmeye gönderdikten sonra sana 14 gün süre tanıyorlar. Pişman olursun diye. 14 gün içinde hesabına giriş yaparsan, silme isteğin iptal ediliyor. Çok kararlı olduğum için tekrar giriş yapmadım ve en sonunda buuummm!!! Time is up 💣

.....................

Yine biraz ara verdikten sonra devam ediyorum yazıya. Neden ara verdiğimi de anlatacağım biraz sonra. Facebook diyorduk. Ne oldu öldüm mü Facebook hesabımı kapattım diye? Ölmedim. Herhangi bir sosyal medya uygulaması kullanmadan da yaşayabiliyormuş demek ki insan!! Haaa sadece neye üzüldüm, komik gelecek biliyorum ama 45. seviyeye geldiğim bir oyun vardı, çok da eğleniyordum oynarken, o da buhar olup uçtu... Sadece buna üzüldüm. Üzülmek denirse...

Bugün bir şey yaptım, onu da yazmak istiyorum. Öldükten sonra organlarımı bağışlayabilmek için yetkili olduğunu düşündüğüm kuruma mail attım. Herhalde dönüş yaparlar. İlgilenenler için web sayfasını paylaşmak istiyorum: https://www.tonv.org.tr/tr/organ-bagisi/organ-bagisi-icin-nereye-basvurabilirim/

Bugün bitirdiğim, okumaktan acayip zevk aldığım kitaptan da etkilendim muhtemelen. Kitabın adı "5. Tüp", okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Gerçi kitap illegal organ nakilleri üzerine kurgulanmış ama bir yandan da organ bağışının ne kadar kutsal bir şey olduğunu tekrar tekrar hissettiriyor okuyucuya.

Gelelim yazıya niye ara verdiğime ve tarihe not düşme kısmına...

08.02.2017 tarihinde ilişkimiz resmen bitmiş bulunmakta. O hangi tarihi kabul ederse etsin, ben kendi içimdeki tarihe bakarım. Kendi mücadeleme, umuduma bakarım. Bugün, bende mücadele bitti. Umut bitti. Hayaller bitti. Buraya kadarmış, bu kadarmış. Çok da matah değilmiş aslında bizim aşkımız, sevgimiz demek ki. Beni ellere bırakıp giden adama, Adam demem ben artık!!

Herkes tercihleri, kararları doğrultusunda yaşar hayatını. Ben elimden geleni yaptım. Sadece şunu belirtmeden edemeyeceğim, okuyacak çünkü biliyorum. Hikmetinden sual olunmaz Yüce Rabbim neden size böyle orantısız bir özgüven vermiş acaba? Tövbe, tövbe...

Babamda da aynı şeyi gördüm, onda da! Kendilerini ultra zeki zannedip, karşılarındaki kadını gerizekalının başkanı kefesine koyuyorlar. Rüyasında görmüşmüşmüş... Hadi oradan!! Ne yaptığını biliyorum. En başından beri amacının ne olduğunu biliyorum. Başımın gözümün sadakası olsun. Senin canın sağ olsun. Allah yolunu, bahtını açık etsin İnşallah.

Dua bitti. Kapanış.

7 Şubat 2017 Salı

7. Gün

Sanırım bu Prozac beni biraz hissizleştirdi. Temel ihtiyaçlardan başka bir şey çok da umurumda değil sanki. Belki de yine o bildik evreye girmişimdir. Haksızlığa uğradığımı iyice anlayıp içime kapandığım evre... diye devam edecektim bu yazıya işten çıkmadan ama yazmak bile istemedim. Yarım kaldı o yüzden. Şimdi devam ediyorum.

Şu an sorsalar o kadar da hissiz hissetmiyorum 😀Böyle de gel-git bir insanım işte!! "Sana Amarula alayım diye bakıyorum..." dedi ya telefonda, yine sevindirik oldum 😍

Sevindirik olunca vurdum kendimi alışverişe 😎😎😎 Onun için de bir şeyler düşündüm tabi ama riskli oldu biraz. Bakalım, sonucu birlikte göreceğiz.

Biz ilk defa geçen sene 13 Şubat'ta yemeğe çıkmıştık. Cumartesi olduğu için 14 Şubat muamelesi yapmıştı müessese, masanın üzeri gül yapraklarıyla kaplıydı. İkimiz de şaşırıp kalmıştık. 1 sene mi geçmiş üstünden!!! Sevgili aynı fikirde değil ama ben isterdim bu sene de oraya gitmek. Öyle ya da böyle bizim başlangıcımız orası.

Birlikte yaşamaya başlayana kadar duygu senkronizasyonunda hep bir sıkıntı vardı. Biri önde, biri geride kaldı hep. O her zaman bunu hatırlatır zaten! Aynı evde yaşamaya başladıktan sonra birbirimizi yakaladık ve mükemmel bir armoni başladı. Söylemesi garip ama şu anda da o armoni devam ediyor. Ciddi bir darbe aldık ama kimse pes etmedi. Kimse unutmadı da...

Sanki sadece ikimizin toplam ağırlığıyla dünyayı yerinden oynatabilen bir kaldıraçtayız. (Arşimet'e saygıyla 🙏)

Kısacası;

Bugün resmine bakıyordum, "Allah'ım nasıl özledimmmm, tipe bakkk, ne hoş gülmüş benim sevgilimmmm...." diyerek tüm zamanların içinde kayboldum. Sonra aklıma eşyalarımı teker teker taşıdığım geldi. O evin artık bizim evimiz olmadığı, resmimizin bile yerinde durmadığı... Sinirlendim, üzüldüm, korktum.

Sonra da Halka 3'e gitmekle ilgili beni çok farklı (!) yollardan onore eden cümlesini hatırladım, güldüm yine istemsiz. Buraya yazamayacağım ama bir hayli komikti 😆😆😆

Onun da aynı durumda olduğunu biliyorum. Allah bizi bildiği gibi yapsın İnşallah 🙇

İyi geceler...


6 Şubat 2017 Pazartesi

6. Gün

Daft Punk / Instant Crush eşliğinde yazıyorum bu sefer. YouTube olmasa Pazartesiler hiç çekilmeyecek gerçekten. Zaten güne suların kesilmesiyle başladık! Tam benim gibi pimpiriklilere göre 😕 Neyse çok sürmedi Allahtan. Ödeme yapmayı geciktirmeye çalışan birkaç değerli (!) müşterimizi de tehdit ettikten sonra keyfim yerine geldi zaten 😈

Sevgili...

Sevgili, Çanakkale'de beni götürmeye söz verdiği yerde. Aramızda yaklaşık 3.000 km var an itibariyle. Fark eder mi sanki? Sanki hala bizim ofise yürüme mesafesi olan ofiste, hani dün akşam kahve içtiğimiz, onu uğurladığım ofis. Bugün bu konudan bahsetmek istemiyorum aslında. Her şey olacağına varacak nasıl olsa. Zaten her türlü zor olacak, bunu ikimiz de biliyoruz. Dün akşam kendi de söyledi. A aa ona yapacağım bir ufak 4square misillemesi hediyem var ama... Azıcık yaylar gevşesin 😛😛

Ben bugün çok aptalca bir fobimden bahsetmek istiyorum. Gereksiz ama bahsetmek istiyorum işte. Maksat, tarihe kayıt düşelim. Bunu kaç kişiye söyledim şu ana kadar çok emin değilim. Galiba sadece annem. Sudan korkuyorum. Daha doğrusu gürül gürül akan sulardan korkuyorum. Duş dahil hahahahaha 😝😝😝😝😝 gerçekten, çok aptalca ama doğru! Hem de benim gibi bir su burcu kadın!! Hani "su kuşu" diye tabir ettiğimiz, denizden saatlerce çıkmak bilmeyen bir profilim aslında. Neden akan sulardan korkuyorum? Kim bilir... Çok anlamsız.

İlk anneannemlerin banyosunda fark etmiştim bu korkuyu. Nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlatmak gerekirse, elimize aldığımız hareketli ahizeden korkmuyorum tabii ki. Tepede olan, sabit duştan korkuyorum. Gözüm kapalı duşun altına girersem, katiyen açamıyorum o duşu gümbür gümbür. Sevgilinin evindeki (eskiden bizim evimiz olan!) kocaman, bir sürü fıskiye delikli, nerdeyse kafam kadar olan sabit duşun altına girip de suyu sonradan açamadım hiç mesela. Hep önce suyu açtım, sonra suya kendimi bıraktım 😡😡😡😡 Garip ama gerçek işte...

Hemen de aklıma bir anımız geldi bak. Geçen sene Mart ayı. Bizim kulübün etkinliği dolayısıyla Davutlar'da kaplıcadayız. Beynimin hükmedemediğim bölgelerinin Sevgiliyi, Sevgili olarak seçtiği gün aslında o gün. Biz bunu çok sonra fark ettik. Neyse efendim, Sevgili o gün, kaplıcanın kaynağına yüzümü dayayıp, kükürt, radon, magnezyum ve bilmem ne kadar çok mineral ve gazın dışarı çıktığı ılıcanın içine girip nefes almaya çalışmamı, bunun çok faydalı olduğunu söylemişti. Ben de korkuyorum diyememiştim tabi, girmiştim suyun içine 😊 Ama gel bir de bana sor! (Yanlış hatırlamıyorsam, önce onu izlemiştim de sonra ben girmiştim galiba 😁😁😁😁😁 )

Zaten oldum olası korkularımın üzerine gitmeye çalışırım ama her zaman korkumu yenmek amaçlı değil. Bazen de böyle yiğitliğe leke sürdürmemek için. Ya da en basiti, tuhaf duruma düşmemek için!!!

Bir daha da gitmedik! Pis 😣

Neyse, mesainin bitmesine az bir vakit kaldı. Toparlanayım bari.

C U ( bana böyle yazıp duruyo, gıcık oluyorum galiba...)

Not: Bitirirken de "We are Young" çalıyor 😄

5 Şubat 2017 Pazar

5. Gün

Tebdil-i mekanda ferahlık vardır. En sevdiğim atasözlerinden. İnsanın gerçekten bazen içinde bulunduğu sarmaldan çıkması gerekir. Şehir ya da ülke değiştirmek bir yana, bir arkadaşında ya da sevdiğin bir akrabada kalmak bile ufkunu açar, nefes aldırır. İnsan psikolojisi o kadar acayip ki!! 2. Dünya Savaşı sırasında üremek içgüdüsüyle tekrar yumurta üretmeye başlayan menopoza girmiş kadın anatomileri mi diyelim? Kaza anında salgılanan anormal Adrenalin hormonu sayesinde arabayı çıplak elle kaldırtan insan gücü mü diyelim? Ben de şu an fizyolojik değişimler geçiriyorum mesela. Kısacası insan psikolojisi de fizyolojisi de bir garip işte.

Bir de ne var biliyor musunuz? Bunalımlı zamanlarda insanın bakış açıları değişiyor gerçekten. Hani tüm o iliklerimize işleyen parçalar büyük acılar çekilirken yazılmış, derin bunalımların meyvesi olmuş vs. Öyle derler, ben de inanırım çünkü kendimden biliyorum. Gayet neşeli, enerjik ve yaşama sevinci doluyken, oturup iki satır bile yazmak gelmiyor aklıma açıkçası. Böyle bir ihtiyaç duymuyorum.

Ya da büyük dehaların hayatlarının hep çapraşık, kasvetli, hastalıklı olması gibi. Lewis Carroll gibi bir kült isim bile pedofili ile suçlandı, daha ne diyeyim? Öyle muazzam bir hayal gücünü barındıran beynin karanlık yüzü... Gerçi o hayran kaldığımız hayal gücünün de çocuklara ait olduğu söyleniyor, bilemiyorum.

Uzun lafın kısası, bu aralar olaylara daha "sinektik" yaklaştığım kesin. (Bu nadide kelimeyi sözcük dağarcığıma sokan Doktora danışman hocama da selam olsun 🙋) Yani farklı açılardan değerlendirmeye, anlamaya çalışıyorum. Daha nesnel, daha geniş perspektiften okumaya çalışıyorum... olabildiği kadar. Eskiye göre kayda değer bir fark var, o kesin.

.........

Zat-ı şahaneleri eşya topluyormuş şimdi. Kendisi biraz hava alacak. Bence de bu hava değişiminin zamanlaması isabet oldu. Belki bu arabesk haftalardan sonra soluyacağı farklı hava iyi gelir ona. Tüm kalbimle bunu diliyorum 🙏

Ayrıca;

İnşallah, çocukluğundan ve ilk gençliğinden biriktirip getirdiği "değersizlik" yanılsamasını da yakar, kurutur bu vesile ile. Çünkü çok değerli...

.........

İşte olaylara çok sinektik yaklaşınca da böyle daldan dala konuyoruz, ne yapalım? 😀😀😀😀 Sanırım yazıyı bir sonuca bağlayamayacağım, çok dağıldım. En iyisi uyumak. Uyuyalım, iyileşelim!

Herkese iyi geceler, herkese iyi haftalar...

Güle güle git, güle güle gel Sevgilim... seni bekliyorum.























4 Şubat 2017 Cumartesi

4. Gün

Yine aptal bir Cumartesi mesaideyim izninizle. Yine otopark bulamadım ve ceza yiyebileceğim bir yere park ettim, 4'e kadar buradayım vs. vs. Çalışılan Cumartesi bunalımı vol. 6354665449646 😃

Tabi bugün bir hayli de uykusuzum. Yazıyı bitirip masamın üstüne sızacağım büyük ihtimalle. Neden derseniz, oyunu bozdum ondan. Dün akşam Kardeş ile birlikte Sevgili'ye gittik. Yeterince zaman geçmemişti aslında, korlar soğumamıştı. Ama dayanamadım işte. O da dayanamadı. İyi halt ettik! Yine konu döndü dolaştı, malum yere geldi... sinirler gerildi... ordular çarpıştı!

Sabah 5 oldu, o hala ismimi sayıklıyordu. Sabah 5 oldu, ben yine ona sarılıyordum.

Öyle de salak salak anlaşıyoruz ki aslında bir bilseniz 😏

(n) sayısı hakkında falan konuşup, yok konuşmak da değil de bilgiçlik taslıyoruz. Sonra "Tortellini"den dersler veriyor bana canımın içi. Çok bilir her şeyi. Bilir ama gerçekten. Adam beni öldürdü öldürecek, ben Roma'dan bahsediyorum falan... Ama anlıyor o beni biliyorum. İstemese de anlıyor, işine gelmese de anlıyor.

Bir Marta Marista'yı anmamışız dün gece herhalde. (Şizofrenik beynim yüzünden rüyamda gördüğüm eski eşten önceki eski eş (!) 😟)

Bir de gece bir ara Kardeş ikimize birden küfrediyordu 😆😆😆😆😆 Orası da komikti bak. O kızın hakkını nasıl ödeyeceğiz bilmiyorum.

Velhasılıkelam, gitmemeliydim. Juniorları görmek iyi geldi gerçi her zamanki gibi ama yine de gitmemeliydim. Bana artık sinirlenmesini istemiyorum, beni sayıklamasını istemiyorum. Kendini toparlayana kadar onu görmeyeceğim.

........

Bir yarım saat kadar uyuduktan sonra kaldığım yerden devam ediyorum. Ne uyudum şu ofiste Allah'ım kimseler inanmaz. Patron da yemin etti benimle çıkışımı konuşmamaya. O kadar acayip bir süreç işte, ilişkimin ne olacağı belli değil, işimin ne olacağı belli değil.

"Hayırlısı de!" diyor ya bana, hayırlısı İnşallah 🙏


3 Şubat 2017 Cuma

3. Gün

8 küsur aydır ilk defa 24 saatten fazladır hiç bir irtibatımız yok. For better good deyip, sineye çekiyorum ama bizi neler bekliyor hiç emin değilim.

Ben aynı ben değilim. O aynı o değil. Aynı olan hala birbirimizi çok seviyor olmamız. Bakalım yeterli olacak mı?

Son 20 gündür yeni bir şeyler de öğrendim bu arada.

Ne kadar kompleksli, kibirli olduğumdan mı başlayayım? İnsanlardan hepten soğuduğumu mu anlatayım? Onun tam bir control freak olduğunu mu vurgulayayım?

Ama neydi önemli olan? Her şeyden önemli! Çok önemli bir şeyler vardı. Unutmamalıyız. Birlikte gezdik, birlikte güldük, birlikte dedikodu yaptık, ağladık, uyuduk, uyandık, yüzdük, hastalandık... Hepsinde eğlendik. Kavgalarımızın bile bir hazzı vardı. Değdi mi şimdi bu noktalara gelmeye?

Neler bekliyor bizi bilmiyorum sevgilim.

Gerçekten istersek toparlayabilir miyiz birbirimizi tekrar?

Yoksa çatlayan bardağı çöpe mi atmalıyız?

Ama biz bardak değiliz değil mi?

Zaten bu filmin ana teması insan olmamız...

Sanırım şu an climax'teyiz. Haydi inşallah hayırlı, mutlu sonlara... 🙇

2 Şubat 2017 Perşembe

2. Gün

Mesai saatlerinin yeni bittiği şu dakikalarda kafamda "quantum bilgisayarlar", "constant data" ıvır zıvır. Sanki çok berrakmışım gibi üstüne tuz biber 😔

Neyse efendim, bugün bu işyerinde tam tamına 2 senemi doldurmuş bulunuyorum. Ve evet çok kısa bir zaman içinde ayrılacağım. Zaten bende bir nevi sıkılma problemi var. Belki bu Prozac dönemi bu sorunuma da çare olur.

Bu yaşımda o kadar çok şey öğrendim ki kendimle ilgili, sayısı çok. Hatta desperate time kabilinden sayacağımız bu dönemde artan frekansla öğrenmeye devam ediyorum.

Neler öğrendiğimi de yazacağım ama şimdi değil. Sanırım biraz daha cesaret toplamam gerekiyor. Ayrıca, vapura yetişmeliyim.

Yarın umarım daha rahat yazabileceğim bir atmosfer yakalarım.


1 Şubat 2017 Çarşamba

1. Gün

Seni görmediğim her gün buraya yazacağım. Yazarak rahatlamayı denemeye karar verdim. Dün akşam anladım ki gerçekten bazı şeyler hemen atlatılmıyor. İnsanlar sonsuz dünya. Sonsuz dünyalardan oluşan sonsuz galaksilerin oluşturduğu sonsuz bir evrendeki canlı, cansız tüm oluşumlara her şeyin koca bir şaka olduğunu haykırmak istiyorum! 2017'nin ilk şakası... Ama hiç komik değil.

Ulaşabileceğim tüm içki ve sigaraları aynı anda içip, gerçekle tüm bağlantımı kesmek istedim. Defalarca. Tabi öyle bir şey olmuyor. Neyse ki elleri öpülesi bazı sakinleştirici ilaçlar var da imdadıma yetişti. Sende de durum farklı değil, biliyorum, gördüm, dinledim. Asıl tahammül edemediğim de bu aslında. Sebep olup, ilaç da olacak olan ama bir türlü olamayan "taraf"ım şu anda.

Yine dün akşam anladığım gibi maalesef elimde bir sihirli değnek yok ve sana dünyayı kendi gözlerimden gösteremiyorum. Olmuyor, ne kadar anlatsam da olmuyor. Ve bencillik yapıyorum. Düpedüz hem de... Buz gibi bencillik. Sana hiç zaman tanımadan, her şey istediğim gibi devam etsin istiyorum. İstiyordum. Dün akşama kadar.

Bugünden itibaren farklı olacak. Sana söz verdiğim gibi. Bencillik yok, sabırsızlık yok, isyan yok, öfke yok. Evet dramatik ve sanatsal buluşmalar haz veriyor ama ne kadar yorucu ve yıpratıcı olduğunu da defalarca onadık. Şimdi sana bol vakitler, huzurlar... Bana sabırlar, sarı günler... Yeter ki sonra yine pırıl pırıl olalım 🙏

Ben de bu süre zarfında bol bol kitap okumalı, Yoga yapmalı, buraya yazmalı ve yeni dadandığım anket doldurma eylemlerine odaklanmalıyım sanırım.

Her şey daha iyi olacak. Sana söz!